Hava Durumu

#Demokrasi

- Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemi: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda Haber

Türkiye Genelinde Basın Özgürlüğü Eylemi: Bursa’da da Gazeteciler Meydanda

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van başta olmak üzere 10’u aşkın şehirde binlerce gazetecinin katılımıyla gerçekleştirilen ortak eylemde, basın özgürlüğüne vurgu yapılarak, basın üzerindeki baskılar protesto edildi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi'nin çağrısıyla Şehreküstü Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasına kentteki çok sayıda kurum ve kuruluş destek verdi. Eyleme Bursa Barosu, akademik odalar, siyasi partiler, kamu ve işçi sendikaları, belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplanan kalabalık, demokrasi ve basın özgürlüğü taleplerini içeren sloganlar attı. Basın meslek örgütleri adına hazırlanan ortak metni, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu okudu. "Gazetecilik İktidarların Yanında Durmak Değildir" Basın meslek örgütlerinin ortak açıklamasında, gazetecilik mesleğinin temel ilkelerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazetecilik; iktidarların yanında durmak değildir! Siyasilerin ya da sermayenin emrine girmek değildir! Gazetecilik, sadece ve sadece halkın yanında olmaktır! Bugün Türkiye’nin dört bir yanındayız! Adana’dan Ankara’ya, Antalya’dan Bursa’ya... Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van! 10’u aşkın şehirde, binlerce gazeteci tek bir ses! Bu gerçeği bir kez daha haykırıyoruz!" Açıklamada eyleme destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür edilerek, "Bugün bu alanda büyük bir birliktelik var. Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, KESK Haber-Sen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Konseyi dahil... Hep birlikte, eş zamanlı olarak omuz omuzayız! Bursa’da bu mücadeleye güç veren dostlarımız da burada. Başta Bursa Barosu olmak üzere, akademik odalarımıza, siyasi partilere, kamu ve işçi sendikalarımıza, belediye başkanlarımıza, STK temsilcilerine yürekten teşekkür ediyoruz. Burada olan herkesi tek tek selamlıyoruz. İyi ki varsınız!" denildi. "Halkın Haber Alma Hakkını Savunuyoruz" Gazetecilerin, halkın haber alma hakkını savunduğunu belirten Tayfun Çavuşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bizler halkın haber alma hakkını savunuyoruz. Bizler gerçeğin peşinde koşuyoruz. Ve basın meslek örgütleri olarak bugün buradan ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez." Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiğini vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle dedi: "Yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil." "Gazetecilik Siyasi İradenin Sesi Olamaz" Açıklamada, gazeteciliğin iktidar ilişkilerinin bir aracı haline getirilemeyeceği ifade edildi: "Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal 'ilkeleri' elbet bir gün yok olacaktır." Bedel ödeyen gazetecilerin hedef alınma gerekçelerine değinilen metinde, "Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Gazeteciler yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı. "Kapatılan Sizin Gerçekleri Öğrenme Hakkınızdır" Baskıların sadece gazetecilere değil tüm topluma yönelik olduğu vurgulanan açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!" Son dönemde medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara örnek verilen metinde, "Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Birçok yayının sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, bir çok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz" denildi. Sessiz Meslektaşlara Çağrı: "Dayanışmayı Büyütün" Mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekilen açıklamada, "Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir" çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz" ifadeleri kullanıldı. Tutuklu Gazeteci Ozan Kaplanoğlu Gündemdeydi ÇGD Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, açıklamanın son bölümünde tutuklu bulunan Bursalı gazeteci Ozan Kaplanoğlu’nun durumunu dile getirdi: "Buradan Bursa’ya, haberin ve hakikatin peşindeki bir yüreğe selam yolluyoruz! Bursalı gazeteci kardeşimiz Ozan Kaplanoğlu’na selam olsun! Ozan bugün cezaevinde... Peki neden? Çünkü bir haber yaptı. Çünkü gazetecilik yaptı! Bakın, şaka değil, fıkra değil, acı bir gerçek! Konuşmayı yapan serbest… Mahkeme karar verdi, suç unsuru yok dedi ve konuşmacı beraat etti. Ama o sözleri haber yapan Ozan parmaklıklar arkasında! Suç oluşturmayan bir açıklamanın haberini yapmak, suç sayıldı! Adalet bunun neresinde? Hukuk bunun neresinde? Bu günler geçecek! Bu karanlık dağılacak! Hiç kimse enseyi karartmasın! Demokrasi kazanacak, hakikat kazanacak, gazetecilik kazanacak!" Basın Örgütlerinin Talepleri Açıklama, basın meslek örgütlerinin ortak taleplerinin okunmasıyla sona erdi: "Unutmayacağız… Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur! Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın. Kamu ilanlarını, adil ve eşit dağıtın. Anayasamızla güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin." Açıklama sonunda Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve Bursa Baro Başkanı Av. Yener Poroy da basın özgürlüğü mücadelesinde gazetecilere destek verirken, halkın haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılması taleplerini de dile getirdiler.

BTSO’da devir teslim töreni gerçekleştirildi Haber

BTSO’da devir teslim töreni gerçekleştirildi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, görevi İbrahim Burkay’dan, Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu ise görevi Ali Uğur’dan devraldı. BTSO’da seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni Oda Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Devir teslim töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yeni dönemde Bursa iş dünyasının gücünü daha ileriye taşımak için çalışacaklarını ifade etti. BTSO Başkanı Özer Matlı, “Seçim döneminden sonra bugün bakanlarımızın da başkanlarımızın da huzurunda bir yeni dönem başlıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bir parçası olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası da Odalar ve Borsalar Birliği'ndeki kanun maddesindeki 5174'e göre süreci devam ettirecektir. İbrahim Bey'le başlayan projeler, şehrin projeleridir. Şehrin projeleri devam edecektir. Yeni yönetimle beraber yeni dünyanın gerekliliklerine göre otomotivde ve tüm sektörlerde her zaman dönem değişiyor. Bunların üzerine ihtiyaçlara ve sektörlere göre ilave koyacaklarımız ne varsa, Bursa güçlü ve kadim bir şehir, daha iyi şeyleri hep birlikte yapılacağına inanıyoruz. Bursa’nın ilk 4’teki yerini ana hedefimiz 2. ve 3. sıraya çıkarmak olacaktır.” dedi. “Aldığımız Bayrağı Daha Yukarı Taşımak, Ana Hedefimiz” Başkan Özer Matlı, seçimlerin ardından aldıkları bayrağı daha ileri noktaya taşıyacaklarını belirterek, “Bütün geçmiş ekibimize, meclisimize, sekreteryaya, başta Osman Fevzi Efendi'den itibaren bugüne getiren tüm yöneticilerimize minnet ve saygı duyuyorum. Bu emanet bu saatten sonra bizde. Aldığımız bayrağı daha yukarı çıkarmak ana hedefimiz. Biz üyemizin sesini dinleyeceğiz. O talepleri geçmiş dönemdeki gibi alacağız. Sayın bakanımızın kapısını, vekillerimin kapısını aşındırmaya devam edeceğiz. Bursa için el birliği içerisinde çalışmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. “BTSO Güçlü Bir Kurum” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık köklü bir tarihi olan BTSO’da demokrasi şöleni havasında geçen bir seçimi geride bıraktıklarını ifade ederek, “13 yıldır hem Bursa ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine hizmet etme şansını bulduğumuz bu güzel kurumda, artık görevi devrediyoruz. Bu 13 yıl boyunca, özellikle hem Bursa ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi için gerçek anlamda rol model olan birçok projeyi hayata geçirdik. Gönül istiyor ki bu projelerin de yeni yönetimle birlikte aynen sürdürülmesi ve bunların üzerine ilave projelerle geliştirilerek hem Bursa'ya hem Türkiye'ye hizmete devam etmesi. BTSO güçlü bir kurum. Bursa, üretimde de ticarette de hizmette de her alanda Türkiye ekonomisine yön veren çok güçlü bir kent. Türkiye ekonomisinin yüzde 8.6'sını üreten bir şehir Bursa. Özer başkanımızın başkanlığında yeni yönetim hem Bursa'ya hem de ülkemize hizmetlerine devam edecek. Ben tekrar bu yeni dönemin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Rabbim güzel hizmetler yapmayı nasip etsin” dedi. “Seçimler İş Dünyamız İçin Hayırlı Olsun” Programa, Bursa Milletvekili ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da katıldı. Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “BTSO seçimleri şehrimize, iş dünyamıza hayırlı uğurlu olsun. Ben iki arkadaşımıza da gösterdikleri demokratik olgunluk sebebiyle teşekkür etmek istiyorum. Ama bu arkadaş cümlesi öylesine söylenmiş cümle değil. Gerçekten ikisi de yıllardır beraber çalıştığımız, gayret gösterdiğimiz, bu şehre, Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için beraberce yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız. Onlar bu dönemde yanlarına kendi ekiplerini alarak sahaya indiler ve gerçekten demokratik bir mücadele verdiler. Çok büyük gayret gösterdiler. Kendilerinin ortaya koyduğu performans için de seçimde kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün samimiyetimle söylemek isterim ki biz bunu kazananın kaybedenin olduğu bir yarış olarak görmüyoruz. Bu adeta bir bayrak yarışıdır. Bundan önceki tüm BTSO yönetimleri bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterdiyse bundan sonra da yeni BTSO yönetimi bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterecek. Bu bayrağı ileri taşımak için gayret gösterecek. Bu kurumlar bugün ortaya çıkan kurumlar değil. Hep üstüne koyarak devam eden kurumlar. Dolayısıyla buradaki her bir geçmiş yönetimin arkadaşımızın burada katkısının üstüne inşallah koyarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Devir teslim töreninin ardından BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, önceki dönem başkanı İbrahim Burkay’a; Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu da önceki dönem Meclis Başkanı Ali Uğur’a plaket ve çiçek takdim etti. Programa Bursa Milletvekili Refik Özen, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik de katıldı.

TMMOB Bursa'dan 19 Eylül açıklaması: Mesleklerimiz kamusal hizmettir Haber

TMMOB Bursa'dan 19 Eylül açıklaması: Mesleklerimiz kamusal hizmettir

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, 19 Eylül 1979 İş Bırakma Eylemi’nin 47. yıldönümü dolayısıyla “Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü” kapsamında basın açıklaması yaptı. BAOB Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamayı TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut okudu. Korkut, 19 Eylül 1979’da TMMOB çağrısıyla yapılan iş bırakma eyleminin, mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki ve demokratik mücadelesinin en güçlü örneklerinden biri olduğunu söyledi. Eylemin, maden ocaklarından fabrikalara, kamu kurumlarından limanlara kadar çok sayıda iş yerinde üretimi durdurarak meslektaşların örgütlü gücünü görünür kıldığını ifade etti. Açıklamada, 19 Eylül’ün meslek alanlarının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koyduğu vurgulandı. EKONOMİK KRİZ VE GÜVENCESİZLİK ELEŞTİRİSİ TMMOB, aradan geçen 47 yıla rağmen mühendis, mimar ve şehir plancılarının sorunlarının daha da ağırlaştığını belirtti. Derinleşen ekonomik kriz, düşük ücretler, işsizlik ve güvencesizliğin meslektaşların yaşam koşullarını zorlaştırdığı kaydedildi. Açıklamada, kamuda çalışan teknik personelin düşük ücretler, liyakatsiz atamalar ve ağır iş yüküyle karşı karşıya olduğu; özel sektörde çalışanların ise uzun çalışma saatleri, mobbing, kayıt dışı istihdam ve iş güvencesizliğiyle mücadele ettiği ifade edildi. TMMOB, üretimden ve kamusal planlamadan uzak politikaların hem meslek alanlarını daralttığını hem de toplumun nitelikli kamu hizmetlerine erişimini zayıflattığını savundu. Mesleki denetimin tasfiyesinin halkın can ve mal güvenliğini riske attığı, şehir plancılarının bilimsel bilgisinin dışlanmasının ise kentleri rant politikalarına teslim ettiği belirtildi. Genç mühendis, mimar ve şehir plancılarının plansız kontenjan artışları ve yetersiz istihdam nedeniyle diplomalı işsizliğe sürüklendiği, emekli meslektaşların da ağır yaşam koşulları altında yoksulluğa itildiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, ülkedeki demokrasi ve hukuk sorunlarının meslek örgütlerinin çalışmalarını da zorlaştırdığı ifade edildi. TMMOB’ye ve odalarına yönelik yetki kısıtlamalarının, kamusal ve bağımsız denetim hakkına müdahale olduğu savunuldu. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğini belirterek meslektaşlara ortak mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

Sosyal girişimciler Bursa Nilüfer’de yetişiyor Haber

Sosyal girişimciler Bursa Nilüfer’de yetişiyor

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Bir Bulut Olsam Derneği ve Alternatif Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek, Gençlik Yaz Kampları”nın ikinci programı olan Sosyal Girişimcilik Kampı, 22 - 26 Temmuz tarihleri arasında Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde gerçekleştirildi. 18-26 yaş aralığındaki 27 gencin katıldığı 5 günlük kampta gençler sorun tespiti, saha araştırması, ihtiyaç analizi, fikir geliştirme, sosyal iş modeli, gelir modeli ve sürdürülebilirlik ile etki ölçümü başlıklarında atölyelere katıldı. Kampı ziyaret eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerle sohbet etti. Daha iyi bir Türkiye için gençlerin iyi yetişmelerinin önemini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Her şeyin ve herkesin rakibi var. Günümüzde şirketler, meslekler birbirleriyle rekabet ediyor. Sizin hayatınızın da daha iyi olması için diğerlerinden daha iyi olmanız lazım. Bu kapsamda biz de projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda “100 Güldüren Projelerimiz” arasında da yer alan bu projemizi hayata geçirdik. Gençleri yaz kamplarında buluşturduk. Uygulamalarımız tematik kamplar çerçevesinde devam edecek” diye konuştu. SÖYLEŞİLERDE DENEYİMLER AKTARILDI Program kapsamında farklı etkinlikler de oldu. “Yerelden Hikâyeler” oturumunda Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Serpil Turhan Altun, sivil toplum geçmişini ve yerelde yürüttüğü çalışmaları gençlerle paylaştı. Sosyal girişimcilik alanında deneyimli konuşmacıların söyleşileri de programa eşlik etti. Kampın somut çıktısı da gençlerin birlikte kurduğu sosyal girişim oldu. Katılımcılar 5 gün sorun analizinden iş modeline uzanan adımları uygulayarak kendi sosyal girişimlerini geliştirdi ve son gün fikirlerini sundu. Gençlere yönelik düzenlenen ve Temmuz ayında başlayan 6 kamplık yaz serisinin 2’ncisi tamamlanmış oldu. Kültür-sanat, yapay zekâ ve yazılım, engelli gençlere yönelik kapsayıcı kamp ile gençlik ve demokrasi temalı kamplar Eylül sonuna kadar devam edecek. Kamplara başvurular ortak kurumların sosyal medya hesaplarından duyuruluyor.

Bursa Gemlik'te Kent Konseyi Sedat Akkuş ile devam Haber

Bursa Gemlik'te Kent Konseyi Sedat Akkuş ile devam

Gemlik'te sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu niteliğindeki Gemlik Kent Konseyi'nin 6. Seçimli Olağan Genel Kurulu, yoğun katılım ve büyük bir heyecan içerisinde gerçekleştirildi. Gemlik Kent Konseyi tarihinin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olarak kayıtlara geçen genel kurulda delegeler yeni dönem yönetimini belirledi. Seçimin divan başkanlığını Ahmet Küçük yaparken, divan üyeliklerini Av. Onurhan Köse ve Av. Çiğdem Turgut üstlendi. Toplam 210 delegenin oy kullandığı seçimde Mavi Liste'nin adayı mevcut Başkan Sedat Akkuş 115 oy alarak yeniden Gemlik Kent Konseyi Başkanlığına seçildi. Beyaz Liste adayı İsmail Topkaç 90 oy alırken, 5 oy ise geçersiz sayıldı. Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Gemlik Kent Konseyi Başkanı Sedat Akkuş, seçim sürecinin demokratik bir ortamda tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “DEMOKRASİYE KATKI SUNAN HERKESE VE ÖZELLİKLE EKİBİME ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM” Akkuş yaptığı açıklamada, “Gemlik Kent Konseyi tarihinin en yoğun katılımlı seçimlerinden birini büyük bir demokrasi şöleni içerisinde tamamladık. Öncelikle bu sürece katkı sunan ve yarışan İsmail Topkaç ve ekibine teşekkür ediyorum. Seçimlere katılarak iradesini ortaya koyan tüm delegelerimize şükranlarımı sunuyorum. Kazanan Gemlik ve demokrasi olmuştur.” dedi. Görev süresi boyunca birlikte çalıştığı ekibine de özel teşekkür eden Akkuş, “Beni iki yıldır bir an olsun yalnız bırakmayan, Gemlik için onlarca projeyi birlikte hayata geçirdiğimiz yürütme kurulu üyelerimize, meclislerimize, çalışma gruplarımıza ve tüm gönüllülerimize teşekkür ediyorum. Bu başarı ortak emeğin ve dayanışmanın sonucudur.” ifadelerini kullandı. Yeni dönemde de Gemlik'in ortak aklını temsil etmeye devam edeceklerini belirten Akkuş, “Bize duyulan güvene layık olmak için daha çok çalışacağız. Gemlik'in sesi olmaya, kentimizin sorunlarına çözüm üretmeye ve ortak aklı büyütmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması Haber

Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması

Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

Osmangazi Meclisi'nde Tanju Özcan gerginliği! Haber

Osmangazi Meclisi'nde Tanju Özcan gerginliği!

Osmangazi Belediye Meclisi Mart ayı olağant toplantısını gerçekleştirdi. İlçeye ilişkin kararların ele alındığı toplantıda, gündem maddeleri öncesinde parti grup sözcülerinin açıklamaları toplantıya damga vurdu. AK Parti 28 Şubat vurgusu yaparken, CHP İsrail’in İran’a saldırısını kınadı ve tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. MHP ise Tanju Özcan dosyası ve belediye şirketleri üzerinden eleştiriler yöneltti. AK PARTİ’DEN “28 ŞUBAT” MESAJI AK Parti Grup Sözcüsü konuşmasında 28 Şubat sürecine atıfta bulunarak, “28 Şubat, milletin iradesine silah doğrultan kirli bir zihniyetin adıdır” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde vesayet odaklarına karşı mücadele verildiğini belirten sözcü, “Artık bu topraklarda cuntaya yer yoktur. Milletin iradesinin üstünde başka bir güç yoktur” dedi. CHP’DEN İRAN AÇIKLAMASI VE “HUKUK” VURGUSU CHP Grup Sözcüsü ise konuşmasında İsrail’in İran’a yönelik saldırısını kınadıklarını belirterek, “İran’ın kaderini İran halkı belirler. Dışarıdan müdahalelerle demokrasi gelmez” dedi. Savaşın büyük yıkım anlamına geldiğini ifade eden sözcü, barış ve istikrar çağrısı yaptı. Konuşmasında tutuklu belediye başkanlarına da değinen CHP’li sözcü, son olarak Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında verilen tutuklama kararının yalnızca ilgili kişiyle sınırlı olmadığını savundu. “Masumiyet karinesi evrensel hukukun temel ilkesidir. Tutuklama istisnai bir tedbir olmalıdır” diyen sözcü, seçilmiş kişilere yönelik uygulamaların millet iradesi açısından tartışma yarattığını ifade etti. MHP’DEN REFÜJ VE OKİ ELEŞTİRİSİ MHP Grup Sözcüsü, Davutlar Caddesi’nde T2 tramvay çalışmaları sırasında yapılan orta refüjün trafik akışını olumsuz etkilediğini belirterek, refüjün kaldırılması çağrısını yineledi. Konunun muhatabı olan Büyükşehir Belediyesi’nden henüz bir adım atılmadığını söyledi. Ayrıca belediye şirketi OKİ Kültür ve Sosyal Hizmetler üzerinden yapılan doğrudan temin alımlarına dikkat çeken MHP’li sözcü, prodüksiyon hizmetlerinden organizasyonlara kadar farklı kalemlerde ihale yapılmadan alım gerçekleştirildiğini savundu ve belediye şirketlerinin meclis komisyonu tarafından denetlenmesini önerdi. Tanju Özcan’ın “irtikap” suçlamasıyla tutuklandığını anımsatan MHP’li sözcü, tutuklamanın hukuki bir tedbir olduğunu belirterek, “Seçilmiş olmak suç işleme özgürlüğü vermez” dedi. CHP VE MHP ARASINDA “TUTUKLAMA” POLEMİĞİ MHP’li sözcünün Tanju Özcan’a ilişkin sözlerine CHP Grup Sözcüsü yanıt verdi. “Bahsettiğiniz hukuk bir gün size de lazım olacaktır” diyen CHP’li sözcü, seçilmiş kişiler hakkında hüküm verilmemesi gerektiğini savundu. Seçilmiş insanlara bu kadar eziyet edilmemesi gerektiğini ifade eden CHP sözcüsü, "Gün gelir, size de başkalarına da aynı şeyler yapılabilir. O zaman da yine biz mücadele edeceğiz, yine biz hukuku savunacağız. Çünkü hukuk herkese lazımdır. Hukukun ve adaletin olmadığı hiçbir yerde toplum huzurlu olamaz. Bunu da böyle biliniz.” dedi. Bunun üzerine MHP Grup Sözcüsü, tutuklamanın bir tedbir kararı olduğunu, seçilmiş kişiler için ayrı bir uygulama söz konusu olamayacağını ifade etti. MHP sözcüsü, söz konusu eleştiriye istinaden, "Ancak seçilmiş olmak, bir insana suç işleme özgürlüğü vermez. Anayasa ve kanunun ilgili maddelerine göre suç, yalnızca iddianamede yer alanlarla sınırlı değildir; katalog suçlar da bu kapsamda değerlendirilir. Tutuklama ise bir tedbir kararı olarak uygulanır. Bu nedenle tutuklama, seçilmiş kişiler için kesinlikle farklı bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir" diye konuştu. BAŞKAN ERKAN AYDIN’DAN YANIT Tartışmaların ardından söz alan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Davutlar Caddesi’ndeki trafik sorununun farkında olduklarını ve konuyla ilgili yazışmaların yapıldığını söyledi. Refüj ve parklanmanın bölge trafiğini olumsuz etkilediğini belirten Aydın, sürecin Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında olduğunu kaydetti. Belediye şirketi üzerinden yapılan doğrudan temin iddialarına da yanıt veren Başkan Aydın, işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, açık ihale yöntemini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Ortalama 6 firmanın katıldığı ihalelerde yaklaşık yüzde 20 oranında indirim sağlandığını belirten Aydın, bunun 2025 yılı için 100 milyon liranın üzerinde avantaj oluşturduğunu söyledi. Tanju Özcan’ın tutuklanmasına ilişkin değerlendirmesinde ise Başkan Aydın, delil karartma veya kaçma şüphesi bulunmayan durumlarda tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini düşündüklerini belirtti. "Şu anki Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı dönemindeki davalarda ne gözaltı ne de tutukluluk tedbirinin uygulanmadığı, yargılamaların tutuksuz yapılabildiği gerçeği ortadadır" diyen Başkan Aydın, "Burada ise ilk tedbirin tutuklama olması konusunu grup sözcümüz de dile getirdi. Biz bunun doğru bir işlem olmadığını düşünüyoruz. Elbette yanlış işler varsa herkes yargılanır ve yargı sonucunda cezasını çeker. Bu konuda herkes aynı noktada. İster AK Partili, ister MHP’li, ister CHP’li belediyeler olsun; tüm siyasetçiler ve 86 milyon vatandaş için adalet, demokrasi, hukuk sistemi, tarafsız yargı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri geçerlidir. Olaylara bu açıdan bakmazsak herkes zarar görür. Günün sonunda gemi su almaya başladığında, yukarıdakiler “Biz batmayız” diye düşünebilir ama aslında herkes etkilenir. Bazıları daha erken, bazıları biraz daha geç. Ben meseleye bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

Yıldırım’da 28 Şubat tiyatroyla anlatıldı Haber

Yıldırım’da 28 Şubat tiyatroyla anlatıldı

Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahnelenen ve Yıldırımlıların yoğun ilgi gösterdiği ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ tiyatro oyunundan o dönemde yaşanan dramlara ve toplumsal hafızada derin izler bırakan olaylara ışık tutuldu. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak 28 Şubat sürecine uzanan geniş bir zaman dilimini ele alan oyun, özellikle mütedeyyin ve muhafazakâr kesimin maruz kaldığı baskıları sahneye taşıdı. Akademisyen Ahmet Bey ve ailesi etrafında gelişen olaylar üzerinden kurgulanan oyunda; temel hak ve hürriyetler kapsamında eğitim, sağlık ve memuriyet haklarının nasıl sınırlandırıldığı, kamu görevlerinden uzaklaştırmalar ve toplumsal baskılar çarpıcı bir şekilde gözler önüne serildi. Bir ailenin yaşadığı dramatik dönüşüm üzerinden dönemin sindirme politikalarını aktaran eser, izleyicilere hem tarihsel bir perspektif sundu hem de toplumsal hafızanın canlı tutulmasının önemini hatırlattı. DEMOKRASİMİZİN KARA LEKESİ 28 Şubat’ın Türk Demokrasi Tarihi’nin en en karanlık sayfalarından birisi olduğuna işaret eden Yıldırım Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “28 Şubat süreci, milletimize, inanç ve değerleri üzerinden büyük mağduriyetlerin yaşatıldığı demokrasiyle, insanlıkla bağdaşmayacak uygulamaların yaşandığı bir dönem oldu. Eğitim hakkından çalışma hakkına kadar temel özgürlüklerin kısıtlandığı bu süreçte birçok aile derin yaralar aldı. ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ oyunu ile hem o günleri unutmamak hem de özellikle genç nesillere bu tarihi doğru şekilde aktarmak istedik. Demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.