Hava Durumu

#Düzenleme

- Düzenleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Düzenleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım arazileri için yeni dönem! Amaç dışı kullanıma sıkı denetim Haber

Tarım arazileri için yeni dönem! Amaç dışı kullanıma sıkı denetim

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile tarım arazilerinin korunması, planlı kullanımı ve amaç dışı kullanımına ilişkin esaslar baştan sona yenilendi. Yönetmelik kapsamında, tarım arazilerinin sınıflandırılması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve arazi kullanımına yönelik izin süreçleri detaylı şekilde tanımlandı. Özellikle tarım arazilerinin keyfi şekilde farklı amaçlarla kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. İZİNSİZ BUNGALOV VE BAĞ EVLERİNE SERT TEDBİRLER Düzenlemeye göre, tarım arazilerinde yapılacak her türlü tarım dışı kullanım için sıkı kriterler getirildi. Alternatif alan bulunmaması, kamu yararı kararı alınması ve toprak koruma projelerine uyulması gibi şartlar zorunlu hale geldi. Büyük ova koruma alanlarında ise tarım dışı kullanım neredeyse tamamen yasaklandı. Buna göre bungalov ve bağ evi için kurul izni gerekecek, kaçak yapılar yıkılacak, tarlalar eski haline getirilecek Yıkım kararı olan yapıların 1 ay içinde yıkılması gerekirken, mevcut yapılar için de izin başvurusu yapılacak. Ayrıca Güneş Enerjisi Santrali (GES) gibi yatırımların yalnızca “kuru marjinal tarım arazileri” üzerinde kurulabileceği hükme bağlanırken, tarımsal amaçlı yapılar için de belirli kriterler ve denetim mekanizmaları oluşturuldu. Yeni yönetmelikle birlikte izinsiz yapılaşma ve amaç dışı kullanım durumlarında ağır yaptırımlar uygulanacak. İzinsiz faaliyetlerin durdurulması, yapıların yıkılması ve idari para cezalarının artırılması gibi yaptırımlar dikkat çekiyor. Öte yandan, illerde kurulacak Toprak Koruma Kurulları aracılığıyla arazi kullanım taleplerinin değerlendirilmesi ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi öngörülüyor. Yeni düzenleme ile birlikte 2017 yılında yürürlüğe giren önceki yönetmelik yürürlükten kaldırılırken, tarım arazilerinin korunmasına yönelik daha sıkı ve kapsamlı bir sistem hayata geçirilmiş oldu.

Özel sigortada 'akıllı eksper' dönemi başlıyor Haber

Özel sigortada 'akıllı eksper' dönemi başlıyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği uyarınca; 1 Nisan tarihi itibariyle Bursa ve Ordu illerinde kasko sigortası kapsamında ağır ya da tam hasara uğramış motorlu araçlar ile zorunlu trafik sigortasında 40 bin TL ve üzeri hasar görmüş motorlu araçların ekspertiz işlemi Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) sistemleri üzerinden zorunlu ve sıralı şekilde atanacak sigorta eksperleri tarafından yapılacak. Sigorta şirketleri, bu hasarlarda zorunlu olarak SBM üzerinden eksper görevlendirecek. Zorunlu trafik sigortası kapsamındaki 40 bin TL’nin altındaki hasarlarda ise sigorta şirketi ya da hak sahibinin eksper atamak istemesi halinde atama işlemi yine SBM üzerinden sıralı olarak yapılacak. Pilot uygulama kapsamında zorunlu trafik sigortasında hasar tespiti için atanan eksper, değer kaybı tazminatını da gerçek zarar ilkesi gözeterek hesaplayacak ve raporunda değer kaybı tazminat tutarına yer verecek. Hasar için eksper atanması durumunda değer kaybı tazminatının hesaplanması için hak sahibinin ayrıca talepte bulunmasına gerek kalmayacak. Dosyada halihazırda atanmış eksper bulunmaması şartıyla, sigortalı, sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişi tarafından her aşamada eksper atanabilecek. Trafik sigortasında eksper atanacak ise ilgili atama SBM üzerinden yapılacak. Hak sahipleri,Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin www.sbm.org.tr adresli internet sayfasından “Online İşlemler” ve “Eksper Atama” adımları takip edilerek e-devlet doğrulaması ile eksperi kolaylıkla atayabilecek. Eksper tarafından yapılan tespitlere, üç iş günü içinde sigortacı, sigortalı, sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından itiraz edilebilecek. İtiraz süresi, eksper raporunun SBM nezdindeki eksper rapor sistemine girişine ilişkin olarak muhataplara yapılan bildirimle başlayacak. İtiraz halinde, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin www.sbm.org.tr adresli internet sayfasından eksper ataması yapılacak. İtiraz üzerine atanan eksper tarafından düzenlenen raporun SBM nezdindeki eksper rapor sistemine girişine ilişkin bildirim yapılmasından itibaren üç iş günü içinde taraflardan birinin talebi halinde hakem eksper ataması da yapılabilecek. Eksper Akıllı Atama Sistemi pilot uygulaması 1 Nisan 2026 tarihinde Bursa ve Ordu illerinde başlayacak ve 3 ay süre ile uygulanacak. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu bu süreyi 6 aya kadar uzatmaya yetkili. Uzatma olmaz ise 1 Temmuz 2026 itibariyle tüm yurtta uygulama devreye girecek. 1 Nisan 2026 itibariyle tüm yurtta geçerli olmak üzere; kasko ve trafik sigortası dahil tüm branşlarda; ister sigortalı, ister hak sahibi, isterse de sigorta şirketi tarafından atansın tanzim edilen ilk eksper raporunun ücreti sigorta şirketi tarafından ödenecek."

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.