Hava Durumu

#Bursa Teknik Üniversitesi

- Bursa Teknik Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Teknik Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da yeni nesil yerli motor teknolojis Haber

Bursa'da yeni nesil yerli motor teknolojis

Bursa Teknik Üniversitesinin (BTÜ) yürütücülüğünü üstlendiği “PCB Statorlu Eksenel Akılı Fırçasız Doğru Akım (BLDC) Motor Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1005 – Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projede, elektrik motorlarının üretiminde kullanılan geleneksel tel sargıları yerine baskı devre kartı (PCB) teknolojisinden yararlanılarak yeni nesil motorlar geliştirilecek. Bu sayede daha hafif, daha kompakt ve üretimi daha kolay motorların ortaya çıkarılması hedefleniyor. Projenin yürütücülüğünü BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Fenercioğlu üstlenirken, proje ekibinde BTÜ’den Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Mısır ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan yer alıyor. Projede BTÜ yüksek lisans öğrencisi Muhammed Moein Harighi de bursiyer olarak görev alıyor. ELEKTRİK MOTORLARINDA YENİ NESİL TEKNOLOJİ Günümüzde elektrik motorlarının üretiminde yaygın olarak kullanılan tel sargılar, üretim sürecinde birçok aşamayı beraberinde getiriyor. BTÜ’de geliştirilecek yeni teknolojiyle motorun önemli parçalarından biri olan stator, baskı devre kartı teknolojisi kullanılarak üretilecek. Bu yöntem sayesinde motor üretimindeki bazı karmaşık süreçlerin azaltılması, daha düzenli ve tekrarlanabilir üretim yapılması amaçlanıyor. Aynı zamanda geliştirilecek motorların daha hafif ve daha az yer kaplayan bir yapıya sahip olması hedefleniyor. Proje kapsamında iki farklı motor prototipi geliştirilecek ve performansları test edilecek. Motorların çalışmasını sağlayacak özel ve kompakt bir elektronik sürücü de proje kapsamında üretilecek. ROBOTLARDAN MEDİKAL CİHAZLARA GENİŞ KULLANIM ALANI Geliştirilecek yerli motor teknolojisinin, yüksek teknoloji gerektiren birçok alanda kullanım potansiyeli bulunuyor. Özellikle hafif ve kompakt motorlara ihtiyaç duyulan robotik sistemler, medikal cihazlar, havacılık teknolojileri ve endüstriyel otomasyon sistemleri, projenin öne çıkan kullanım alanları arasında yer alıyor. Modüler yapıya sahip olacak motorların, farklı ihtiyaçlara göre farklı güç seviyelerinde geliştirilebilmesi de hedefleniyor. Böylece aynı teknoloji altyapısından yararlanılarak farklı alanlarda kullanılabilecek motor sistemlerinin üretilmesinin önü açılacak. SANAYİ İŞ BİRLİĞİYLE TEST EDİLECEK Proje kapsamında KORMAS Elektrikli Motor Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile iş birliği yapılıyor. Geliştirilecek motor prototipleri, firmanın elektrik motorlarına yönelik test altyapısından yararlanılarak performans açısından değerlendirilecek. Proje sonunda yalnızca bir motor prototipinin ortaya çıkarılması değil, aynı zamanda motorların tasarımından üretimine ve test süreçlerine kadar uzanan yerli bir teknoloji geliştirme altyapısının oluşturulması hedefleniyor. BTÜ’de geliştirilecek yeni nesil motor teknolojisinin, gelecekte robotik sistemler, medikal teknolojiler, havacılık uygulamaları ve akıllı üretim sistemlerinde kullanılabilecek yüksek katma değerli yerli ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. REKTÖR ÇAĞLAR’DAN TEBRİK BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitelerde üretilen bilginin teknolojiye ve katma değerli ürünlere dönüşmesinin önemine dikkat çekerek, “Bursa Teknik Üniversitesi olarak bilimsel çalışmalarımızı ülkemizin ihtiyaç duyduğu stratejik ve yüksek teknolojili alanlara yönlendirmeyi önemsiyoruz. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yürütülen çalışmanın, yerli teknoloji geliştirme kapasitemize ve yüksek katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Proje ekibimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.

BTÜ bölümleri en çok tercih edilenler arasında Haber

BTÜ bölümleri en çok tercih edilenler arasında

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarında lisans programlarına gösterilen yoğun ilgiyle öne çıktı. BTÜ’nün 30 lisans programından 10’u, taban puan değerleri esas alınarak Türkiye genelindeki üniversitelerin aynı bölümleri arasında yapılan sıralamada ilk 10’da yer aldı. BTÜ’nün Polimer Malzeme Mühendisliği Bölümü Türkiye genelinde aynı programa sahip üniversiteler arasında 1’inci sırada yer alırken, Denizcilik İşletmeleri Yönetimi, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi, Orman Endüstrisi Mühendisliği ve Orman Mühendisliği bölümleri ilk üçte yer aldı. Böylece BTÜ’nün 5 bölümü Türkiye genelinde ilk 3 içerisinde konumlandı. 10 BÖLÜM TÜRKİYE’NİN EN ÜST SIRALARINDA 2026 YKS yerleştirme sonuçlarına göre Veri Bilimi ve Analitiği 4’üncü, Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği 6’ncı, Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Peyzaj Mimarlığı 7’nci, Biyomühendislik ise 10’uncu sırada yer aldı. Böylece BTÜ’nün toplam 10 lisans programı, kendi alanlarında Türkiye genelindeki üniversiteler arasında ilk 10 içerisinde yer alma başarısı gösterdi. Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, 2026 YKS sonuçlarının BTÜ’nün yükselen akademik başarısını ve öğrenciler tarafından tercih edilen bir üniversite olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, “Bursa Teknik Üniversitesi olarak öğrencilerimizi geleceğin dünyasına hazırlayan, araştırma ve yenilikçiliği merkeze alan bir eğitim anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2026 YKS sonuçlarında 10 bölümümüzün Türkiye genelinde kendi alanlarında ilk 10 içerisinde yer alması, bir bölümümüzün Türkiye 1’incisi, beş bölümümüzün ise ilk 3’te bulunması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Öğrencilerimizin üniversitemize gösterdiği yoğun ilgi, doğru yolda olduğumuzun en önemli göstergelerinden biri. Bu başarıda emeği bulunan akademik ve idari personelimize ve BTÜ’yü tercih eden tüm öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

Bursa OSB’lerine deprem önlemi çağrısı Haber

Bursa OSB’lerine deprem önlemi çağrısı

Bursa Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen "Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliğine İlişkin Çıkarılan Derslerin Bursa'ya Yansıması" semineri; akademisyenler, kamu kurumları, sanayi temsilcileri ve Japon uzmanları bir araya getirdi. Mimar Sinan Yerleşkesi'nde gerçekleşen seminerde, Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen veriler ışığında Bursa organize sanayi bölgelerinin deprem riskleri, iş sürekliliği planlaması ve alınması gereken önlemler değerlendirildi. Programın açılışında konuşan JICA Türkiye Ofisi Program Sorumlusu Aylin Çelik Korkut, Türkiye ile Japonya'nın deprem gerçeğini yaşayan iki ülke olduğunu belirterek, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın ortak hedefleri olduğunu söyledi. “Depremin Bursa sanayisine vereceği zarar tüm ülkeyi etkiler” Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yaklaşık üç yıldır yürütülen “Dirençli Bursa Projesi” kapsamında yalnızca fiziksel altyapının değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin de ele alındığını ifade etti. Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, "Bursa'da yaşanacak üretim aksaklığı yalnızca kenti değil, tüm Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor” dedi. Sanayi yapılarının %20’si 2000 yılı öncesi Seminerde, "2023 Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliği Planlarına İlişkin Çıkarılan Dersler ve Bursa Organize Sanayi Bölgeleri Risk Değerlendirmesi Sonuçları" başlıklı sunumu gerçekleştiren Dr. Masashi Inoue, Kahramanmaraş'taki dört organize sanayi bölgesinden elde edilen verilerle Bursa'daki 13 organize sanayi bölgesinde bulunan yaklaşık 2 bin 666 binanın yapı bilgilerini karşılaştırdıklarını söyledi. Analizlerde yapıların inşa yılına odaklandıklarını belirten Inoue, Bursa'daki sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 20'sinin 2000 yılı öncesinde inşa edildiğini ifade etti. 500'den fazla yapının hasar görme riski bulunuyor Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa'da 500'ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi Bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayan Inoue, "İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa'da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Yapısal olmayan hasarlar da üretimi durduruyor JET uzmanlarından Dr. Seda Şendir Torisu ise Kahramanmaraş'ta üç organize sanayi bölgesi ve bir küçük sanayi sitesinde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Deprem sonrası yaşanan üretim kayıplarında yalnızca bina hasarlarının değil, makine, ekipman, ürün kayıpları ve insan kaynağı gibi yapısal olmayan unsurların da belirleyici olduğunu belirten Torisu, bazı bölgelerde yapısal hasar düşük olmasına rağmen ekonomik kayıpların oldukça yüksek seviyelere ulaştığını söyledi. Kahramanmaraş’ta 232 şirketle gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçlarını paylaşan Torisu, düzenli tatbikat yapan, iş sürekliliği planı hazırlayan, veri yedekleme sistemleri kuran ve ekipmanlarını güvence altına alan işletmelerin deprem sonrasında daha hızlı toparlandığını ifade etti. Rektör Yardımcısı Bayhan: 2000 yılı öncesi yapılar öncelikli olarak ele alınmalı BTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Beyhan Bayhan da "Bursa Organize Sanayi Bölgeleri İş Sürekliliği İçin Yapılması Gerekenler" başlıklı sunumunda, Bursa organize sanayi bölgelerinde farklı deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş çok sayıda sanayi yapısının bulunduğunu belirtti. Özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen yapıların önemli risk taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayhan, Kahramanmaraş depremlerinde en fazla hasarın prefabrik sanayi yapılarında kolon alt bölgeleri, kiriş-kolon bağlantıları ve cephe panellerinde meydana geldiğini söyledi. Sanayi tesislerinde uygulanabilecek pratik güçlendirme yöntemlerine değinen Rektör Yardımcısı Bayhan, çapraz çelik elemanlarla güçlendirme, enerji sönümleyici sistemler ve zemin iyileştirme çalışmalarının önemine işaret etti. “İş sürekliliği sadece binalarla sınırlı değil” Deprem sonrası üretimin devam edebilmesi için yalnızca yapıların ayakta kalmasının yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Beyhan Bayhan, elektrik, su, haberleşme ve lojistik altyapılarının kesintisiz çalışmasının da kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Kahramanmaraş depremlerinde organize sanayi bölgelerinde yaşanan üretim kayıplarına dikkat çeken Bayhan, altyapı kesintileri, iş gücü kaybı ve tedarik zincirindeki aksaklıkların üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Bayhan, Bursa'nın organize sanayi bölgelerinin oluşmasında Türkiye'ye öncülük ettiğini hatırlatarak, deprem hazırlıkları ve iş sürekliliği konusunda da aynı öncü rolü üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Programda, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, “Organize Sanayi Bölgelerinde Deprem Zararlarının Azaltılması” ve Nagoya Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kenji Watanabe’nin “Artan Şiddette ve Sıklıkta Meydana Gelen Doğal Afetlere Yanıt Vermede Topluluk Temelli İş Sürekliliği Planlaması, İş Sürekliliği Yönetimi Giderek Artan Önemi” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Seminer soru-cevap bölümünün ardından kapanış konuşmasıyla sona erdi.

BTÜ’den kırık kemik tedavisine yeni nesil çözüm Haber

BTÜ’den kırık kemik tedavisine yeni nesil çözüm

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen’in yürütücülüğünü üstlendiği "Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı" başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı. Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek. Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor. Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor. SAĞLIK TEKNOLOJİLERİNE KATKI Projenin tamamlanmasıyla birlikte biyomalzemeler, kompozit malzemeler, ortopedik implant tasarımı ve sağlık teknolojileri alanlarında önemli bilimsel çıktılar elde edilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek yeni nesil kemik sabitleme plakalarının, gelecekte ortopedik tedavilerde kullanılabilecek yenilikçi çözümlere katkı sunması ve sağlık teknolojilerinin gelişimine destek sağlaması bekleniyor. Proje sonunda geliştirilecek malzemenin, hastaların iyileşme sürecini destekleyen, daha hafif ve uzun ömürlü bir alternatif olarak sağlık alanında kullanıma katkı sağlaması hedefleniyor. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

MİMARLAR ODASI BURSA ŞUBESİ’NDEN ANLAMLI SERGİ Haber

MİMARLAR ODASI BURSA ŞUBESİ’NDEN ANLAMLI SERGİ

2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’un onur konuğu olduğu etkinliğe; Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, Bursa Teknik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, bölüm başkanları, dekan yardımcıları, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin ve meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda mimar ve sanatsever katıldı. Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin sergi mutluluğu Etkinliğin açılışında konuşan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, mimarlık üretimi, mesleki birikim ve güncel tartışmalar üzerine değerli bir buluşmaya daha ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi’nin iki yılda bir düzenlediği ‘2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ kapsamında ödüle değer görülen eserlerin, Bursa’nın ardından Mimarlar Odası’nın diğer şubelerinde de sergileneceğini belirten Şimşek, “Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak bu anlamlı sergiye ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl ‘Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’u ağırlıyor olmamız ise mutluluğumuzu daha da artırıyor. Mimarlık, toplumun geleceğini şekillendiren mesleklerin başında geliyor. Ürettiğimiz eserlerle gelecek kuşakların yaşamına da dokunuyoruz. Bu nedenle mesleğimizin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunun bilincindeyiz. Bu düşünceyle, ülkemizi ve dünyamızı güzelleştiren yürek birlikteliğimizin ürünü nice eserlerin bizleri bir araya getirmeye devam etmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu. Etkinliğin onur konuğu Semra Uygur ise konuşmasında, davetlerinden dolayı Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’in şahsında Şube Yönetim Kurulu’na teşekkür etti. Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne lâyık görülmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Uygur, mimarlığın yaşam kalitesini yükselten, güvenli yapılar üreten ve yaşam biçimini şekillendiren, aynı zamanda güçlü bir sanat karakterine sahip mesleklerin başında geldiğini vurguladı. Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından sergilenen eserleri inceleme fırsatı bulan konuklar, çalışmaların özgünlüğü ve üst düzey niteliğine ilişkin beğenilerini dile getirdi.

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü Haber

BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından destek almaya hak kazanan projede, Bursa’dan elde edilen arı sütü ve ileri biyoteknoloji bir araya getirilerek, diyabet hastalarında görülen yaraların hızlı iyileşmesi sağlanacak. Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen "Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi" başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. ELDE EDİLECEK JEL ÖRTÜ YARALARA UYGULANACAK Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki bu yara örtüsü, yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor. YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİSİNE KATKI SAĞLAYACAK Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. PROJE EKİBİ Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor. REKTÖR ÇAĞLAR: BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını belirterek, " Üniversitemizde yürütülen bu proje, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin güzel bir örneği. TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.

Bursalı akademisyene uluslararası 'en iyi bildiri' ödülü Haber

Bursalı akademisyene uluslararası 'en iyi bildiri' ödülü

Norveç'in Kristiansand kentinde Agder Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Yönetim Akademisi (EURAM) 2026 Konferansı, "Navigating High Waters: Managing in an Age of Disruption" (Çalkantılı Sularda Yol Almak: Altüst Oluş Çağında Yönetim) temasıyla dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını bir araya getirdi. Araştırmacıların bilimsel çalışmalarını sunduğu konferansta, Bursa Teknik Üniversitesi BTÜ Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Gökhan Gökmen'in, Portekiz'deki Universidade NOVA de Lisboa bünyesinde faaliyet gösteren Disiplinlerarası Sosyal Bilimler Merkezi (CICS.NOVA) araştırmacısı Dr. Bernelle Verster ile birlikte hazırladığı bildiri, “EURAM 2026 En İyi Bildiri Ödülü”ne layık görüldü. Gökmen ve Verster’in "Navigating Wicked Problems Through Stakeholder-Led Strategy Toolmaking: Urban Water Management as a Case Study and an Actionable Agenda for Adaptive Governance" başlıklı bildirisi, ilk olarak EURAM Kamu ve Kâr Amacı Gütmeyen Yönetim Stratejik İlgi Grubu (SIG) tarafından kendi kategorisinde ‘En İyi Bildiri’ seçildi. Ardından konferans ödül komitesinin değerlendirmesi sonucunda tüm konferansın ‘En İyi Bildirisi Ödülü’nü kazandı. SU SİSTEMLERİ ÜZERİNDEKİ BASKIYA ODAKLANIYOR Araştırma, iklim değişikliği, nüfus hareketleri ve kurumsal dönüşümlerin kentlerin su sistemleri üzerinde oluşturduğu baskıya odaklanıyor. Akademik literatürde "çetrefil problemler" (wicked problems) olarak tanımlanan ve hazır çözümlerle yönetilemeyen bu karmaşık sorunlar için yeni bir yönetim modeli öneriliyor. Çalışmada, kentlerin standart yönetim araçlarını doğrudan uygulamak yerine, paydaşların katılımıyla ihtiyaçlara göre geliştirilen esnek stratejiler oluşturmasının gerekliliği vurgulanıyor. "Strateji aracı üretimi" (strategy toolmaking) olarak adlandırılan bu yaklaşım, önceden belirlenmiş kalıplar yerine süreç içinde öğrenmeye ve değişen koşullara uyum sağlamaya dayanıyor. Araştırma kapsamında yaşayan laboratuvarlar (Living Labs), senaryo geliştirme, yürüyüş görüşmeleri, gölgeleme ve diyalog haritalama gibi katılımcı yöntemlerden oluşan uygulanabilir bir yol haritası sunuluyor. Bu yöntemlerle paydaşların karmaşık sorunları birlikte analiz etmeleri ve değişen koşullara uyum sağlayabilmeleri hedefleniyor. Çalışma, su sistemlerinde yaşanan dönüşümlerin yalnızca bir risk değil, doğru yönetildiğinde daha dayanıklı ve suya duyarlı kentlerin oluşturulması için önemli bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor.

BTSO’dan binlerce öğrenciye 'Güvenilir Gıda' eğitimi Haber

BTSO’dan binlerce öğrenciye 'Güvenilir Gıda' eğitimi

Çocukların güvenilir gıdalarla dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak ve israfın azaltılmasına destek olmak amacıyla BTSO öncülüğünde hayata geçirilen “Güvenilir Gıda Tüketelim- Sağlıklı Beslenelim, İsrafı Önleyelim” projesi Yıldırım Erguvan İlkokulu Konferans Salonu’ndaki açılış toplantısıyla başladı. Programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan ile öğretmenler katıldı. Öğrencilerle birlikte gerçekleştirilen programın açılış töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, gıda tüketimi ve israf konusundaki farkındalığı artırmak istediklerini söyledi. Bu kapsamda çocukların bilinçlendirilmesinin çok kıymetli olduğunu belirten Hakan Batmaz, “Güvenilir gıda demek, yediğiniz her lokmanın arkasında bir güvenlik süreci olması demektir.” dedi. “Hayatımızın Her Alanında Bilinçli Olmalıyız” İsraf konusunun da bir kural değil bir saygı meselesi olduğunu ifade eden Batmaz, "Tabağınızda bıraktığınız her lokma, o gıdanın yetişmesi için harcanan emeğe, suya ve doğanın bize sunduğu imkânlara karşı bir sorumluluktur. İhtiyacımız kadarını almak ve tabağımızı bitirmek hem emeğe hem de doğaya duyulan saygının en temel göstergesidir. Bu bilinci hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde sadece yeme alışkanlığınızı değil, aynı zamanda dünyaya bakışınızı da çok daha sorumlu bir noktaya taşımış olursunuz." diye konuştu. “İsraftan Kaçınmak Hepimizin Sorumluluğu” BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, sağlıklı beslenmenin vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarda almak ve güvenilir gıdaları tercih etmek anlamına geldiğini belirterek, “Dünyanın bazı bölgelerinde çocuklar yeterli gıdaya ulaşamazken, bazı yerlerde yiyeceklerin gereğinden fazla tüketilmesi ya da israf edilmesi hem kaynakların boşa gitmesine hem de sağlıksız yaşam alışkanlığına yol açmaktadır. Bu dengesizlik, zamanla hem bireysel sağlığımıza hem de toplumsal duyarlılığımıza zarar verir. Bu yüzden sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve israftan kaçınmak hepimiz için büyük bir sorumluluktur. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bu konularda bilinçlenmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarına ihtiyaç var.” dedi. “Ödüllü Resim Yarışması İle Farkındalık Artacak” Bursa Ticaret ve Sanayi Odası liderliğinde hayata geçirdikleri proje ile bu alandaki farkındalığı artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sayılgan, “Kamu kurumları ve üniversitelerimizin katkılarıyla beşincisini düzenlediğimiz proje kapsamında bu yıl 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik eğitimler gerçekleştirerek 50’den fazla okulda binlerce öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin öğrendiklerini pekiştirmeleri ve farkındalıklarını artırmaları amacıyla ödüllü bir resim yarışması da düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimizi de bu yarışmaya katılmaya davet ediyoruz. Bu düşüncelerle proje paydaşlarımıza, okul yöneticilerimize, eğitmenlerimize ve tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, eğitimin faydalı ve verimli geçmesini diliyorum.” dedi. Projede İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesi tarafından görevlendirilen toplam 14 eğitmen öğrencilere güvenilir gıda, sağlıklı beslenme ve israf konusunda önemli bilgiler aktaracak.

‘BALKANLARLA GÖBEK BAĞIMIZ VAR’ Haber

‘BALKANLARLA GÖBEK BAĞIMIZ VAR’

Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Dünya Altüst Olurken Balkanlar’ Paneli büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın yaptığı panelde konuşmacılar Prof. Dr. Mustafa İsen ve Dr. Murat Yılmaz Balkanlar’a dair önemli bilgiler paylaştı. Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, STK temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. ‘KARDEŞLİĞİMİZ BAKİDİR’ Panelin açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bizim bir ayağımız Balkanlar’da. Ramazan ayında Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Makedonya’da iftar programları düzenleyip, oradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Bursa ve Balkanların çok derin bir bağı var. İki coğrafya arasındaki kardeşlik her türlü hesabın üstündedir ve bakidir. Biz de bu kardeşliği ve bağı sürdürmeye, diri tutmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve Balkanların çok güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ise; “Balkanlarla yakın ve güçlü ilişkilerimiz var. Orada irtibatlarımız, dostluklarımız, gönül bağlarımız var. 1993-1995 yılları arasında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde öğretmenlik yaptım. Bu vesileyle iki coğrafya arasındaki o gönül bağını yakından tanıdım. Bu bağı güçlendirerek devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. ‘BURSA’YA GÖREV DÜŞÜYOR Bursa ve Balkanların tarihi ilişkisine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa İsen; “Balkanları Bursa’da konuşmak çok değerli ve keyifli. Çünkü Balkanların fethi, Bursa başkent olduğu dönem başladı. Rumeli medeniyetinin planlaması Bursa’da yapıldı. Bu nedenle iki coğrafya birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın önemli değişikliklerin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Dr. Murat Yılmaz; “Bursa hem tarihi hem de siyasi misyonuyla Balkanlar’a yakından bağlı. Ortada bir kader birliği var. Şu an Avrupa güvenlik açısından arayış içinde. Bu nedenle Balkanlar’da da bir değişim kaçınılmaz. Buradaki boşlukları ve fırsatları iyi görmek gerekiyor. Bursa’ya bu noktada önemli görevler düşüyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.