Hava Durumu

#Deprem

- Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’de vatandaşlara ücretsiz afet eğitimi! Haber

Nilüfer’de vatandaşlara ücretsiz afet eğitimi!

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde vatandaşların afet ve acil durumlara karşı bilinçlenmesi amacıyla ücretsiz eğitim programı başlatıldı. Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer Belediyesi Arama Kurtarma ekipleri (NAKUT) tarafından düzenlenen programda, katılımcılara yalnızca teorik bilgiler aktarılmıyor, farklı afet senaryoları uygulamalı olarak gösteriliyor. DEPREM VE YANGIN SENARYOLARI UYGULANIYOR Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlerde vatandaşlara deprem sırasında doğru davranış biçimleri, yangına ilk müdahale ve acil durumlarda güvenli tahliye yöntemleri anlatılıyor. Program kapsamında kullanılan deprem simülasyonuyla katılımcılar sarsıntı anını kontrollü şekilde deneyimlerken, yangın ve dumanlı ortam senaryolarıyla da acil durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğini öğreniyor. EĞİTİMLER ÜCRETSİZ Haftada üç gün düzenlenen eğitimler pazartesi ve cuma günleri 10.00-12.00, çarşamba günleri ise 19.00-21.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Programa katılmak isteyen vatandaşların etkinlik duyurusundaki QR kod üzerinden kayıt yaptırabileceği belirtildi. Ayrıntılı bilgi için 242 31 30 numaralı telefon üzerinden iletişim kurulabileceği bildirildi. Yetkililer, afet anında doğru müdahalenin büyük önem taşıdığına dikkat çekerken, vatandaşların temel afet bilgilerine sahip olmasının olası can kayıplarının önlenmesine katkı sağlayacağını vurguluyor.

Okan Tüysüz’den Bursa'da deprem uyarısı! 'Gerçek kentsel dönüşüm şart' Haber

Okan Tüysüz’den Bursa'da deprem uyarısı! 'Gerçek kentsel dönüşüm şart'

Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu’nda “17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik” söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. LOJİSTİK MERKEZİ PROJESİ Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz” dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. “DÖVÜNEREK ZAMAN KAYBETTİK” Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye’nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa’nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa’nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, “ Nilüfer’de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer’in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı’ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem” dedi. “FAY HATLARINDA YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ” Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.

Osmangazi Belediyesi Marmara Depremini unutmadı Haber

Osmangazi Belediyesi Marmara Depremini unutmadı

Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden 18 binden fazla kişi, depremin 27’nci yıl dönümünde Osmangazi’de düzenlenen programla anıldı. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünün ilk saatlerinde gerçekleştirilen programda, yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar, arama kurtarma ekipleri tarafından kurulan çadırları ziyaret ederek ekiplerin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi tarafından düzenlenen programda 17 Ağustos Marmara Depremi’nin acısı bir kez daha hatırlatılırken, deprem gerçeğine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi vurgulandı. “DEPREM DEĞİL DAYANIKSIZ VE ÇÜRÜK BİNALARIN ÖLDÜRÜR” 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de Marmara’da hayatın durduğunu belirten Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, “17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de Marmara’da hayat durdu. İnsanlarımız bir anda asrın felaketiyle karşı karşıya kaldı. Bu büyük felakette 17 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Bir daha böylesi acıları yaşamamak için deprem değil, dayanıksız ve çürük binaların öldürdüğünü unutmamalıyız. Bu nedenle depreme dirençli kentler inşa etmek, güvenli yapılaşmayı sağlamak hepimizin sorumluluğudur” dedi. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin derinden üzdüğünü belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Recep Çohan ise, “O gün her şey durdu. Depreme her an olacakmış gibi hazırlıklı olmak gerekiyor. Bu gerçeği asla unutmamalıyız. Deprem değil, binalar öldürür. Yerel yönetimler olarak yapıların sağlam ve güvenli şekilde inşa edilmesini, kentlerin ise planlı bir şekilde gelişmesini sağlamak hepimizin görevidir. Bunun yanı sıra halkımızı bilinçlendirmek ve deprem anında nasıl davranılması gerektiği konusunda farkındalık oluşturmak da yerel yöneticilerin sorumlulukları arasındadır. Depremde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah bir daha böylesi büyük bir deprem yaşamayız” diye konuştu.

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı Haber

Bursa Osmangazi’nin geleceği masaya yatırıldı

Bursa Osmangazi Belediyesi, kentte güvenli yapılaşmayı güçlendirmek ve kentsel dönüşüm çalışmalarını ortak akıl anlayışıyla şekillendirmek amacıyla önemli bir programa ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED iş birliğiyle Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması’na Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum ve sektör temsilcileri katılım sağladı. “KENTSEL DÖNÜŞÜM TEK BAŞINA YÖNETİLEBİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL” 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak konuşmasına başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Ülkemizin ve Bursa’mızın bir deprem bölgesi olduğu gerçeğini unutmadan çalışmalar yapmak zorundayız. Genel yönetim, yerel yönetimler, müteahhitler, sektörün bütün paydaşları ve tabii ki yurttaşlarımızın iş birliğiyle başta Osmangazi olmak üzere Bursa’mızı ve ülkemizi dirençli kentlere, yaşanabilir şehirlere dönüştürmemiz gerekiyor. 27 yıl önce 17 Ağustos depremini, 3 yıl önce 6 Şubat depremlerini yaşadık. Son günlerde de dünyanın farklı noktalarında meydana gelen depremleri takip ediyoruz. Artık depremin hayatımızın bir gerçeği olduğunun çok daha fazla farkına varmamız gerekiyor. Bilimsel olarak yapılması gerekenler yıllardır yazılıyor ve anlatılıyor. Kentsel dönüşüm tek başına yönetilebilecek bir süreç değil. Hepimizin taşın altına elini koyması, iş birliği ve ortak akılla hareket etmesi, her şeyden önce de harekete geçmesi gerekiyor.” “RUHSAT SÜREÇLERİNİ 90 GÜN BANDINDA ÇÖZMEYİ HEDEFLİYORUZ” Osmangazi Belediyesi’nin ruhsat işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Başkan Erkan Aydın, göreve geldikleri günden itibaren özellikle e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attıklarını ifade etti. Başkan Aydın, “Göreve gelir gelmez özellikle ruhsat kısmında e-imar ve e-ruhsat konusunda önemli adımlar attık. Geçiş süreci biraz yavaş olabiliyor. Hem kendi personelimiz hem sistemi kullanan müteahhitler ve mimarlar açısından adaptasyon süreçleri yaşanabiliyor. Ancak bu sürecin yüzde 90’ını atlattık. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız geldi; bir projede başvurudan ruhsatın alınmasına kadar geçen süre bir ay oldu. Amacımız ruhsat süreçlerini 90 gün bandında çözmek. Çünkü yüksek enflasyon ortamında süreç ne kadar uzarsa maliyetler o kadar artıyor. Burada bize düşen görevler olduğu kadar projeyi yapan uzmanlara, mühendislere ve müteahhitlere de görevler düşüyor. Ortak akılla, iş birliğiyle, Mimarlar Odası ve sektörün diğer paydaşlarıyla yapacağımız toplantılarla bu süreci hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. ÇARŞAMBA - ALTIPARMAK İÇİN HIZLI AKSİYON MESAJI Çarşamba - Altıparmak bölgesine ilişkin yürütülmesi planlanan çalışmaları anlatan Başkan Erkan Aydın, “Çarşamba - Altıparmak, herkesin yıllardır konuştuğu bir bölge. Çarpık yapılaşmanın olduğu, mülkiyet yapısının oldukça karmaşık olduğu ve binaların çok eski olduğu bir alandan söz ediyoruz. Bu hafta Büyükşehir Belediyesi’nden yetkililerle bölgeyi ziyaret edeceğiz. Başta Çarşamba - Altıparmak olmak üzere özellikle demir yolu altındaki alanlarda neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Öncelikle fikirleri ortaya koyup ardından sizlerle, akademik odalarla ve diğer paydaşlarla birlikte hızlı aksiyon almak istiyoruz” dedi. “ŞEHRİMİZİ DİRENÇLİ HALE GETİRMEK İSTİYORUZ” Daha önce bölgenin dönüşümüne yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığını ancak çeşitli süreçler nedeniyle istenilen ilerlemenin sağlanamadığını dile getiren Başkan Aydın, bundan sonraki süreçte daha hızlı hareket etmek istediklerini belirterek, “Yaklaşık iki buçuk yıl önce bu konuda bir yolumuz vardı. Ancak jüri oluşturulması, yarışma yapılması ve süreçlerin bir türlü bir araya getirilememesi nedeniyle maalesef yol alamadık. Umarım bundan sonraki toplantılarla daha hızlı ilerleriz. Şehrin göbeğindeki bu tarihi dokuyu bozmadan, bölgeye değer katarak ve en önemlisi bölgeyi dirençli hale getirerek dönüşümü gerçekleştirmek istiyoruz. Yaklaşık 900 bin metrekarelik bir alandan söz ediyoruz. Buradan başlayarak Osmangazi’nin her yerinde şehrimizi dirençli hale getirmek istiyoruz. Bunu sizlerle birlikte yapmak zorundayız. Hep birlikte bu sürecin üstesinden geleceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu. “KENTSEL DÖNÜŞÜM DOĞRUDAN İNSAN HAYATINI İLGİLENDİREN BİR MESELEDİR” Kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapıların yenilenmesinden ibaret olmadığını belirten İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir de, “Kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değildir. Sadece imar değildir, sadece ruhsat değildir, sadece ekonomik bir faaliyet de değildir. Kentsel dönüşüm doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir meseledir. 17 Ağustos’tan 6 Şubat’a kadar ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan depremlerde kaybettiğimiz insanlara karşı vicdani sorumluluğumuz, gelecek nesillere karşı ise en büyük sosyal sorumluluklarımızdan biridir” ifadelerini kullandı. “BURADA GERÇEKLEŞTİRİLECEK DÖNÜŞÜM ÇOK HASSAS BİR DENGEYE SAHİP OLMALI” Osmangazi’nin tarihi kimliği ve Bursa açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Demir, “Osmangazi sadece büyük bir ilçe değildir. Osmangazi, Osmanlı’nın beşiği, Bursa’nın tarihi hafızasıdır. Tophane’den Koza Han’a, Muradiye’den tarihi çarşılara kadar baktığımızda Osmangazi’nin her köşesinde asırlık bir medeniyetin izlerini görüyoruz. Dolayısıyla burada gerçekleştirilecek dönüşüm çok hassas bir dengeye sahip olmalı. Bizim hayalimiz; tarihini koruyan, deprem riski azaltılmış, estetik, yaşanabilir, modern ve güvenli bir Osmangazi’dir. Arzumuz sadece bir toplantı gerçekleştirmek değil, Osmangazi’nin dönüşümü için ortak bir yol haritasının oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu vesileyle ortaya koyduğu irade ve sektörümüzle kurduğu diyalog için Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve değerli ekibine teşekkür ediyorum” dedi. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise, “17 Ağustos’u unutmadan geleceği kuruyoruz. Hatırlamak yetmez, Osmangazi’yi dönüştürüyoruz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, Başkan Erkan Aydın ile programa katkı sunan konuşmacılara teşekkür plaketi takdim etti. Buluşmada, kentsel dönüşüm sürecinde kamu, yerel yönetim, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Osmangazi’nin tarihi dokusu korunarak daha güvenli, dirençli ve yaşanabilir bir kent haline getirilmesi için atılabilecek adımlar değerlendirildi. Program, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasının ardından sona erdi.

İnegöl’de 'güvenli şehir' için dönüşüm sürüyor Haber

İnegöl’de 'güvenli şehir' için dönüşüm sürüyor

Ülkemizin ve milletimizin hafızasında derin izler bırakan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği, yüz binlerce insanın doğrudan etkilendiği o büyük felaket, deprem gerçeğinin Türkiye için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un bıraktığı acı ve ortaya koyduğu gerçek değişmezken, deprem felaketi Türkiye’nin bir gerçeği olmaya devam etti. İNEGÖL’ÜN GELECEĞİ İÇİN ADIMLAR ATILIYOR İnegöl Belediyesi, bu gerçeği merkeze alarak deprem başta olmak üzere afetlere karşı ciddi bir hazırlık içerisinde. Başta kentsel dönüşüm uygulamaları olmak üzere farklı alanlarda çalışmalarını sürdüren İnegöl Belediyesi, özellikle şehrin yapı stokunun yenilenmesi ve vatandaşların daha güvenli yaşam alanlarına kavuşması adına yoğun çaba sarf ediyor. Turgutalp ve Alanyurt bölgelerinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları ile Ek Hizmet Binası bölgesindeki dönüşüm süreci, İnegöl’ün daha güvenli ve dirençli bir şehir olması adına atılan adımlar olarak öne çıkıyor. İNEGÖL, AFETLERE KARŞI ÇOK YÖNLÜ HAZIRLANIYOR İnegöl Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının yanı sıra afet öncesi, afet anı ve afet sonrası süreçleri kapsayan çok yönlü hazırlık çalışmalarını da sürdürüyor. Bursa’da Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ni alan ilk belediye olan İnegöl Belediyesi tarafından Doğal Afet ve Riskleri ile Mücadele Eylem Planı hazırlanırken, Afet Kriz Merkezi oluşturuldu ve Telsiz Haberleşme Sistemi devreye alındı. Riskli yapı tespitleri, deprem tatbikatları ve bölgesel tatbikatların yanı sıra şehrin Dijital İkizi projesi çalışmaları başlatıldı. Toplam 194 bin 600 metrekare büyüklüğünde 125 toplanma alanı belirlenerek bu alanların rehabilitasyonuna başlanırken, olası afetlerde kullanılmak üzere 575 bin metrekare büyüklüğünde 14 çadır kent ve 552 bin metrekare büyüklüğünde 8 konteyner kent alanı da belirlendi. Afet sonrası müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla stok çalışmaları ve AFAD deposu kurulmasına yönelik koordinasyon yürütülürken, Afet Çantası Mobil Uygulaması, yapay enkaz alanı ve çocuk odaklı afet hazırlık çalışmalarıyla İnegöl’ün afetlere karşı direnç kapasitesinin artırılması hedefleniyor. “ÖNCELİĞİMİZ VATANDAŞLARIMIZIN CANI VE GÜVENLİĞİ” İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, afetlere karşı mücadelede merkeze insanı koyduklarını söyledi. Bu noktada kentsel dönüşümün öne çıktığına değinen Taban, “Kentsel dönüşümü de yalnızca binaların yenilenmesinden ibaret görmüyoruz. Bugün 17 Ağustos depreminin yıl dönümü. Ülkemizin hafızasında çok acı bir şekilde yer etmiş bir tarih. O gün kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Biz belediye olarak bu sorumluluğun farkındayız. Bizim için şehircilik sadece yeni yollar yapmak, parklar oluşturmak veya yeni hizmet binaları inşa etmekten ibaret değil. İnsanlarımızın güvenliğini sağlamak, geleceğe daha sağlam bir şehir bırakmak da bizim temel görevlerimiz arasında. Turgutalp’te, Alanyurt’ta ve Ek Hizmet Binası bölgesinde yürüttüğümüz çalışmaların arkasında da bu anlayış var. Biz insanımızı önemsiyoruz. Vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve nitelikli yaşam alanlarında hayatlarını sürdürmelerini istiyoruz” dedi. “DEPREM OLMADAN ÖNCE HAZIRLIKLI OLMALIYIZ” Deprem gerçeğinin yalnızca belirli günlerde hatırlanmaması gerektiğine de dikkat çeken Başkan Taban, şehirlerin dirençli hale getirilmesi için çalışmaların kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Taban, “17 Ağustos gibi önemli tarihler bizlere bir kez daha sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Ancak deprem hazırlığı sadece bir günün konusu değildir. Bizim bunu sürekli gündemimizde tutmamız gerekiyor. Deprem olmadan önce gerekli tedbirleri almak, yapı stokumuzu güçlendirmek ve şehirlerimizi daha dirençli hale getirmek zorundayız. Bugün attığımız her adım, gelecekte yaşanabilecek olası afetlerin etkisini azaltmak adına büyük önem taşıyor” diye konuştu. HEDEF; DAHA GÜVENLİ, DAHA DİRENÇLİ İNEGÖL Bu noktada atılan her adımın kıymetli olduğunu ancak kentsel dönüşümün hayati öneme sahip olduğunu da vurgulayan Taban, şöyle devam etti: “İnegöl Belediyesi olarak kentsel dönüşüm çalışmalarını yalnızca mevcut yapıların yenilenmesi olarak değil, şehrin geleceğinin planlanması olarak ele alıyoruz. İnegöl’de daha güvenli, modern ve yaşanabilir yaşam alanlarını oluşturmak istiyoruz. Bizim hedefimiz çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere daha güvenli bir İnegöl bırakmak. Bunun için bugün üzerimize düşen ne varsa yapmak istiyoruz. Kentsel dönüşüm konusunda da aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Şehrimizin ihtiyaçlarını, vatandaşlarımızın beklentilerini ve deprem gerçeğini birlikte değerlendirerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün merkezde Turgutalp Mahallemizde 15 hektar alanda 850 dolayında bağımsız bölümü kapsayan bir dönüşüm sürüyor. 1. Etapta anahtar teslimlerini 2027 yılında yapacağız. 2 ve 3’üncü etapta temel atma için zemin iyileştirmeler sürüyor. Alanyurt bölgemizde 3 mahallemizi kapsayan 90 hektarlık alanda bir dönüşüm projemiz var. 15 bin insanı doğrudan etkileyecek bir dönüşüm. Burada da hak sahipleriyle görüşmelerimiz sürüyor. Belediyemiz garantörlüğünde vatandaşlarımıza güvenli yapılar sunmak için gayretimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürecek inşallah” ifadelerini kullandı.

17 Ağustos öncesi deprem kaygısı uyarısı Haber

17 Ağustos öncesi deprem kaygısı uyarısı

17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü yaklaşırken, deprem gibi büyük afetlerin ardından ortaya çıkabilen kaygı ve travma tepkileri yeniden gündeme geldi. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Erman Şentürk, deprem sonrası ruhsal tepkilerin nasıl yönetilebileceğine ve hangi durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyük ve tehdit edici olayların anılarının sıradan anılardan farklı biçimde hatırlanabildiğini belirten Şentürk, yıllar sonra bile depremi hatırlatan ses, görüntü, sarsıntı, tarih veya haberlerin o dönemde yaşanan korkuyu yeniden tetikleyebileceğini söyledi. Şentürk, travma sonrası stres belirtileri yaşayan kişilerde kabuslar, istemsiz anılar, hatırlatıcılara karşı yoğun duygusal veya bedensel tepkiler ve kolay irkilme görülebileceğini ifade ederek, “Büyük bir deprem yaşamış herkes travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez” dedi. İlk dönemde ortaya çıkan yoğun stres tepkilerinin çoğu kişide zamanla azaldığını belirten Şentürk, 17 Ağustos gibi yıl dönümlerinin bazı kişilerde geçmişe ilişkin duygu ve anıları yeniden görünür hale getirebileceğini kaydetti. “KAYGI, HAZIRLIK İÇİN GEREKLİ OLABİLİR” Deprem konusunda kaygı duymanın tek başına ruhsal bir bozukluk anlamına gelmediğini vurgulayan Şentürk, belirli düzeyde kaygının insanları bina güvenliğini sorgulamaya, afet planı hazırlamaya ve önlem almaya yöneltebileceğini söyledi. Şentürk, asıl sorunun “olası tehlikeye karşı hazırlıklı olmak ile sürekli tehlike olacakmış gibi yaşamak arasındaki sınırın kaybolması” ile başladığını belirtti. Bu nedenle bina güvenliği, aile afet planı, acil durum çantası ve güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşmak gibi kontrol edilebilen alanlara odaklanılması gerektiğini aktaran Şentürk, depremin ne zaman olacağını sürekli düşünerek kesinlik aramanın ise gerçek bir kontrol sağlamayacağını ifade etti. SÜREKLİ KAÇINMA KAYGIYI BESLEYEBİLİR Hafif sarsıntı veya bina gürültüsü gibi tetikleyiciler karşısında yoğun kaygı yaşayan kişilere de önerilerde bulunan Doç. Dr. Erman Şentürk, öncelikle gerçekten deprem olup olmadığının değerlendirilmesi ve fiziksel güvenliğin sağlanması gerektiğini söyledi. Gerçek bir tehlike bulunmadığında kişinin bulunduğu yer ve zamana odaklanmasının, ayaklarının yere temasını hissetmesinin ve nefesini zorlamadan yavaşlatmasının bedensel gerginliğin azalmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Şentürk, korkulan ortamlardan sürekli kaçınmanın ise uzun vadede kaygıyı kalıcılaştırabileceğine dikkat çekerek, kaçınmanın kişinin günlük yaşamını belirlemeye başlaması halinde profesyonel değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı. Deprem haberleri ve sosyal medyanın da kaygı üzerinde etkili olabileceğini belirten Şentürk, sürekli haber ve deprem uygulaması kontrol etmenin kısa vadede rahatlatıcı görünse de kişinin zihnini sürekli tehdit algısıyla meşgul edebileceğini söyledi. Özellikle yıkım görüntülerinin tekrar tekrar izlenmemesi, güvenilir bilgi kaynaklarının tercih edilmesi ve haber takibinin gün içerisinde belirli zamanlarla sınırlandırılması önerisinde bulunan Şentürk, “Hedef haberlerden tamamen uzaklaşmak değil, bilgiyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmek” ifadelerini kullandı. ÇOCUKLARDA BELİRTİLER FARKLI OLABİLİR Deprem sonrası çocukların verdiği tepkilerin yaş ve gelişim dönemine göre değişebileceğini belirten Şentürk; ebeveyne aşırı yakınlaşma, uyku sorunları, huzursuzluk, öfke, dikkat güçlüğü ve daha önce kazanılmış becerilerde gerilemenin görülebileceğini söyledi. Ebeveynlerin çocuklara yaşlarına uygun ve doğru bilgi vermesinin önemine dikkat çeken Şentürk, “Bir daha asla deprem olmayacak” gibi gerçekçi olmayan güvenceler yerine, “Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama güvende kalmak için neler yapacağımızı biliyoruz” şeklinde bir dil kullanılmasını önerdi. Çocukların konuşmak istediğinde dinlenmesi, ancak yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmaya zorlanmaması gerektiğini belirten Şentürk, günlük rutinlerin, okulun, oyunun ve sosyal ilişkilerin mümkün olduğunca sürdürülmesinin çocuklara güven ve öngörülebilirlik sağlayacağını ifade etti. PROFESYONEL DESTEK NE ZAMAN GEREKLİ? Şentürk, profesyonel destek almak için belirli bir sürenin dolmasının beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Depremi hatırlatan durumlarda yoğun sıkıntı, kabuslar, istemsiz anılar, sürekli tetikte olma, belirgin kaçınma, uyku sorunları, depresif belirtiler veya panik atakların sürmesi ve bunların kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlamasının önemli uyarı işaretleri olduğunu belirtti. Kendine zarar verme düşünceleri, belirgin umutsuzluk veya alkol ve madde kullanımında artış gibi durumlarda ise yardım aramanın ertelenmemesi gerektiğini kaydeden Şentürk, travma sonrası stres belirtilerinde etkili psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi seçeneklerinin bulunduğunu ifade etti.

Bursa Osmangazi'de Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’ne yakın mercek Haber

Bursa Osmangazi'de Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’ne yakın mercek

Osmangazi Belediyesi, olası afetlere karşı ilçenin müdahale faaliyetlerini güçlendirmek ve afet anında hızlı koordinasyon sağlamak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’ni ziyaret ederek, merkezde kullanılan teknolojik altyapıyı ve afet anında yürütülecek koordinasyon çalışmalarını inceledi. Başkan Aydın, olası bir afet durumunda drone aracılığıyla havadan alınan görüntülerin merkezin ana ekranına anlık olarak aktarılmasını sağlayan sistemi yerinde gözlemledi. Afet anında iletişimin kesintisiz sürdürülebilmesi amacıyla uydu üzerinden sağlanan iletişim sistemini de bizzat arama yaparak test eden Başkan Aydın, Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’nin sahip olduğu diğer teknik sistemler hakkında da yetkililerden bilgi aldı. 40 MAHALLEYE AFET KONTEYNERİ Başkan Aydın, Merinos Parkı’nda bulunan Afet ve Acil Durum Müdahale İstasyonu’nu da ziyaret etti. Osmangazi’nin farklı mahallelerine yerleştirilen afet konteynerlerinin içerisinde bulunan ekipmanları inceleyen Başkan Aydın, konteynerlerin afetin ilk anlarında mahalle sakinlerinin temel ihtiyaçlarına ve acil müdahale çalışmalarına katkı sağlayacak şekilde hazırlandığını belirtti. Osmangazi’nin pek çok mahallesinde yer alan afet konteynerlerinin birkaç ay içerisinde 40 mahalleye ulaşacağını ifade eden Başkan Aydın, konteynerlerde güneş enerjisi sistemi, telefon ve batarya şarj üniteleri, sıcak su sistemi, elektrikli testere, demir kesici, hijyen malzemeleri ve polar gibi çok sayıda ekipmanın bulunduğunu söyledi. Bu noktada her şeyin düşünüldüğünün altını çizen Başkan Aydın, konteynerlerin anahtarlarının ise muhtarlık, belediye hizmet birimleri ve mahallelerde eğitimleri gerçekleştirilen afet gönüllülerinde bulunacağını da sözlerine ekledi. “TÜM OSMANGAZİ’MİZDE İLETİŞİMİ KESİNTİSİZ HALE GETİRECEĞİZ” Afet hazırlıklarında ilk 72 saatin kritik değer taşıdığına dikkat çeken Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’nin önemini özellikle geçtiğimiz yıl yaşanan yangınlarda gördüklerini belirterek, “Mobil Afet ve Acil Durum Koordinasyonu Merkezi’nin önemini geçen seneki yangınlarda çok fazla hissettik. Aynı anda hem Harmancık’ta hem Gürsu’da çıkan yangınlarda bu cihazdan bir tane olması, sadece bir yangının arka tarafını drone ile görüntüleme imkanı sağladı. Biz de aracımızın teknik detaylarını ve ihtiyaçlarını çözdük. Uydu üzerinden internet iletişimini, yani afet anında internet ve telekom hatları kesilse dahi iletişimin kesilmeyeceği sistemlerin altyapısını hazırladık. İnşallah bunu tüm Osmangazi’de kesintisiz hale getireceğiz. Bununla ilgili yasal altyapı yazışmaları ve sonuç alma işlemleri devam ediyor.” dedi. “OSMANGAZİ’Yİ AFETE HAZIR VE DİRENÇLİ HALE GETİRECEĞİZ” Afet Koordinasyon Merkezi’ndeki yasal izinlerin tamamlandığını belirten Başkan Aydın, Osmangazi’yi afetlere daha hazırlıklı hale getireceklerine işaret ederek “Çukurca’da yaklaşık 50 bin metrekarelik bir alanı, afette anında Bursa’mızda en az can kaybı ve hızla acil arama-kurtarma faaliyetlerine hizmet edecek şekilde koordine ediyoruz. Başta başkan yardımcımıza, müdürlerimize, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bursa’nın bir deprem kenti olduğunu bilerek, afetlerde önceden hazırlık yapmanın ne kadar önemli olduğunu bizzat 6 Şubat depremlerinde yaşamış, şahit olmuş birisi olarak bu konuya çok önem veriyoruz. Çalışmalarımız bittiğinde 136 mahallemizde kesintisiz internetiyle, uydu iletişimiyle, Afet Koordinasyon Merkezi ile Osmangazi’yi afete hazır ve daha dirençli hale getireceğiz.” açıklamalarında bulundu.

Dirençli Bursa için önemli adım Haber

Dirençli Bursa için önemli adım

Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürütülen Bursa Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’nin Final Semineri ile 7. Ortak Koordinasyon Komitesi Toplantısı gerçekleştirildi. Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı programa, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba'nın yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, JICA yetkilileri, kamu kurumlarının yöneticileri, siyasi partilerin temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve konuyla ilgili paydaşlar katıldı. “GELECEĞE YÖN VERECEK ÖNEMLİ BİR YOL HARİTASI” Programın açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, projenin son koordinasyon toplantısını yalnızca bir kapanış olarak değerlendirmediklerini belirterek, “Paylaşılan veriler, Bursa için gelecek yıllarda alınacak kararların başlangıç noktası olacak. Bugün ortaya konulacak çalışmalar, kentimizin geleceğine yön verecek önemli bir yol haritası niteliği taşıyor” dedi. Depremin zamanı bilinmeyen, bir gün mutlaka yaşanacak bir gerçek olduğuna dikkat çeken Başkan Vekili Biba, “Afet yönetimindeki en kritik nokta, deprem olmadan önce alacağımız kararlardır. Projenin önemi de tam olarak burada yatıyor. Afetleri konuşurken çoğu zaman binaları konuşuyoruz. Fakat deprem yalnızca yapıları değil; ulaşımı, üretimi, eğitimi, sağlığı ve ekonomiyi de etkiliyor. Kısacası deprem, meydana geldiği bölgedeki tüm yaşamı etkiliyor” ifadelerini kullandı. “12 FARKLI DEPREM SENARYOSU HAZIRLANDI, YAPI STOKU ANALİZ EDİLDİ” Afetlere dirençli bir şehir oluşturmanın bütüncül bir yaklaşımla mümkün olacağını söyleyen Başkan Vekili Biba, “Biz yalnızca riskleri tespit etmedik. Proje boyunca çok büyük bir veri üretildi. Bursa’daki 536 bin binanın konumu, yapım yılı ve kat bilgileri tek tek eşleştirildi, yapı envanteri güncellendi. Binlerce sondaj ve jeofizik çalışma sayısallaştırıldı, zemin davranış haritaları yeniden oluşturuldu. Kentimizi etkileyebilecek 12 farklı deprem senaryosu hazırlandı. Yapı stokumuzun, altyapımızın ve kritik tesislerimizin nasıl etkileneceği bilimsel yöntemlerle analiz edildi. Şehrimizdeki yolların, köprülerin, hastanelerin, barajların risk analizleri yapıldı. Son olarak 17 organize sanayi bölgemizi de bu çalışmaya dâhil ettik” diye konuştu. “AFETLERİN FELAKETE DÖNÜŞMESİNİ ENGELLEYEBİLİRİZ” Kaynakların doğru şekilde yönlendirilmesi için risklerin de en doğru şekilde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Başkan Vekili Biba, “Artık elimizde bunu sağlayacak güçlü bir bilgi altyapısı bulunuyor. Doğal afetleri engelleyemeyiz fakat afetlerin felakete dönüşmesini önleyebiliriz. Şehirlerimizi daha hazırlıklı hale getirebiliriz. Paylaşılacak her veri, her analiz ve her öneri bu hedefe doğru atılmış önemli bir adımdır” dedi. Final seminerinde JICA Uzman Ekibi (JET) Takım Lideri Shinichi Fukasawa, projenin amaçlarını ve kapsamını anlatan bir sunum gerçekleştirdi. Ardından düzenlenen Kentsel Dirençlilik Paneli’nde, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış ile Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyhan Bayhan, afet risklerinin azaltılması ve dirençliliğin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Seminer, JICA, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin yaptığı sunumlarla devam etti. Final seminerinin ardından gerçekleştirilen 7. Ortak Koordinasyon Komitesi Toplantısı’nda ise projeden elde edilen çıktılar değerlendirilirken, uygulama kısmında izlenecek yol haritası ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirecek adımlar ele alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.