Hava Durumu

#Bakliyat

- Bakliyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakliyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori Haber

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori

Uluslararası araştırmalar, tüketici tercihlerinde sağlık ve beslenmenin öne çıktığını; sürdürülebilirlik ve günlük beslenmeye uyumun da bu tercihleri desteklediğini gösteriyor. BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, tüketici beklentilerindeki bu dönüşümün Türkiye için önemli bir gelişim alanı oluşturduğuna; güçlü bitkisel üretim altyapısının bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla buluşturulmasının sektör için yeni fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte bitki bazlı beslenme, yalnızca belirli bir yaşam tarzını benimseyen tüketicilerin tercihi olmaktan çıkıyor. Bugün farklı tüketici grupları, bitki bazlı ürünleri günlük beslenme alışkanlıklarına dahil edilebilecek, dengeli ve çeşitli beslenme seçenekleri arasında değerlendiriyor. Tüketiciler bu ürünlere “ya hep ya hiç” yaklaşımından ziyade, mevcut beslenme alışkanlıklarına esnek şekilde dahil edilebilecek seçenekler olarak bakıyor. Akdağ, bu değişimin sektör açısından yalnızca yeni bir tüketici kitlesine ulaşmak anlamına gelmediğini; farklı ihtiyaçlara yanıt veren, besleyici ve günlük yaşama uyum sağlayan ürünlerin geliştirilmesi açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Türkiye’nin bakliyat, tahıl ve farklı bitkisel hammaddeler açısından sahip olduğu çeşitlilik ise bu dönüşüm için önemli bir avantaj sunuyor. Akdağ, bu kaynakların bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla desteklenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazar hem de ihracat açısından önemli fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Küresel veriler tüketici tercihlerindeki dönüşümü ortaya koyuyor Innova Market Insights’ın 2026 trend raporuna göre, tüketicilerin yüzde 55’i bitki bazlı ürünlerin artık kendi başına ayrı bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. BİTKİDEN’in de üyesi olduğu Küresel Bitki Bazlı Gıdalar İttifakı’nın 2023 yılında yayımladığı araştırmaya göre ise Türkiye’de tüketicilerin yüzde 51’i bitki bazlı ürünleri tercih etme nedenleri arasında sağlık faydasını gösteriyor. Bu veriler, bitki bazlı ürünlerin yalnızca alternatif olarak değil, tüketicilerin sağlık, beslenme ve günlük yaşam beklentileri doğrultusunda gelişen bir gıda kategorisi olarak değerlendirildiğine işaret ediyor. Türkiye, bitki bazlı gıdalarda büyüme potansiyeli taşıyor Türkiye, güçlü tarımsal altyapısı, zengin bitkisel üretim çeşitliliği ve gelişen gıda sanayisiyle bitki bazlı gıdalar alanında önemli bir potansiyele sahip. Akdağ, bu potansiyelin değerlendirilmesinde tüketici beklentilerinin doğru okunmasının ve ürün geliştirme çalışmalarının bu beklentiler doğrultusunda şekillendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’nin bitkisel kaynaklarının katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazarda ürün çeşitliliğinin artırılması hem de sektörün rekabet gücünün geliştirilmesi açısından fırsatlar sunduğunu belirtiyor. “Bitki bazlı gıdaların geleceğini tüketici beklentileri şekillendiriyor” Sektörün önümüzdeki dönemde tüketici beklentileri, bilimsel gelişmeler ve Türkiye’nin üretim potansiyelini birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Ebru Akdağ “Tüketiciler bugün besleyici, günlük yaşamlarına uyum sağlayan ve farklı ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler bekliyor. Bu nedenle fırsatı yalnızca mevcut ürünlere alternatifler geliştirmekle sınırlı görmemeliyiz. Sahip olduğumuz üretim potansiyelini bilimsel bilgi ve inovasyonla buluşturarak katma değerli ürünlere dönüştürmeliyiz. Sektörler arası iş birliklerini güçlendirerek Türkiye’nin bitki bazlı gıdalarda güçlü ve yenilikçi bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

ÖZER MATLI: “ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER TARIM ve GIDA PİYASALARINI ETKİLİYOR” Haber

ÖZER MATLI: “ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER TARIM ve GIDA PİYASALARINI ETKİLİYOR”

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Orta Doğu’da derinleşen savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, tarım ve gıda zincirinin tamamını etkilediğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve gübre tedariğindeki kırılganlıkların maliyet baskısını artırdığını belirten Matlı, “Bu tablo, önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde yeni bir artış dalgasını tetikleyebilir” dedi. Orta Doğu’da son haftalarda tırmanan savaşın küresel piyasalarda yarattığı sarsıntı, Türkiye gibi enerji ve bazı stratejik tarımsal girdilerde dışa bağımlı ekonomiler açısından yeni bir risk alanına dönüşmüş durumda. Küresel enerji piyasalarında artan oynaklıkla birlikte Brent petrol varil fiyatının mart ayında 100 dolar sınırını aşması ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, arz yönlü riskleri artırarak maliyet baskısını derinleştiriyor. Enerjideki dalgalanma tarım ve gıdaya doğrudan yansıyor Yaşanan gelişmelerin artık yalnızca enerji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, jeopolitik krizlerin tarım sektöründeki etkisine dikkat çekti. Matlı, “Orta Doğu’daki savaş ortamı, petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden de tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Türkiye, ithalat ağırlıklı girdi yapısı nedeniyle bu tür jeopolitik kırılmalara karşı daha hassas bir konumda. Bugün enerjide yaşanan her dalgalanma, yarın tarlada maliyet, hasatta verim kaybı ve tezgâhta fiyat artışı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada devletimizin süreçte sağduyulu bir politika izlemesi ve savaş ortamından uzak durma yönündeki yaklaşımı, risklerin yönetilmesi açısından önemli bir denge unsuru oluşturmaktadır” dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki risk gübre tedarikini de etkiliyor Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan jeopolitik risklerin, yalnızca petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin önemli girdilerinden olan gübre tedarikini de etkilediğine dikkat çeken Özer Matlı, “Bölgedeki gelişmeler, üre, amonyak ve benzeri kritik hammaddelere erişimde zaman zaman zorluklar yaşanmasına neden olabiliyor. Şubat ayından bu yana gözlemlenen bu tablo, gübre fiyatlarında yüzde 20-25 aralığında bir artışı beraberinde getirirken, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesi de üreticilerimizin maliyetlerini artırmaktadır” ifadelerini kullandı. Süreçte üretim tarafındaki dengeleri korumak adına atılan adımların kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Bu noktada, 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresinde bazı ülkelerden yapılan ithalat için uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfırlanmasını, üreticilerimiz adına küçük de olsa moral verici bir destek olarak görüyoruz. Ancak tarımsal sürdürülebilirliğin devamı için bu tür önlemlerin zamanında alınması; sürecin dikkatle yönetilmesi, arz-talep dengesinin korunması, gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır” diye konuştu. Orta Doğu pazarı ihracat açısından kritik önemde Riskin sadece iç pazarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun kritik bir kale olduğunu hatırlatan Başkan Matlı, “Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektöründe önemli bir ihracat hacmine sahibiz ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık kısmı Orta Doğu ülkelerine gerçekleştiriliyor. Özellikle Irak, sektörümüz açısından en büyük pazar konumunda yer alıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Bölge ülkeleriyle olan ticaretimiz, yaşanan her gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak için pazar çeşitliliği hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı. “Yeni dönemde risk yönetimi kritik olacak” Bursa Ticaret Borsası olarak süreci yalnızca kısa vadeli bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Başkan Özer Matlı, “Bundan sonraki dönemde şirketlerimiz için en kritik başlıklar; girdi tedarik güvenliği, pazar çeşitlendirmesi, maliyet yönetimi ve finansal dayanıklılık olacaktır. Artık ‘bekle-gör’ yaklaşımının değil, ‘erken önlem al, kaynağı çeşitlendir, riski dağıt’ anlayışının zorunlu hale geldiği bir dönemdeyiz. Üyelerimizin rekabet gücünü koruyacak, tedarik ve ihracat risklerini azaltacak ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını artıracak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğiz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.