Hava Durumu

#C Vitamini

- C Vitamini haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, C Vitamini haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri Haber

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri

Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri, içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketilmesi gereken ideal porsiyonları değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak havalarda su içeriği yüksek meyvelerin vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek olduğunu belirterek, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun yaz aylarında vücudun sıvı dengesine katkı sağladığını belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu ifade etti. A, B6 ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas kramplarının hafifletilmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Kırmızı rengini veren likopenin ise kalp-damar sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiği aktarıldı. KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR Kiraz için önerilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmeye katkı sunduğunu ifade etti. Çileğin C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve mineral içerdiğini belirten Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 iri veya 15 orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte bulunan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidan bileşenlerin vücudu oksidatif strese karşı destekleyebileceği belirtilirken, alerjisi olan kişilerin dikkatli olması gerektiği vurgulandı. ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler açısından zengin olduğunu aktaran Eren, ideal porsiyonun 20 iri veya 25-30 küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını destekleyici özellikleriyle öne çıktığını ifade eden Eren, yüksek glisemik indeks nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI Kavunun yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu söyledi. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin gibi bileşenler içeren kavunun bağışıklık sistemi ve göz sağlığına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, diyabetli bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi. ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR Erik için önerilen ideal porsiyonun 9-10 adet olduğunu belirten Eren, yüksek lif içeriği sayesinde tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve cilt sağlığı açısından da destekleyici özellikler taşıdığı aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin Haber

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi. Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir. Kemikleri sağlıklı tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir. Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ? Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini balık yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır. Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır. Kemik sağlığını korumak neden önemli ? İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir. Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ? Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz. Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ? Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle uzak kalınmalıdır. Kemik erimesine karşı önerileriniz ? Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de mücadele edilmelidir.

KURBAN SOFRALARINDA SAĞLIKLI TERCİHLER HAYAT KURTARIYOR Haber

KURBAN SOFRALARINDA SAĞLIKLI TERCİHLER HAYAT KURTARIYOR

Bayram dönemlerinde beslenme alışkanlıklarının aniden değiştiğini belirten Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Uzman Diyetisyeni Merve Bahtiyar, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin daha bilinçli hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Bahtiyar, kurban etinin kesim anından sofraya ulaşıncaya kadar geçen süreçte doğru saklama ve tüketim yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı. Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin en sık yapılan yanlışlardan biri olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Merve Bahtiyar, etin dinlendirilmeden yenmesinin sindirim sistemini zorladığını belirtti. Bahtiyar, “Kurban kesiminden sonra etlerde ‘ölüm katılığı’ olarak bilinen sertlik dönemi başlar. Bu süreçte tüketilen et hem sert olur hem de mide ve bağırsak sistemini yorabilir. Etin mutlaka güneş görmeyen, yaklaşık +4 derece sıcaklıktaki bir ortamda en az 24 saat dinlendirilmesi gerekir. Dinlenen et, hem daha lezzetli hem de daha kolay sindirilebilir hale gelir” dedi. “Etin yanına yoğurt değil, limonlu salata tercih edin” Kırmızı et tüketiminde besin eşleşmelerinin de önemli olduğuna işaret eden Bahtiyar, toplumda sık yapılan bir alışkanlığa dikkat çekerek şu bilgileri verdi: “Etin yanında yoğurt veya ayran tüketmek oldukça yaygın bir tercih. Ancak kırmızı ette bulunan demir ile süt ürünlerindeki kalsiyum aynı emilim yollarını kullandığı için birbirlerinin faydasını azaltabiliyor. Etin besin değerinden maksimum fayda sağlamak için yanında C vitamini açısından zengin bol yeşillikli salatalar tüketilmesini öneriyoruz. Özellikle limonlu salatalar, etteki demirin emilimini artırır. Bayram sofralarında et ve sebze dengesinin korunması oldukça önemli.” Bahtiyar ayrıca, sindirimi kolaylaştırmak adına et yemeklerinde kimyon, kekik ve biberiye gibi baharatların tercih edilebileceğini belirtti. Kavurmada ekstra yağ ve tuz uyarısı Bayram sofralarının vazgeçilmezi kavurma hazırlanırken ek yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Uzman Diyetisyen Merve Bahtiyar, “Kuyruk yağı, tereyağı veya iç yağ eklemek gereksiz doymuş yağ alımını artırır. Et, kendi yağıyla ve kısık ateşte pişirilmelidir. Aynı zamanda fazla tuz kullanımı özellikle tansiyon hastaları açısından ciddi risk oluşturabilir” diye konuştu. Bayramda sıkça tercih edilen mangal keyfinin de doğru tekniklerle yapılması gerektiğini belirten Bahtiyar, yanlış pişirme yöntemlerinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Merve Bahtiyar, “Et ile ateş arasında mutlaka en az 15 santimetrelik bir mesafe bırakılmalı. Ateşe çok yakın pişirilen etlerin dış yüzeyi kömürleşirken iç kısmı çiğ kalabiliyor. Kömürleşmiş etler ise sağlığı tehdit eden zararlı maddelerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle kontrollü ve doğru pişirme teknikleri tercih edilmeli” ifadelerini kullandı.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 BESİN Haber

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN 10 BESİN

Kışın dondurucu soğukları, kapalı alanlarda geçirilen uzun süreler ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yüksek bulaş riskine sahip olması, sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için bağışıklık sisteminin her zamankinden daha güçlü olmasını gerektiriyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Ramazan’da uzun süren açlık saatleri, değişen öğün ve uyku düzeni ile azalan su tüketimi vücudun bağışıklık sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Ancak özellikle doğru besin seçimi Ramazan’ı hem sağlıklı hem de güçlü geçirmek için en önemli desteklerden biri olarak öne çıkıyor” diyor. Özellikle mevsim sebze ve meyvelerinin; vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri sayesinde vücudu hem enfeksiyonlara karşı koruyacağını hem de enerji seviyesini dengede tutmaya destek olacağını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Portakal Güçlü C vitamini kaynağı olan portakal, enfeksiyonlara karşı savunmada görevli lökosit (beyaz kan hücreleri) üretimini destekler. Antioksidan etkileri sayesinde hücreleri serbest radikallere karşı korur. İçerdiği çözünür lif, mide boşalmasını yavaşlatarak kan şekerinin ani yükselmesini önler. İftardan sonra tüketildiğinde hem sıvı desteği sağlar hem de tatlı ihtiyacını doğal şekilde dengeleyerek rafine şeker tüketimini azaltmaya yardımcı olur. Kırmızı lahana Kırmızı lahananın içeriğindeki mor pigmentler güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri; sindirim sonrası oluşan toksinlerin vücutta oluşturduğu oksidatif stresten korur. Bu şekilde bağışıklık desteklenmesine büyük katkıda bulunur. Özellikle çiğ yendiğinde çiğneme süreci uzun olacağından beyindeki tokluk sinyalinin oluşumunu hızlandırır. Salatalarda limon ve zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde besin değeri artar. Mandalina Zengin C vitamini içeriğiyle vücudun enfeksiyonlardan korunmasına, antioksidan etkisiyle de inflamasyonun dengelenmesine destek olur. Liften zengin olan mandalina kan şekerinin kontollü yükselmesine yardımcı olurken, antioksidan etkisiyle inflamasyonun dengelenmesini, strese karşı bağışıklık fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hafif ve kolay tüketilebilir yapısıyla Ramazan’da vitamin, sıvı ve tatlı ihtiyacına destek olur ama aşırıya kaçılmamalıdır. Kivi C ve E vitamini kombinasyonu sayesinde hücresel savunma mekanizmalarını güçlendirir. Yüksek lif içeriği bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Uzun süreli açlıkta sık görülen sindirim problemlerinin azaltılmasına destek verir. Aynı zamanda içerdiği doğal enzimler protein sindirimine ve iftar sonrası rahatlamaya katkı sağlar. Ispanak Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, iftar sofralarında mutlaka mevsim sebzelerinin yer alması gerektiğini belirterek “Ispanağın içeriğindeki; A ve C vitamini vücudun ilk savunma hattı olan mukozal bariyeri güçlendirirken folat hücre yenilenmesini destekler. Düşük kalorili ama hacimli bir sebzedir; mide doluluğu sağlar. Sahurda yumurta ile tüketildiğinde protein ve lif kombinasyonu sayesinde tokluk süresini uzatır” diyor. Brokoli C ve K vitamini ile sülfürlü bileşikler açısından zengin olan brokoli, özellikle içerdiği sulforafan sayesinde güçlü antioksidan ve detoks destekleyici etki gösterir. Lif ve su içeriği yüksektir; mide hacmini doldurarak doygunluk sağlar ve iftar sonrası ani acıkmaları önlemeye yardımcı olur. Buharda hafif pişirilerek tüketildiğinde besin değerleri daha iyi korunur. Havuç Beta-karoten açısından zengin olan havuç, özellikle zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir ve A vitaminine dönüşerek bağışıklık ve solunum yolları sağlığını destekler. A vitamini, mukozal dokuların korunmasında önemli rol oynar. Lifli yapısı sayesinde çiğ tüketildiğinde uzun süre tokluk sağlar. İftarda salatalara eklendiğinde kan şekerinin daha dengeli yükselmesine katkıda bulunur. Pırasa Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik “Pırasa zengin prebiyotik ve lif içeriğiyle bağırsak mikrobiyotasını besler. Güçlü bir bağırsak mikrobiyatası, güçlü bir bağışıklığın göstrgesidir. Aynı zamanda içeriğindeki lif sayesinde sindirim süresi uzar ve tokluk hissini artırır” diyor. Limon C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık fonksiyonlarını desteklerken aynı zamanda sindirime katkı sağlar. İftarda salatalara sıkılan limon suyu, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Mide asidini dengeleyerek hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabilir. Ilık suya eklenerek tüketildiğinde sıvı alımını artırarak gün içindeki susuzluğun dengelenmesine destek sağlar. Yoğurt Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum ve probiyotik bakteriler bağışıklık hücrelerini aktive eder. Yüksek protein içeriği mide boşalmasını yavaşlatır. Sahurda tüketildiğinde gün boyu kan şekerini dengeler, iftarda tüketildiğinde iftar sonrası tokluğu uzatarak tatlı isteğini azaltır” diyor.

C vitamininin fazlası böbrek taşı için risk! Haber

C vitamininin fazlası böbrek taşı için risk!

Sağlıklı bir yetişkinde böbreklerden her dakika yaaklaşık 1,2–1,3 litre kan geçer. Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur. Gün içinde yaklaşık 180 litre oluşan bu süzüntünün büyük bölümü geri alınır, atık maddeler ve sıvı fazlası ise günde yaklaşık 1,5–2 litre idrar olarak vücuttan atılır. Ancak farkında olunmadan kullanılan bazı ilaçlar ve besin destekleri bu işleyişi olumsuz etkileyebilir. Örneğin aşırı C vitamini böbrek taşı riskini, aşırı D vitamini ise dehidratasyon ve böbrek taşı riskini artırabilir” dedi. SIVI ALIMI YETERSİZSE PROTEİN TOZLARI BÖBREKLERE ZARAR VEREBİLİR Besin takviyelerinin içeriği, kullanım dozu ve sürelerinin net olmaması ayrıca birbirleriyle ya da diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin bilinmemesinin sağlık problemleri doğurabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Atasoyu, “Bu ürünler çoğu zaman reçetesiz satılır ve sağlık uzmanına danışılmadan kullanılır. Oysa özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan ya da farklı nedenlerle risk altındaki kişilerde besin takviyeleri dikkatle kullanılmalı. Örneğin sağlıklı bireylerde B ve C vitaminlerinin fazlası böbreklerden atılırken, kronik böbrek hastalarında bu maddeler vücutta birikebilir ve böbrek taşı ya da sıvı kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca protein tozu ve kreatin gibi sporcu destekleri, böbrekleri tek başına tehdit etmese de yeterli su içilmediğinde, aşırı egzersiz yapıldığında ya da böbrekleri etkileyen ilaçlarla birlikte kullanıldığında tehlikeli durumlara yol açabilir” diye konuştu. TÜRKİYE’DE TUZ TÜKETİMİ ÖNERİLENİN ÜÇ KATI Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalığı ve obezitesi olanlar, uzun süreli ilaç kullanmak zorunda kalanlar, yeterince su içmeyenler, ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar ve ileri yaştaki kişilerde böbrek hastalığına yatkınlığın daha yüksek olduğunu dile getiren Atasoyu, “Kişinin kan tahlillerinin normal olması böbreklerin her zaman tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle idrar tahlili ve ultrason ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Bu durum, birçok kişinin böbrek hastalığının farkında olmadan yaşamını sürdürmesine de yol açabiliyor. Ülkemizde böbrek hastalığı riskini artıran en önemli etkenlerden biri ise aşırı tuz tüketimi. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini önerirken, ülkemizde bu miktar 16–18 gram civarında. Tuz tüketimini azaltmak böbrek sağlığını korumada etkili bir adım” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.