Hava Durumu

#Beslenme Alışkanlıkları

- Beslenme Alışkanlıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beslenme Alışkanlıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli? Haber

Kalp dostu zeytinyağı... Günde ne kadar tüketilmeli?

Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi’nde yayımlanan ve yaklaşık 92 bin kişinin 28 yıl boyunca izlendiği bir çalışma, günde yaklaşık 7 gram (yarım çorba kaşığı) zeytinyağı tüketenlerde, neredeyse hiç tüketmeyenlere kıyasla kalp ve damar hastalığı riskinin yüzde 19, kanser riskinin yüzde 17, nörodejeneratif hastalık riskinin yüzde 29 ve akciğer hastalığı riskinin yüzde 18 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Zeytinyağına düzenli beslenmede yer vermenin önemine dikkat çeken Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı ve geniş katılımcı gruplarında benzer sonuçlar elde edilmesi, zeytinyağının kalp ve damar sağlığı açısından önemini destekliyor. Ancak tüketilen miktar kadar tercih edilen zeytinyağının türü de önemli” dedi. SIZMA ZEYTİNYAĞI, RAFİNE ZEYTİNYAĞINA GÖRE ÖNE ÇIKIYOR Amerikan Kalp Derneği’nin 2026’da yayımladığı beslenme rehberinin, tek tek besin ögelerinden çok uzun vadeli beslenme alışkanlıklarına odaklandığını dile getiren Koylan, “Rehberde zeytinyağı, soya ve kanola yağı gibi doymamış yağ kaynaklarıyla birlikte, doymuş yağların yerine tercih edilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kısa süreli diyet değişikliklerinden çok, kalıcı beslenme alışkanlıkları önem taşıyor. PREDIMED çalışmasının 2026 başında yayımlanan analizi de zeytinyağının türüne dikkat çekiyor. Kalp ve damar hastalığı riski yüksek 7 binden fazla kişinin yıllık beslenme kayıtları incelendiğinde, polifenol bakımından zengin sızma zeytinyağının rafine zeytinyağına kıyasla kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon gibi daha geniş bir hastalık grubuna karşı daha güçlü koruma sağladığı görülüyor” dedi. ZEYTİNYAĞI KALBİ BİRDEN FAZLA YOLDAN DESTEKLİYOR Zeytinyağının kalp ve damar sağlığını farklı yollarla desteklediğini anlatan Koylan, “Kalp sağlığı söz konusu olduğunda yalnızca kolesterolü düşünmemek gerekiyor. Zeytinyağı, oksijenle temas ettiğinde yapısı kolay bozulmayan bir yağ. İltihaplanmayı ve damar sertliği oluşumunu azaltmaya yardımcı oluyor, bağırsaklardaki mikroorganizmaların sağlıklı dengesini ve damarların iç yüzeyinin işlevini destekliyor. Kolesterol ve trigliserit düzeylerini olumlu yönde etkilerken vücudun insülini daha iyi kullanmasına yardımcı olarak kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor. Tansiyonu düşürücü etkisi de bulunuyor” dedi. GÜNDE NE KADAR TÜKETİLMELİ? Zeytinyağının faydası çok olsa da ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Koylan, “Zeytinyağı sağlıklı bir tercih olsa da her gramı 9 kalori içeriyor. Aşırı tüketimi kilo artışına ve trigliserit düzeylerinin yükselmesine yol açabilir. Günlük zeytinyağı tüketimi için önerilen üst sınır 2 çorba kaşığı, yani yaklaşık 25–30 gram. Günlük 2.500 kalorilik bir beslenme düzeninde ise tüm yağlardan alınan enerjinin yaklaşık 350–400 kaloriyi, toplam yağ tüketiminin de 40–50 gramı aşmaması gerekiyor” dedi.

UZMANINDAN AİLELERE İLK DİŞ UYARISI Haber

UZMANINDAN AİLELERE İLK DİŞ UYARISI

Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Eyrice ADSM) Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Uzmanı Dt. Aysun Coşkun, çocukların ilk diş hekimi muayenesinin ilk süt dişinin sürmesini takiben veya en geç bir yaşına kadar yapılması gerektiğini söyledi. Bu ilk muayenenin yalnızca dişleri kontrol etmek amacıyla değil, aileleri doğru ağız bakımı konusunda bilinçlendirmek açısından da önemli olduğunu belirten Pedodonti Uzm. Dt. Aysun Coşkun, erken yaşta kurulan hekim-hasta iletişiminin çocukların ilerleyen yıllarda diş hekimi korkusu yaşamalarının da önüne geçebildiğini ifade etti. Pedodonti Uzm. Dt. Aysun Coşkun, "Birçok aile çocuğunu ancak dişi ağrıdığında ya da çürük oluştuğunda diş hekimine getiriyor. Oysa ilk muayenenin amacı tedavi yapmak değil, olası riskleri önceden belirlemek ve koruyucu önlemleri zamanında almaktır. İlk yaşta yapılan kontrol sayesinde beslenme alışkanlıkları, emzik ve biberon kullanımı, parmak emme gibi ağız gelişimini etkileyen faktörler değerlendirilebilir ve aileler doğru şekilde yönlendirilebilir" dedi. Süt dişleri sanıldığı kadar geçici değil Çocuklarda süt dişlerinin yalnızca belirli bir süre ağızda kaldığı için önemsenmediğine dikkat çeken uzmanlar, bu düşüncenin en büyük yanlışlardan biri olduğunu belirtiyor. Süt dişleri; çiğneme, konuşma, yüz gelişimi ve alttan gelecek daimi dişlere rehberlik etmesi açısından kritik görev üstleniyor. Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Pedodonti Uzmanı Dt. Aysun Coşkun da erken yaşta kaybedilen süt dişlerinin ilerleyen yıllarda diş dizilim bozukluklarına ve çene gelişiminde problemlere yol açabileceğini belirterek, "Süt dişlerinde oluşan çürükler tedavi edilmediğinde yalnızca o dişi değil, alttan gelişen daimi dişleri de olumsuz etkileyebilir. Erken diş kayıpları, komşu dişlerin boşluğa doğru hareket etmesine neden olarak ilerleyen yıllarda ortodontik tedavi ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle süt dişleri mutlaka korunmalı ve gerektiğinde tedavi edilmelidir" diye konuştu. Okul öncesi dönemde doğru alışkanlıklar kazandırılmalı Uzmanlar, ağız hijyeninin çocuklara küçük yaşlardan itibaren oyun ve eğitimle birlikte kazandırılması gerektiğini vurguluyor. İlk dişlerin sürmesiyle birlikte temizliğe başlanması, yaşa uygun diş fırçası ve florürlü diş macununun doğru miktarda kullanılması, çürük riskini önemli ölçüde azaltıyor. Çocukların okul öncesi dönemde dişlerini kendi başlarına fırçalamaya çalışsalar bile ebeveyn gözetiminde olmalarının önemine dikkat çeken Pedodonti Uzm. Dt. Aysun Coşkun, "Çocuklar motor becerileri tam gelişene kadar dişlerini etkili şekilde temizlemekte zorlanabilir. Bu nedenle ailelerin özellikle gece yatmadan önce yapılan diş fırçalamasını kontrol etmeleri ve gerektiğinde tamamlamaları büyük önem taşıyor. Düzenli fırçalama alışkanlığı, sağlıklı dişlerin temelini oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

ESTETİKTE YENİ AKIM: KIRIŞIKLIK GELMEDEN ÖNLEM Haber

ESTETİKTE YENİ AKIM: KIRIŞIKLIK GELMEDEN ÖNLEM

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, estetikte yaşanan bu değişimini, “Artık hedefimiz oluşmuş kırışıklıkları gidermek değil, o kırışıklıkların oluşmasını geciktirmek. Önleyici estetik, kişinin kendi doğal yapısını koruyarak sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaş almasını sağlar” diyerek özetledi. Op. Dr. Kuzukıran, “Erken dönemde yapılan küçük ve doğru müdahaleler, ilerleyen yaşlarda çok daha büyük işlemlere duyulan ihtiyacı azaltır. Bu yaklaşım aslında estetikte koruyucu hekimliğin karşılığıdır” dedi. Kişiye Özel “Cilt Stratejisi” Önleyici estetiğin, tek bir uygulamadan ibaret olmadığını, kişiye özel planlanan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu ifade eden Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, düşük dozlu ve stratejik dokunuşlarla mimik çizgilerinin derinleşmesi engellenirken, kollajen üretimini artıran lazer ve radyofrekans uygulamaları ile cildin gençlik kapasitesi korunduğunu dile getirdi. Cildin nem dengesini destekleyen vitamin içerikleriyle daha canlı bir görünüm hedeflendiğini ifade eden Op. Dr. Kuzukıran, tüm bunlara ek olarak, düzenli güneş koruması, antioksidan içerikli cilt bakımı ve doğru beslenme alışkanlıkları da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak öne çıktığını dile getirdi. Op. Dr. Kuzukıran açklamasında, “Önleyici estetik yalnızca klinikte yapılan işlemlerden ibaret değildir. Güneşten korunma, doğru cilt bakımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla desteklenmesi gerekir. Bu bir yaşam tarzıdır” ifadelerini kullandı. Doğal Görünümün Anahtarı Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “İyi planlanmış bir önleyici estetik sürecinde kimse size ‘estetik yaptırdın mı?’ diye sormaz. Bunun yerine ‘ne kadar iyi görünüyorsun’ yorumunu alırsınız. Çünkü biz yüzü değiştirmiyoruz, en iyi halini koruyoruz” şeklinde konuştu. Erken yaşta yapılan küçük dokunuşların ilerleyen yıllarda daha büyük cerrahi müdahalelerin önüne geçebildiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran sözlerini şöyle tamamladı: “Estetik artık bir onarım süreci olmaktan çıkıp, uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Sonuç olarak, önleyici estetik yaklaşımıyla güzellik algısı yeniden tanımlanıyor. Zamanı geri almak yerine onunla uyum içinde ilerlemek, modern estetiğin en güçlü mottosu olarak öne çıkıyor.”

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir Haber

Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir

Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir "mucize çözüm" olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin "Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?" olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı. "KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI" Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti. Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi. İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, "Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor." dedi. Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti. "KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI" Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. "Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor." ifadelerini kullandı.

Obeziteye karşı 3 temel kural: Beslenme, hareket ve uyku Haber

Obeziteye karşı 3 temel kural: Beslenme, hareket ve uyku

Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite vakaları ve sağlıklı kilo verme yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Kadınlarda obezite oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Çiftçi, “Bunun temelinde fizyolojik ve biyolojik nedenler bulunuyor. Erkeklerde kas kütlesinin daha fazla olması metabolizma hızını artırırken, kadınlarda yağ oranının daha yüksek olması kilo almaya yatkınlığı artırabiliyor. Gebelik, emzirme dönemi ve hormonal bozukluklar da kilo artışına neden olabiliyor. Bunun yanında hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıkları da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. Fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi tetikleyen en önemli nedenlerden biri olduğunu belirten Çiftçi, “Günümüzde fiziksel aktivite yapmayanların oranı oldukça yüksek. Hareketsiz yaşam bazal metabolizma hızını yavaşlatıyor, kas kayıplarına neden oluyor ve alınan-harcanan enerji dengesini bozarak kilo artışını kolaylaştırıyor” diye konuştu. ŞOK DİYETLER YERİNE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME Kilo verme sürecinde yapılan hatalara da değinen Çiftçi, “Şok diyetler, tek tip beslenme programları ve öğün atlamak en sık karşılaştığımız yanlışlar arasında yer alıyor. Şok diyetlerde ise verilen kilonun önemli bir kısmı yağ değil, su ve kas kaybı olabiliyor. Bu nedenle kişinin yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme programı uygulanması gerekiyor” dedi. Obeziteyle mücadelede kısa süreli çözümler yerine kalıcı yaşam alışkanlıklarının hedeflenmesi gerektiğini belirten Çiftçi, “Amaç sadece kilo vermek değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatın bir parçası haline getirmektir. Kalıcı başarı ancak sürdürülebilir beslenme ve aktif yaşamla mümkündür” diyerek vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu.

MİNİK ŞEFLER ZEYTİN KÜLTÜRÜYLE BULUŞTU Haber

MİNİK ŞEFLER ZEYTİN KÜLTÜRÜYLE BULUŞTU

Marmarabirlik’in sosyal sorumluluk vizyonuyla hayata geçirdiği “Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler” projesi, Mudanya Dereköy, Gemlik Umurbey ve Orhangazi’nin ardından bu kez Balıkesir’in Erdek ilçesinde öğrencilerle buluştu. Karşıyaka İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar, zeytin ve zeytinyağını yalnızca bir gıda ürünü olarak değil; kültürel mirasın, sağlıklı yaşamın ve üretim bilincinin önemli bir parçası olarak tanıma fırsatı yakaladı. Programa; Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Kızıl, Kooperatif Başkan Vekili Süleyman Eren, Kooperatif Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Ali Yağcı ve Selçuk Karagöz, Erdek Belediye Başkan Yardımcıları Zeynep Kızıldağ ile Hüseyin Yıldırım, Erdek İlçe Tarım Müdürü Dilek Işıktaş, Erdek İlçe Jandarma Komutanı Coşkun Avni Özkan, Erdek İlçe Emniyet Müdürü Faruk Bağcı, Erdek İlçe Milli Eğitim Müdürü Şafak Turan ve Karşıyaka Mahallesi Muhtarı Ayşe Ertürk katıldı. Etkinlikte konuşan Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, çocukların küçük yaşlarda doğru beslenme alışkanlıkları kazanmasının önemine dikkat çekerek, “Biz sadece zeytin üreten bir kurum değiliz; aynı zamanda bu coğrafyanın kültürünü, emeğini ve üretim bilincini geleceğe taşıyan büyük bir aileyiz. Çocuklarımızın zeytini tanımasını, üretimin değerini öğrenmesini ve sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanmasını çok önemsiyoruz. ‘Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler’ projesiyle çocuklarımızın hem eğlenmesini hem de zeytin kültürüyle güçlü bir bağ kurmasını hedefliyoruz” dedi. Etkinliğin merkezinde yer alan Bursa gastronomisinin sevilen isimlerinden Şef Tuncay Sönmez, sınıf ortamını uygulamalı bir atölyeye dönüştürerek öğrencilerle birlikte birbirinden renkli ve eğlenceli zeytinli tabaklar hazırladı. Çocukların hazırladığı tarifler etkinliğe renk katarken, öğrencilerin heyecanı ve enerjisi gün boyunca dikkat çekti. Etkinlik boyunca öğrencilerin hazırladığı yaratıcı sunumlar büyük ilgi görürken, program samimi ve renkli görüntülere sahne oldu. Marmarabirlik yetkilileri, projenin önümüzdeki süreçte farklı bölgelerdeki okullarda da devam edeceğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.