Hava Durumu

#Döngüsel Ekonomi

- Döngüsel Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döngüsel Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HOMETEX 2026, sektörü İstanbul’da buluşturdu Haber

HOMETEX 2026, sektörü İstanbul’da buluşturdu

Ev tekstili sektöründe dünyanın en prestijli organizasyonlarından biri olan HOMETEX, küresel oyuncuları İstanbul’da bir araya getirdi. 11 holde 200 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda 80’i aşkın ülkeden nitelikli alıcılar yeni iş birliklerinin temellerini attı. Türkiye ev tekstili sektörünün güç birliği yaptığı HOMETEX’te yaklaşık 600 firmanın yenilikçi koleksiyonlarını görücüye çıkardı. Yerli üreticiler ile yabancı alıcılar arasında köprü görevi üstlenen fuar kapsamında düzenlenen alım heyetleri de sektör temsilcileri için önemli fırsatlar oluşturdu. 80 FARKLI ÜLKEDEN ZİYARETÇİ Fuara Fransa, İtalya, Hindistan, Hollanda, Rusya Federasyonu, İspanya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere alım heyeti kapsamında 45, toplamda ise 80’i aşkın ülkeden nitelikli alıcılar, yerli firmalarla iş birliği masalarında bir araya geldi. Yurt içi ve yurt dışından zincir mağazalar, perakende devleri, otel ve proje grupları, mimarlar ile tasarımcılar, sektöre yön verecek yeni ihracat ve iş birliği imkanlarına imza attı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen üretici firmalar da stant açarak yeni sezon ürünlerini dünyaya tanıtma fırsatı buldu. HOMETEX 2026, tasarım alanları ve eş zamanlı olarak düzenlenen "HOMETEX Dialogs" oturumlarıyla sektörel dönüşümün de zirvesi oldu. Fuar süresince gerçekleştirilen panellere ev sahipliği yapan Dialogs sahnesinde; küresel tasarım trendlerinden döngüsel ekonomi pratiklerine, dijitalleşmeden tekstilde yapay zekâ kullanımının getirdiği yeni olanaklara kadar geniş bir vizyon paylaşıldı. Dünyaca ünlü trend uzmanları, akademisyenler, tekstil mühendisleri ve vizyoner tasarımcıların ağırlandığı seminerlerde, insan emeğinin özgünlüğü ile geleceğin teknolojilerini harmanlayan akıllı kumaş stratejileri konuşuldu. ULUSLARARASI KATILIMCILARDAN TÜRK TEKSTİLİNE TAM NOT Fuarı yakından takip eden ve ikili iş görüşmelerine katılan yabancı sektör temsilcileri ile tasarımcılar da Türk ev tekstili sektörünün ulaştığı noktayı değerlendirdi. Fuara Avusturya’dan katılan Veenu Kanwar, hem kurumsal/otel hem de konut sektörü için döşemelik ve perdelik kumaşlar üzerine çalıştıklarını belirterek, “B2B iş ortaklığı görüşmelerinde standı olmayan veya burada temsil edilmeyen diğer ortaklarla da tanışmak bizim için önemliydi ve aradığımız ürünler için çok güzel tedarik kaynakları bulduk.” dedi. HOMETEX'in zorlu küresel koşullara rağmen geçmiş yıllardaki gibi aynı yoğunluk ve hareketlilikte olduğunu belirten Kanwar, “Türkiye'den ürün tedarik ettiğim son 10 yıla baktığımda, ürün çeşitliliğinde gözle görülür bir artış var. Eskiden daha çok hafif tül ve perde alırken, şimdi her türlü döşemelik kumaş ve suni deriyi bulabiliyoruz. Kalite yüksek, tedarikçiler profesyonel, fiyatlar gayet iyi.” ifadelerini kullandı. Fuara Hollanda’dan gelen tasarımcı Marie Louise Van Steenbergen ise Türk üreticilerin işçilik yeteneğine ve zanaatkarlığına hayran kaldığını söyledi. Türk üreticilerin trendleri çok iyi yakaladığını dile getiren Steenbergen, “Yapay zekanın büyük rol oynamaya başladığı günümüzde, insan elinin dokunuşunu ve otantikliği göstermek çok kritik. Türk üreticilerin de tam olarak bunu sağlama potansiyeli var. Türk tekstil endüstrisinin şansı yüksek; çünkü Avrupa'nın geri kalanına coğrafi olarak daha yakınsınız ve çok güçlü bir üretim kültürüne sahipsiniz.” dedi. Fuara Macaristan’dan katılan Zsuzsanna Szentirmai de “Buradaki tekstil ürünlerini, tüm tasarımları ve kaliteleri çok etkileyici buldum. Ürünlerin en üst düzeyde olduğuna inanıyorum. İstanbul'a tekrar gelmeyi çok isterim, çünkü yeniliklerin nasıl geliştiğini görmek harika. Trendleri fantastik buluyorum.” diye konuştu. Fuara Rusya Federasyonu’ndan gelen Zaira Malieva da fuarın kendileri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Malieva, şunları söyledi: “Müşterilerimizin taleplerini karşılamaya bazen üretim kapasitemiz yetmeyebiliyor; bu yüzden buraya gelip ortaklarımızla tanışıyoruz. Bu yılki B2B görüşmeleri oldukça iyi geçti. Organizasyon her zamanki gibi 10 puanlıktı. Türklerin dünyadaki en güçlü tekstil üreticilerinden biri olduğunu düşünüyorum. Türkler trendleri belirliyor. Ev tekstili üretiminde çok iyiler ve bunu dünyadaki herkesten daha iyi yapıyorlar.” “TÜRK TEKSTİLİNİ HİÇBİR YERLE KIYASLAYAMAZSINIZ” Fuarın Moldovalı ziyaretçilerinden Mariana Conoenco da halı, yastık ve yorgan gibi ev tekstili ürünlerinin tamamını Türkiye’den tedarik ettiklerini söyledi. Conoenco, “Uzun yıllardır bu fuara geliyoruz ve kaliteden çok memnunuz. Ortaklarımız son derece duyarlı ve bize her konuda yardımcı oluyorlar. Tasarımlar çok güzel ve iletişimleri son derece başarılı. Türk tekstilini dünyadaki hiçbir tekstille kıyaslayamazsınız; hem tasarımlarıyla hem kalitesiyle her bakımdan kusursuz.” ifadelerini kullandı.

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk! Haber

E-atıklar ve atık piller çevre ile insan sağlığı için büyük risk!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, e-atıkların içerdiği ağır metaller nedeniyle doğa ve insan sağlığı üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu söyledi. “AĞIR METALLER EKOSİSTEMİ TEHDİT EDİYOR” Karan, atık pil ve elektronik cihazlarda bulunan kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi maddelerin toprağa ve su kaynaklarına karışarak ekosistemi bozabildiğini belirtti. Bu maddelerin doğada parçalanmadığını ve besin zincirinde birikerek canlılarda toksik etki oluşturduğunu ifade etti. Kurşunun sinir sistemi üzerinde, cıvanın ise böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara yol açabileceğini aktaran Karan, kadmiyumun böbrek hastalıkları ve kanser riskiyle ilişkilendirildiğini, nikelin ise alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini kaydetti. “E-ATIKLAR YILDA 1 MİLYON TONA ULAŞIYOR” Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton elektronik atık oluştuğunu belirten Karan, buna karşın geri dönüşüm oranlarının yüzde 6–7 seviyesinde kaldığını söyledi. Bu durumun toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. PİLLER ÇÖPE ATILMAMALI Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının büyük risk taşıdığını vurgulayan Karan, bu pillerin lisanslı tesislerde geri dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde ağır metallerin toprağa ve yeraltı sularına karışarak uzun vadeli çevresel kirlilik oluşturduğunu söyledi. Bireysel önlemlere de dikkat çeken Karan, tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi gerektiğini, eski elektronik cihazların ise belediyeler ve lisanslı geri dönüşüm noktalarına teslim edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi modelinin önem kazanacağını belirten Karan, üreticilerin ürünlerin geri dönüşüm sürecinden de sorumlu tutulmasını öngören sistemlerin yaygınlaştığını söyledi. Ayrıca yapay zekâ destekli ayrıştırma sistemleri ve dijital ürün pasaportlarının geri dönüşüm süreçlerini daha verimli hale getireceğini belirten Karan, temel hedefin atık üretimini azaltarak kaynakların daha uzun süre ekonomide tutulması olduğunu vurguladı.

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI Haber

OİB’İN YENİ DÖNEMDEKİ BAŞKANI KEMAL YAZICI

Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

Türkiye İMSAD'dan 22 Mart Dünya Su Günü Mesajı Haber

Türkiye İMSAD'dan 22 Mart Dünya Su Günü Mesajı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında ilan ettiği ve her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, bu yıl “Su ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” temasıyla gerçekleştiriliyor. “Su aktıkça eşitlik büyür” sloganıyla yürütülen 2026 kampanyası, güvenli içme suyuna ve sanitasyona erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgularken; suya erişimde yaşanan eşitsizliklerin toplumların sosyal ve ekonomik gelişimi üzerinde önemli etkiler yarattığına dikkat çekiyor. Tema kapsamında, su yönetiminde kapsayıcı yaklaşımların güçlendirilmesi ve tüm toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını gözeten politikaların geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor. “Su krizi toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor” Bu kapsamda bir açıklama yapan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı küresel su krizinin yalnızca doğal kaynakların azalmasıyla sınırlı kalmadığını belirtti ve şunları söyledi: “Dünya genelinde su kaynakları üzerindeki baskı artarken, suya ve sanitasyon hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler de daha görünür hale geliyor. Birçok bölgede su temini sorumluluğunu kadınlar ve kız çocukları üstleniyor. Bu durum eğitim, sağlık ve ekonomik hayata katılım gibi birçok alanda eşitsizlikleri derinleştiriyor. Bu nedenle su yönetimi politikalarının sosyal boyutunun da güçlü şekilde ele alınması gerekiyor. Toplumsal refah ve eşitlik için hayati olan suyun korunmasında, sanayi ve yapı sektörüne de büyük görevler düşüyor.” “Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında” Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Murat Savcı, “Su kıtlığı veya su stresi durumunu tanımlamak için kullanılan Falkenmark İndeksi’ne göre kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.700 ile 1.000 metreküp arasında olduğu ülkeler ‘su sıkıntısı’ yaşayan ülkeler olarak kabul ediliyor. Türkiye’de ise 2022 yılı itibarıyla kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı yaklaşık 1.313 metreküp seviyesinde bulunuyor. Nüfus artışıyla birlikte bu miktarın 2030 yılından sonra 1.000 metreküpün altına düşmesi bekleniyor. Gerekli tedbirlerin alınmaması halinde Türkiye’nin yakın gelecekte su kıtlığı yaşayan ülkeler arasına girmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle kuraklık ve su kıtlığı riskine karşı mevcut su kaynaklarımızın verimli, planlı ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. “Yapı sektörü su verimliliğinde önemli bir rol üstleniyor” İnşaat ve yapı sektörünün su verimliliği açısından önemli bir sorumluluk taşıdığını belirten Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, “Yapı malzemesi üretiminde kullanılan tekniklerin ve süreçlerin su ayak izini azaltacak şekilde geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Araştırma ve geliştirme faaliyetleri sayesinde daha dayanıklı ve uzun ömürlü ürünlerin hayata geçirilmesi, yapıların kullanım sürecinde yenileme ve değiştirme ihtiyacını azaltarak dolaylı olarak su tüketiminin düşürülmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte üretimde kaynak verimliliğinin artırılması, yani demateryalizasyon yaklaşımının benimsenmesi de su ayak izini azaltan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor” dedi. Murat Savcı, üretim süreçlerinde su ayak izinin azaltılmasına yönelik yaklaşımlara da değinerek sözlerini şöyle tamamladı: “Yalın ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda üretim süreçlerinde hata payının azaltılması, atık seviyelerinin minimuma indirilmesi ve toplam kalite yönetimi prensiplerinin uygulanması da su ayak izinin düşürülmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca üretim tesislerinin hammadde ve tedarik noktalarına yakın konumlanması, taşıma ihtiyacını azaltarak yalnızca karbon emisyonlarını değil, enerji üretimi için kullanılan su miktarını da dolaylı olarak azaltabiliyor. Bununla birlikte suyun verimli kullanımı, kaynakların kullanım süresini uzatmayı ve atık oluşumunu azaltmayı hedefleyen döngüsel ekonomi yaklaşımının da temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla su verimliliğini artıran üretim ve kullanım modellerinin yaygınlaştırılması, etkin ve sorumlu kaynak yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Tüm bu uygulamalar, inşaat malzemesi sanayisinin su kaynaklarının daha verimli ve sürdürülebilir kullanılmasına katkı sunmasını mümkün kılıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.