Hava Durumu

#Düzenli Egzersiz

- Düzenli Egzersiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Düzenli Egzersiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SAĞLIKLI VE UZUN YAŞAMANIN PÜF NOKTALARI Haber

SAĞLIKLI VE UZUN YAŞAMANIN PÜF NOKTALARI

Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve nitelikli uykunun en başta gelen konular olduğunu ifade eden Dr. Yavuzcan, “Dengeli beslenin. Çeşitli meyveler, tüm sebzeler, aşırıya kaçmadan atalık tohumlardan elde edilmiş tahıllar, kaliteli ve temiz proteinler, sağlıklı yağlar tüketin. İşlenmiş gıdaları, şekeri sıfırlamaya çalışın hayatınızda. Basit karbonhidrat türevlerini ve tuzu en aza indirin. Düzenli egzersiz yapın. Kuvvet antrenmanı egzersizleri ile birlikte her hafta en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite veya 75 dakika şiddetli aktivite hedefleyin” diye konuştu. Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, ayrıca uyku düzeni ve stres yönetiminin kronik süreçlerdeki etkilerine dikkat çekerek, yeterli uykunun önemini vurguladı. Uykusuzluğun metabolik risklerine işaret eden Dr. Yavuzcan, “Gece başına 7-9 saat kaliteli uyku aldığınızdan emin olun. Unutmayınız ki dört gece üst üste uykusuz kaldığınız dönemde bile insülin salınımızda bozulmalar ve sonrasında insülin direnci gelişebilir. Diğer taraftan stres yönetimini önemseyin. Meditasyon, yoga, derin nefes alma veya hoşlandığınız hobiler gibi stres azaltıcı teknikler uygulayın. Bu tip egzersizler vücudumuzda gereksiz yere fazla aktivasyon gösteren sempatik sinir sistemini dengelemek için yardımcı yöntemlerdir. Sağlıklı ve uzun yaşamak için ilaveten düzenli doktor kontrolleri de yaptırılmalı. Olası sağlık sorunlarını erkenden yakalamak için düzenli kontroller ve taramalar için sağlık uzmanınızı ziyaret edin” dedi. Sağlıklı yaşamın diğer bileşenlerini ve ruh sağlığı adımlarını sıralayan Fonksiyonel Tıp Hekimi / Fitoterapist Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Hidrasyon: Gün boyunca bol miktarda su ve sıvı alımına dikkat ediniz. Ruh Sağlığı: Olumlu bir bakış açısını koruyun, sosyal olarak bağlı kalın ve zihninizi aktif tutan faaliyetlerde bulunun. Zararlı Davranışlardan Kaçının: Sigara içmekten kaçının, alkol tüketimini sınırlandırın ve riskli davranışlardan kaçının. İdeal Kilo: Diyet ve egzersiz yoluyla sağlıklı kilonuzu koruyun. Sağlıklı Çevre: Temiz bir çevrede yaşayın ve kirleticilere ve toksinlere maruz kalmayı azaltın. Bu alışkanlıkların uygulanması daha sağlıklı ve potansiyel olarak daha uzun bir yaşama önemli ölçüde katkıda bulunabileceğini unutmayınız” şeklinde konuştu. Dr. Yavuzcan, sağlıklı yaşayan insanların ortak özelliklerine, neleri yapıp nelerden uzak durduklarına değinerek, proaktif yaklaşımların önemini belirtti. Sağlıklı bireylerin rutin uygulamalarını aktaran Dr. Yavuzcan, “Düzenli egzersiz yapın. Yürüme, koşma, yüzme, yoga ve kuvvet antrenmanı gibi aktivitelerde bulunun. Besin açısından zengin gıdalar yiyin. Meyve, çeşitli sebze, yeterli ve temiz protein kaynakları, protein, balık, fındık ve tohum gibi bütün gıdalara odaklanın. Susuz kalmayın. Bol su için ve şekerli ve kafeinli içecekleri sınırlayın. İyi uyuyun. Düzenli bir uyku programı oluşturun ve dinlendirici bir uyku ortamı yaratın. Stresle başa çıkın. Rahatlama teknikleri uygulayın, hobiler edinin ve iş-yaşam dengesini koruyun. Düzenli sağlık kontrolleri yaptırın. Rutin kontroller ve taramalar için sağlık hizmeti sağlayıcılarını ziyaret edin. Sosyal olarak bağlantılı kalın. Arkadaşlarınızla ve ailenizle iletişim kurun, sosyal faaliyetlere ve topluluk etkinliklerine katılın” dedi. Sağlıklı insanların kaçındığı faktörleri listeleyen Dr. Yavuzcan, sözlerini şöyle tamamladı: “İşlenmiş gıdaların, şekerli atıştırmalıkların ve şeker oranı yüksek içeceklerin tüketimini sınırlayın. Hareketsiz yaşam tarzından uzak durun. Uzun süreli hareketsizlikten ve hareketsiz davranışlardan kaçının. Sigara içmekten, aşırı içki içmekten ve eğlence amaçlı uyuşturucu kullanmaktan kaçının. Aşırı kalori alımından kaçının ve porsiyon kontrolü uygulayın. Zehirli ve zararlı ilişkilerden uzak durun. Yönetilemeyen stresten kaçının ve stresi azaltmanın ve stresle etkili bir şekilde başa çıkmanın yollarını arayın. Tıbbi kontrolleri atlamaktan ve sağlık sorunlarını görmezden gelmekten kaçının. Özetle, sağlıklı insanlar diyetlerinde, fiziksel aktivitelerinde, ruh sağlıklarında ve ilişkilerinde dikkatli seçimler yaparak refahları için proaktif bir yaklaşım benimserler. Dengeli bir yaşam tarzı sürdürmeye ve zararlı alışkanlıklardan kaçınmaya odaklanırlar.”

Boyun sağlığı için atkı şart! Haber

Boyun sağlığı için atkı şart!

Her insanın hayatının bir döneminde karşılaştığı boyun ağrısı, günlük yaşamı felç edebilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle kış aylarında artış gösteren bu şikayetlerin doğru yönetilmediğinde kronikleşerek boyun fıtığına zemin hazırlayabildiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hava değişimleri ve terliyken maruz kalınan soğuk hava vücuttaki ağrı hücrelerini harekete geçirerek ciddi kas tutulmalarına yol açabiliyor. Özellikle spor veya sauna sonrası vücut ısısını dengelemeden soğuğa çıkmak boyun ve bel sağlığını riske atmak anlamına gelebilir. Soğuk ve rüzgârlı havalarda özellikle atkı kullanımı boyun sağlığı için çok önemli” açıklamasında bulundu. BOYUN AĞRILARI YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR Hemen her bireyin hayatının belirli bir döneminde tecrübe ettiği boyun ağrılarının gündelik yaşamda en basit işleri dahi güçleştiren ciddi bir hareket kısıtlılığına yol açabildiğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Başa, sırta ve kollara kadar yayılabilen bu ağrıların temelinde mekanik nedenler, boyun patolojileri veya psikolojik faktörler yatabiliyor. Özellikle gün boyu masa başında öne eğik çalışanlarda, uygun olmayan yastık kullananlarda veya ev işlerini sabit pozisyonda yapanlarda görülen mekanik ağrılar, yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor” şeklinde konuştu. YAŞLANMAYA BAĞLI GELİŞEN KİREÇLENME DE BOYUN FITIĞINA NEDEN OLABİLİYOR Boyun fıtığı ve kireçlenme gibi omurga hastalıklarının ise daha profesyonel bir yaklaşım gerektiren süreçler olabildiğini paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Boyunda omur kemikleri arasındaki disk dokusunun zamanla özelliğini yitirerek sinirlere baskı yapması sadece ağrıya değil aynı zamanda kollarda uyuşma, güç kaybı ve hatta yürüme bozukluklarına neden olabiliyor. Yaşlanmaya bağlı gelişen kireçlenmeler ve yaşanan travmalar da bu süreci hızlandırarak boyun yapısında kalıcı hasarlar oluşturabiliyor” diye konuştu. STRES DE BOYUN AĞRILARINI ARTIRIYOR! Ağrının psikolojik nedenler dolayısıyla da yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Stres vücudumuzu olumsuz etkileyen bir durumdur. Stresliyken, kaslarımız farkında olmadan gerilir ve bu durum bel, boyun gibi ağrılara yol açar. Bu ağrılarda kişiyi daha sıkıntıya sokarak, bir kısır döngüye neden olabilir. Bu ağrılarda masaj, sıcak banyo ve egzersiz faydalı olur. Asıl faktör olan stres ortadan kaldırılmalı” dedi. BOYUN AĞRISINDAN KURTULMAK İÇİN ALTIN KURALLAR Uzman önerileri arasında dik oturmak ve yürümek, uygun yastık kullanmak, bilgisayar başında uzun süre kalmamak, kulaklıkla telefon görüşmesi yapmak, soğuktan korunmak ve düzenli egzersiz yer alıyor. Göçmen, “Boyun ağrınız geçmiyor, kolunuza yayılıyor, uyuşma ve güç kaybı yapıyor ya da yürümenizi zorlaştırıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalı” uyarısında bulundu.

Kanserden değil, geç kalmaktan korkun! Haber

Kanserden değil, geç kalmaktan korkun!

Uluslararası Kanserle Mücadele Örgütü öncülüğünde tüm dünyada 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılan bu özel gün kapsamında, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak, erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor. ERKEN TANI TEDAVİ ŞANSINI ARTIRIYOR Kanserde erken teşhisin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirten Doç. Dr. Selin Aktürk Esen, “Kanserden korunmaya yönelik öneriler kanser türüne göre farklılık gösterebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigara, alkolden uzak durulması, cilt kanserleri için güneş maruziyetinin azaltılması ve güneş koruyucu kullanımı ile birlikte düzenli doktor kontrollerinin büyük önem taşır” dedi. Kanser tanısı alan hastaların ilk olarak bir medikal onkoloğa başvurması gerektiğini vurgulayan Esen, tedavi sürecinin hastaya özel bir yol haritası ile planlamasının önemine dikkat çekti. Kanserin türüne ve evresine göre cerrahi tedaviler, radyoterapi, kemoterapi, akıllı ilaçlar ve diğer güncel tedavi seçeneklerinin belirlendiğini ifade eden Esen, bu sürecin mutlaka uzman hekim eşliğinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde birçok kanser türünde etkili tedavilerin mümkün olduğunu belirten Esen, her hastanın sürecinin farklı olduğunu ve bu nedenle tedavilerin bireye özel olarak planlandığını söyledi. Multidisipliner konseylerde hastaların haftalık olarak değerlendirildiğini aktaran Esen, “Hastalık yoktur, hasta vardır. Her tedavi bireye özeldir” anlayışıyla hastaların yanında olduklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.