Hava Durumu

#Beslenme

- Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halk Sağlığı Haftası Bursa’da dolu dolu geçecek Haber

Halk Sağlığı Haftası Bursa’da dolu dolu geçecek

Bursa Büyükşehir Belediyesi, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası’na yönelik kapsamlı bir farkındalık programı hazırladı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilecek etkinliklerde, sağlıklı yaşam kültürünün toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. SAĞLIKLI ANNE, SAĞLIKLI NESİL Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve sağlıklı yaşam bilincinin toplumun geneline yayılması amacıyla düzenlenecek etkinlikler, 3 Eylül Perşembe günü ‘Sağlıklı Anne, Sağlıklı Nesil’ programıyla başlayacak. Cumhuriyet Caddesi’nde 14.30-15.00 saatleri arasında bando eşliğinde yürüyüş düzenlenecek. Aynı gün 10.00-16.30 saatleri arasında Ulu Cami-Gazi Orhan Parkı’nda halk sağlığı farkındalık stantları kurulacak. SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK 4 Eylül Cuma günü ise adres Bursa Millet Bahçesi olacak. Saat 16.00-18.00 arasında gerçekleştirilecek ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğinde beslenme ve hareketli hayat konusunda farkındalık oluşturulurken, çocuk oyun alanı ve çeşitli bilgilendirme stantları da vatandaşlarla buluşacak. HÜDAVENDİGAR’DA SAĞLIKLI YAŞAM BULUŞMASI Haftanın kapsamlı programlarından biri de 7 Eylül Pazartesi günü Hüdavendigar Kent Parkı’nda gerçekleştirilecek. ‘Sağlığa Yaş Al, Sağlıklı Kal’ temalı etkinlikte saat 16.00’dan itibaren halk sağlığı farkındalık stantları ve çocuk aktiviteleri düzenlenecek. Büyükşehir Belediyesi Kadın Ritim Grubu’nun performansının da yer alacağı programda Sağlıklı Hayat Merkezleri tanıtılacak, fizyoterapist eşliğinde fiziksel aktivite etkinliği ve nefes egzersizleri gerçekleştirilecek. Günün ilerleyen saatlerinde ise Karagöz-Hacivat gösterisi ve nostaljik film müzikleri konseri Bursalılarla buluşacak. BEDENİNİ DİNLE, HAREKETE GEÇ 8 Eylül Salı günü Kent Konseyi Koza Salonu Halk Okulu’nda düzenlenecek ‘Bedenini Dinle, Harekete Geç’ programında ise sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve obeziteyle mücadeleden kanserde erken teşhise, aşı ve sağlık okuryazarlığından bağımlılığa kadar önemli başlıklar ele alınacak.

Uzmandan menopoz için “ikinci bahar” önerileri Haber

Uzmandan menopoz için “ikinci bahar” önerileri

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, menopozda fit ve zinde kalmanın yollarını anlatarak, bu dönemde hedefin sadece sıcak basmalarını azaltmak ya da kilo kontrolü sağlamak olmadığını; kasları, kemikleri, kalbi, beyni ve ruhsal iyilik halini birlikte korumak gerektiğini vurguladı. KAS VE KEMİK SAĞLIĞINA DİKKAT ÇEKTİ Uzman, menopoz döneminde kas kütlesi ve gücünde azalma görülebileceğini belirterek, yürüyüşün önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Haftalık düzene kuvvet ve direnç egzersizlerinin eklenmesini önerdi. Kemik sağlığının da menopozun ilk yıllarından itibaren korunması gerektiğini kaydeden Seyidova, ağırlık taşıyan egzersizler, yeterli protein, dengeli beslenme, gerektiğinde de kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz risk değerlendirmesinin önemine işaret etti. “METABOLİZMAYI AÇ BIRAKMAYIN” UYARISI Menopozda vücut kompozisyonunun değişebileceğini ve karın çevresinde yağlanmanın artabileceğini söyleyen Seyidova, çözümün daha az yemek değil, doğru beslenmek olduğunu belirtti. Yeterli protein, sebze, lifli gıdalar, sağlıklı yağlar ve az işlenmiş besinlerden oluşan bir beslenme düzeninin; kasları, bağırsak sağlığını, kan şekeri dengesini ve kalp-damar sistemini destekleyeceğini ifade etti. Menopoz döneminde uyku sorunlarının sık görüldüğünü hatırlatan Seyidova, kaliteli uykunun tedavinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Düzenli uyku saati, akşam ışığının azaltılması ve geç saatlerde ağır yemekten kaçınılması gibi küçük değişikliklerin fayda sağlayabileceğini aktardı. Ruhsal iyilik halinin de en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu belirten uzman, yoga, meditasyon, nefes çalışmaları, doğa yürüyüşü ve sosyal ilişkilerin bu süreçte destekleyici olduğunu dile getirdi. “MENOPOZ PLANINIZ SİZE ÖZEL OLMALI” Dr. Seyidova, her kadının menopoz sürecinin farklı olduğuna dikkat çekerek, herkese aynı vitaminlerin, beslenme planının veya hormon yaklaşımının uygun olmayacağını vurguladı. Menopoz değerlendirmesinde kalp-damar riski, kemik sağlığı, kas gücü, uyku, ruhsal durum ve cinsel sağlığın birlikte ele alınması gerektiğini belirten Seyidova, uygun hastalarda menopoz hormon tedavisinin de bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Seyidova, menopozu “ikinci bahar”a çevirmek için her kadının kendine 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz' sorusunun sorulması gerektiğini belirterek, sağlıklı, güçlü, hareketli ve bağımsız bir yaşam için menopoz süreci bugünden doğru yönetilmesi gerektiğini kaydetti.

Bursa'da 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor Haber

Bursa'da 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor

Nilüfer Belediyesi, koruyucu sağlık hizmetlerine dikkat çekmek ve toplumda sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla “3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri”ni düzenliyor. 3-4-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler; Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde vatandaşlarla buluşacak. Her gün saat 10.00’da başlayacak programlar, 17.00’ye kadar devam edecek. Sağlıklı bir toplumun temelinin koruyucu hekimlik ve erken farkındalıktan geçtiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de herkesin eşit, nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmetine ulaşabilmesini çok önemsiyoruz. Üç gün boyunca uzman hekimler ve sağlık çalışanları eşliğinde sunacağımız ücretsiz taramalar, atölyeler ve bilgilendirici söyleşilerle hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Tüm vatandaşlarımızı Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde, Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne bekliyoruz” dedi. ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMALARI Etkinlik boyunca alanda kurulacak sağlık noktalarında uzmanlar tarafından ücretsiz taramalar gerçekleştirilecek. Ziyaretçiler; göz ve işitme testleri, denge ve skolyoz kontrolleri, solunum fonksiyon testi, karbonmonoksit (CO) ölçümü, vücut kitle endeksi ile kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yaptırabilecek. Ayrıca Footbalance cihazı ile düz tabanlık ve duruş bozukluğu analizi, cilt analizi, diş muayenesi, basit fizik tedavi uygulamaları ve sigarayı bırakmak isteyenler için danışmanlık hizmeti sunulacak. HEM ÇOCUKLARA HEM YETİŞKİNLERE YÖNELİK ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLER 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıklarını pekiştirecek pratik atölyeler de düzenlenecek. Yetişkinler için paketli gıdalarda etiket okuma, detoks içecekleri hazırlama, pilates, sanat terapisi ve sinema gösterimleri yapılırken; çocuklar için de eğlenceli el yıkama, doğru diş fırçalama, sağlıklı beslenme tabağı hazırlama ve organları tanıma atölyeleri yer alacak. Katılımcılar ayrıca okçuluk ve cornhole gibi sportif aktiviteler de katılabilecek. Program dâhilinde düzenlenecek söyleşilerde ise uzman konuklar eşliğinde “Obezite ile Mücadele ve Sağlıklı Beslenme” ile “Estetik ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıkları ele alınacak. Etkinlik alanında sivil toplum kuruluşları ve Nilüfer Belediyesi’nin bilgilendirme stantları da yer alacak. Ziyaretçiler organ bağışı, Onkoday kanser bilgilendirmesi, Yeşilay, Çölyakla Yaşam Derneği, NİLKOOP, doğru ilaç ve prospektüs kullanımı gibi konularda bilgi alabilecek. Ayrıca Nilüfer Belediyesi’nin Anne Taksi, Gezici Sağlık Hizmeti, Evde Sağlık, Yeni Doğan ve Bebek Bakımı, Nilüfer95, Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi, Olgun Gençlik Merkezi, Tekerlekli Sandalye Tamir Evi ve hayvan sahiplendirme gibi sosyal projeleri de vatandaşlara tanıtılacak.

Dr. Murat Doğan: Bağışıklık sadece kışın değil, çocuğun günlük beslenmesinde de ele alınmalı Haber

Dr. Murat Doğan: Bağışıklık sadece kışın değil, çocuğun günlük beslenmesinde de ele alınmalı

Okul öncesi dönemin, çocukların bağışıklık sisteminin çevresel etkenlerle yoğun biçimde karşılaştığı kritik bir süreç olduğunu belirten Doğan, kreş ve anaokulu ortamlarında artan temasın, değişen beslenme alışkanlıklarının ve sık geçirilen enfeksiyonların ailelerde kaygı oluşturabildiğini ifade etti. “BAĞIRSAKLAR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİYLE YAKINDAN İLİŞKİLİ” Dr. Murat Doğan, bağırsakların yalnızca sindirim sisteminin bir parçası olmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili önemli bir yapı olduğunu vurguladı. Çocukluk döneminde dengeli ve çeşitli beslenmenin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasının oluşumuna katkı sağladığını belirten Doğan, ebeveynlerin “çocuğum daha az hastalansın” yaklaşımını yalnızca takviyeler üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi. ŞEKERLİ VE TEK TİP BESLENMEYE DİKKAT Okul öncesi çocukların beslenmesinde en önemli sorunlardan birinin besin çeşitliliğinin azalması ve yüksek şeker içeren gıdaların fazla tüketilmesi olduğuna dikkat çeken Doğan, sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli biçimde sofrada yer alması gerektiğini ifade etti. Doğan, “Tek bir mucize besin aramak yerine farklı besin gruplarını dengeli biçimde bir araya getirmek gerekiyor” dedi. Bağışıklığın yalnızca kış aylarında ya da okul açılmadan önce gündeme getirilmemesi gerektiğini söyleyen Doğan, yıl boyunca sürdürülebilen sağlıklı yaşam alışkanlıklarının daha doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti. ANTİBİYOTİK UYARISI Sık enfeksiyon geçiren çocuklarda ailelerin zaman zaman antibiyotik kullanımına yöneldiğini belirten Doğan, her ateşin veya üst solunum yolu enfeksiyonunun antibiyotik gerektirmediğini hatırlattı. Antibiyotiklerin yalnızca hekim değerlendirmesiyle kullanılmasının önemine işaret eden Doğan, gereksiz kullanımın bireysel ve toplumsal sağlık açısından risk oluşturduğunu söyledi. EBEVEYNLERE 5 ÖNERİ Dr. Murat Doğan, ailelere çocukların bağışıklık ve bağırsak sağlığını desteklemek için şu önerilerde bulundu: Sofrada çeşitliliği artırın.Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlandırın.Uyku düzenine dikkat edin.Antibiyotiği doktor önerisi olmadan kullanmayın.Tekrarlayan sağlık sorunlarında hekime başvurun.

KADIN SAĞLIĞINDA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM… Haber

KADIN SAĞLIĞINDA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM…

Kadınların yaşam boyunca farklı hormonal ve metabolik süreçlerden geçtiğine dikkat çeken Op. Dr. Gökhan Gölcük, adet düzensizlikleri, menopoz, kilo kontrolünde yaşanan güçlükler ve bazı hormonal yakınmalarda hastanın genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. “Tek bir belirtiye bakmak yeterli olmayabilir” Kadın sağlığında birçok faktörün birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Op. Dr. Gölcük, özellikle beslenme, uyku, stres ve fiziksel aktivitenin genel sağlık açısından göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Op. Dr. Gökhan Gölcük, “Kadın sağlığında tek bir belirtiye bakarak bütün tabloyu değerlendirmek her zaman yeterli olmayabilir. Beslenme, uyku, stres, fiziksel aktivite ve metabolik durum gibi unsurların sağlık üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurmak, kişiye özgü bir takip planının oluşturulmasına katkı sağlayabilir” dedi. Kadınların üreme çağından menopoz dönemine kadar farklı ihtiyaçlarla karşılaşabildiğini belirten Op. Dr. Gökhan Gölcük, bu süreçlerde hastanın sağlık öyküsü ve yaşam koşullarının değerlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti. “Amaç uzun vadeli sağlığı desteklemek” Fonksiyonel tıp yaklaşımında mevcut yakınmaların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da değerlendirilmesinin koruyucu sağlık anlayışını desteklediğini ifade eden Op. Dr. Gökhan Gölcük, düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti. Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Op. Dr. Gökhan Gölcük, “Kadın sağlığında hedefimiz yalnızca mevcut bir sorunu tedavi etmek değil, düzenli kontroller, doğru yaşam alışkanlıkları ve kişiye uygun takip ile uzun vadeli sağlığı desteklemektir. Fonksiyonel tıp perspektifi de hastayı daha geniş bir çerçevede değerlendirmemize katkı sağlayan yaklaşımlardan biridir” diye konuştu. Modern tıbbın alternatifi değil Fonksiyonel tıp yaklaşımının standart tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Gölcük, düzenli jinekolojik muayene, gerekli taramalar, laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri ile bilimsel temelli tanı ve tedavi süreçlerinin kadın sağlığındaki temel yaklaşım olduğunu söyledi. Fonksiyonel yaklaşımın ise bu süreçlere yaşam tarzı, beslenme, uyku, stres yönetimi ve bireysel risk faktörlerinin daha kapsamlı değerlendirilmesi açısından katkı sağlayabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Op. Dr. Gökhan Gölcük açıklamasını “Fonksiyonel yaklaşımı modern tıbbın yerine konumlandırmak doğru değil. Esas olan, bilimsel tanı ve tedavi süreçlerini koruyarak hastanın yaşam tarzını ve bireysel özelliklerini de değerlendirebilmek. Böylece kadın sağlığına daha bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşabiliriz” diyerek tamamladı.

SAĞLIKLI DİŞLERİN SIRRI KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİNDE Haber

SAĞLIKLI DİŞLERİN SIRRI KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİNDE

Özellikle çocukluk döneminden itibaren uygulanacak koruyucu yöntemlerin ilerleyen yaşlarda oluşabilecek çürükler, diş eti hastalıkları ve diş kayıplarının önüne geçebildiği vurgulanıyor. Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Eyrice ADSM) Diş Hekimi Dt. Ragıp Üçekiz, koruyucu diş hekimliğinin temel amacının hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, hastalık oluşmadan önce gerekli önlemleri almak olduğunu söyledi. Düzenli diş hekimi kontrolleri, doğru ağız bakım alışkanlıkları, dengeli beslenme, flor uygulamaları ve koruyucu tedavilerin ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını ifade eden Dt. Ragıp Üçekiz, bu yaklaşımın hem bireylerin yaşam kalitesini artırdığını hem de ileride uygulanabilecek kapsamlı tedavilere olan ihtiyacı önemli ölçüde azalttığını belirtti. Koruyucu diş hekimliğinin yalnızca çocukları değil her yaştan bireyi kapsayan bir sağlık anlayışı olduğuna dikkat çeken Dt. Ragıp Üçekiz, toplumda diş hekimine yalnızca ağrı başladığında gidilmesi gerektiği yönünde yanlış bir algı bulunduğunu belirterek, "Koruyucu diş hekimliği, ağız ve diş sağlığını uzun yıllar korumanın en etkili yoludur. Düzenli kontroller sayesinde çürükler henüz başlangıç aşamasındayken tespit edilip tedavi edilebilir, diş eti hastalıkları ilerlemeden kontrol altına alınabilir. Tedavinin en başarılı şekli, aslında tedaviye ihtiyaç duyulmamasını sağlamaktır. Bu nedenle herkesin yılda en az iki kez diş hekimi kontrolünden geçmesini öneriyoruz" dedi. Erken teşhis hem sağlığı hem bütçeyi koruyor Ağız ve diş hastalıklarında erken teşhisin büyük avantaj sağladığını belirten uzmanlar, başlangıç seviyesindeki çürüklerin ve diş eti problemlerinin daha kısa sürede, daha konforlu ve daha ekonomik yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çekiyor. Düzenli kontroller sayesinde yalnızca mevcut sorunların değil, ileride oluşabilecek risklerin de önceden belirlenerek gerekli önlemlerin alınabildiği ifade ediliyor. Uzmanlar ayrıca günlük ağız bakımının ihmal edilmemesi, dişlerin florürlü diş macunuyla günde en az iki kez fırçalanması, diş ipi kullanımının alışkanlık haline getirilmesi ve şekerli gıdaların kontrollü tüketilmesinin koruyucu diş hekimliğinin temelini oluşturduğunu vurguluyor. Çocuklukta kazanılan alışkanlıklar ömür boyu devam ediyor Eyrice Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (Eyrice ADSM) Diş Hekimi Dt. Ragıp Üçekiz, ağız ve diş sağlığının korunmasında en önemli dönemin çocukluk çağı olduğunu belirterek, süt dişlerinin sanıldığının aksine yalnızca geçici dişler olmadığını söyledi. Sağlıklı süt dişlerinin çene gelişimi, konuşma, beslenme ve kalıcı dişlerin doğru konumda sürmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dt. Ragıp Üçekiz, çocukluk döneminde kazanılan doğru alışkanlıkların yaşam boyu devam ettiğini ifade etti. Dt. Ragıp Üçekiz, "Çocukların ilk dişi sürdüğü andan itibaren ağız bakımı başlamalıdır. Ailelerin çocuklarını yalnızca diş ağrısı olduğunda değil, düzenli aralıklarla kontrol amacıyla da diş hekimine getirmesi büyük önem taşıyor. Erken yaşta uygulanan flor uygulamaları ve fissür örtücüler çürük oluşumunu önemli ölçüde azaltırken, doğru diş fırçalama alışkanlığı da çocukların gelecekte daha sağlıklı dişlere sahip olmasını sağlıyor. Koruyucu diş hekimliğine yapılan her yatırım, çocukların gelecekteki ağız ve diş sağlığına yapılan yatırımdır" diye konuştu.

Masum sanılan tehlike! Kanser riskini artırıyor Haber

Masum sanılan tehlike! Kanser riskini artırıyor

Yıllardır diyabet, obezite ve karaciğer yağlanmasının başlıca sorumluları arasında gösterilen şekerli içecekler hakkında tıp dünyasını sarsan yeni bir gerçek daha ortaya çıktı. Saygın tıp dergisi Gastro Hep Advances’ta yayımlanan geniş çaplı bir araştırma, her gün tüketilen bir bardak şekerli içeceğin bile mide kanserine yakalanma ihtimalini neredeyse iki buçuk kat (2,45 kat) artırdığını kanıtladı. 36 YILLIK TAKİP, 112 BİNDEN FAZLA KATILIMCI Massachusetts General Hospital uzmanlarından Dr. Andrew T. Chan liderliğinde yürütülen çalışma, ABD’de şekerli içecekler ile mide kanseri arasındaki doğrudan ilişkiyi ortaya koyan ilk somut kanıt oldu. Bilim insanları bu sonuca ulaşmak için 1986 ile 2022 yılları arasındaki 36 yıllık verileri inceledi. Tam 112 binden fazla kişinin beslenme ve sağlık verilerinin titizlikle analiz edildiği çalışmada, gazlı içecekler, şekerli meyve suları ve sporcu içeceklerinin sanıldığı kadar masum olmadığı anlaşıldı. KADINLARDA RİSK 3 KATINA ÇIKIYOR Araştırmanın en dikkat çekici detaylarından biri ise cinsiyetler arasındaki risk farkı oldu. Verilere göre her gün şekerli içecek tüketen kadınlarda mide kanserine yakalanma oranı 3 katına çıkarken, erkeklerde bu artış 2 kat seviyesinde gerçekleşti. Dünyada kanser kaynaklı ölümlerde beşinci sırada yer alan mide kanseri için bu oranlar ciddi bir alarm niteliği taşıyor. DİYET İÇECEKLER HAKKINDA EZBER BOZAN SONUÇ Çalışmada tıp dünyasını şaşırtan bir diğer detay ise yapay tatlandırıcılı (diyet) içeceklerle ilgili oldu. Yıllardır kanserojen olup olmadığı tartışılan tatlandırıcılı içecekler ile mide kanseri arasında herhangi bir somut bağlantıya rastlanmadı. ŞEKER KANSER HÜCRELERİNİ NASIL TETİKLİYOR? Uzmanlar, bu tür gözlem odaklı araştırmaların tek başına %100 bir "sebep-sonuç" ilişkisi kanıtlayamayacağını; genetik faktörler ve midedeki bakterilerin de kanserde rol oynadığını hatırlatıyor. Ancak vücuda alınan yoğun şekerin yol açtığı insülin direnci, kronik iltihaplanma, hücresel hasar ve aşırı kilo gibi faktörlerin, kanserli hücrelerin büyümesi için adeta elverişli bir ortam hazırladığı vurgulanıyor.

Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı Haber

Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, terlemeyle yaşanan sıvı ve mineral kaybının damarlarda genişlemeye neden olabileceğini, bunun da kan basıncında ani düşüşlere ve dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti. Türkiye’de her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Gürbüz, henüz tanı almamış çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekti. Gürbüz, aşırı sıcaklarda tansiyon kontrolünün ihmal edilmesinin bayılma, ritim bozukluğu, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. HİPERTANSİYON HASTALARINA 10 KRİTİK YAZ ÖNERİSİ 1. Su tüketimini artırın: Terlemeyle kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulması için susamayı beklemeden yeterli sıvı alınması öneriliyor. Uzman, genel olarak günlük 2,5-3 litre sıvı tüketilmesini, ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunanların miktarı hekimlerine danışarak belirlemesini tavsiye ediyor. 2. İdrar söktürücü ilaçlara dikkat: Diüretik ilaçlar yaz aylarında terlemeyle birlikte aşırı sıvı ve tuz kaybına neden olabilir. İlaç dozlarının doktor kontrolü olmadan değiştirilmemesi, gerekli durumlarda hekim tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. 3. 11.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçının: Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın tansiyon düşüklüğü ve sıcak çarpması riskini artırabileceği belirtiliyor. 4. Beslenmenizi hafifletin: Aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyecekler yerine sebze, meyve, zeytinyağlı yemekler ve hafif proteinlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme öneriliyor. 5. Buz gibi duştan kaçının: Ani soğuk, damarlarda hızlı daralmaya ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Serinlemek için ılık duş tercih edilmesi tavsiye ediliyor. 6. Klima sıcaklığını aşırı düşürmeyin: Kavurucu sıcaktan çok soğuk ortamlara ani geçişlerin damar sistemini etkileyebileceğine dikkat çekilirken, klimanın yaklaşık 22-24 derece civarında tutulması öneriliyor. 7. Egzersizi serin saatlere taşıyın: Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz sırasında yeterli sıvı alınması gerekiyor. 8. Çay, kahve ve alkole dikkat: Fazla kafein ve alkol tüketiminin kalp hızını ve ritim bozukluğu riskini artırabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda tüketimin sınırlandırılması öneriliyor. 9. Doğru kıyafet seçin: Vücudun ısı kaybını kolaylaştırmak için açık renkli, bol ve hava geçirgenliği yüksek pamuklu veya keten kıyafetlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. 10. Tansiyonunuzu düzenli ölçün: Yaz aylarında “kendimi iyi hissediyorum” diyerek ölçümlerin ve doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gürbüz, tansiyonda inatçı düşüklük veya yüksekliğin görülmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.

Bitki bazlı beslenme yeni neslin yükselen tercihi Haber

Bitki bazlı beslenme yeni neslin yükselen tercihi

Sağlık ve sürdürülebilirlik odaklı beslenme anlayışı, genç kuşakların tüketim alışkanlıklarında belirgin bir değişim yaratıyor. Bu değişim, bitki bazlı gıdalara yönelik ilginin artmasını beraberinde getirirken, küresel araştırmalar da Z ve Y kuşağının bu alandaki güçlü eğilimini ortaya koyuyor. GlobeScan ve EAT tarafından 31 ülkede 30 bini aşkın kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, Y kuşağının yüzde 72'si, Z kuşağının ise yüzde 69'u daha fazla bitki bazlı gıda tüketmek istediğini belirtiyor. Araştırma, genç tüketicilerin gıda seçimlerinde sağlık kadar çevresel sürdürülebilirliği de önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. "Genç tüketiciler yalnızca kendileri için değil, dünyamız için de seçim yapıyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, genç kuşakların gıda tercihlerini yalnızca lezzet veya fiyatla sınırlamadığını belirterek şunları söyledi: "Z ve Y kuşağı, sağlık, çevresel sürdürülebilirlik, etik üretim anlayışı ve şeffaf bilgiyi karar süreçlerinin merkezine koyuyor. Bitki bazlı beslenmeye yönelik ilginin artması da bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Genç tüketiciler artık yalnızca kendileri için değil, dünyamızın geleceği için de seçim yaptıklarının farkında. Bu yaklaşımın önümüzdeki yıllarda gıda sektöründeki inovasyonu hızlandıracağına inanıyoruz." Akdağ, küresel eğilimin Türkiye için de önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayarak, "IMARC Group verilerine göre Türkiye'deki bitki bazlı gıda pazarı 2024 yılında 167 milyon ABD dolarına ulaştı. Pazarın 2025-2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 9,22 büyüyerek 2033 yılında yaklaşık 379 milyon ABD dolarına ulaşması bekleniyor. Türkiye'nin güçlü tarımsal altyapısı ve zengin bitkisel kaynakları bu büyüme için önemli bir avantaj oluşturuyor" dedi. BİTKİDEN olarak bilimsel ve güvenilir bilgi temelinde bitki bazlı gıda ekosisteminin gelişimini desteklemeyi önemsediklerini belirten Akdağ, üreticiden akademiye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar tüm paydaşlarla iş birliğini güçlendirerek Türkiye'nin bu alandaki rekabet gücüne katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.