Hava Durumu

#Ateş

- Ateş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ateş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okula dönüşte çocukları enfeksiyonlardan korumanın 5 yolu Haber

Okula dönüşte çocukları enfeksiyonlardan korumanın 5 yolu

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sanem Akay, okul döneminde enfeksiyon riskini azaltmak için ailelerin uygulayabileceği 5 temel önlemi anlattı. Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte çocukların yeniden sınıflara, kreşlere ve kalabalık sosyal ortamlara döndüğünü belirten Akay, "Özellikle okulun ilk haftalarından itibaren burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş, kusma ve ishal gibi yakınmaların daha sık görülmesi aileleri endişelendirebiliyor. Çocukların bir arada uzun süre vakit geçirmesi, ortak oyuncak ve eşyaların kullanılması, yakın temasın artması ve kapalı alanlarda bulunulması enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırabiliyor. Ancak günlük yaşamda uygulanabilecek bazı basit önlemlerle bulaş riskini azaltmak mümkün." dedi. İŞTE MADDE MADDE ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA YOLLARI 1. Doğru el yıkama alışkanlığı kazandırın Enfeksiyonlardan korunmada en temel adımlardan biri el hijyenidir. Çocuklara özellikle tuvalet sonrasında, yemeklerden önce, dışarıdan eve geldiklerinde, öksürüp hapşırdıktan ve burunlarını temizledikten sonra ellerini yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye boyunca, parmak araları ve tırnak çevreleri de unutulmadan yıkanması önemlidir. Küçük çocukların el yıkama sürecinde yetişkin desteğine ihtiyaç duyabileceği unutulmamalıdır. El antiseptikleri bazı durumlarda pratik bir seçenek olsa da eller gözle görülür şekilde kirliyse veya su ve sabuna ulaşmak mümkünse öncelik el yıkama olmalıdır. 2. Aşıların güncel olup olmadığını kontrol edin Okul öncesi dönemde çocukların yaşlarına uygun rutin aşılarının tamamlanmış olması yalnızca çocuğun kendisi için değil, okul ortamındaki diğer çocukların korunması açısından da önem taşır. Ailelerin okul başlamadan önce çocuklarının aşı takvimini gözden geçirmeleri, eksik veya zamanı gelmiş aşılar konusunda çocuk hekimlerine danışmaları faydalı olacaktır. Aşılar tüm enfeksiyonları önlemese de aşıyla korunulabilen hastalıkların görülme ve ciddi seyretme riskinin azaltılmasında önemli rol oynar. 3. Uyku ve beslenme düzenini okul başlamadan oluşturun Yaz tatilinde çocukların uyku ve öğün saatleri değişebiliyor. Okul dönemine geçişte uyku saatlerinin yeniden düzenlenmesi, çocuğun gün içerisinde daha dinç ve uyumlu olmasına yardımcı olur. Çocuğun yaşına uygun yeterli uyku alması, dengeli ve çeşitli beslenmesi genel sağlık açısından önemlidir. Kahvaltının atlanmaması; sebze, meyve, protein kaynakları ve yeterli sıvı tüketiminin günlük beslenmede yer alması desteklenmelidir. Enfeksiyonlardan korunmak amacıyla gelişigüzel vitamin veya takviye ürünleri kullanmak yerine, çocuğun gereksiniminin hekim tarafından değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır. 4. Ortak eşyalar ve kapalı ortamlar konusunda dikkatli olun Su şişesi, bardak, çatal-kaşık gibi ağızla temas eden kişisel eşyaların çocuklar arasında paylaşılmaması öğretilmelidir. Sınıfların ve ev ortamının mümkün olduğunca düzenli havalandırılması da özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını azaltmaya yardımcı olabilir. Çocuklara öksürürken veya hapşırırken ağız ve burunlarını elleriyle değil, mümkünse dirsek içleriyle kapatmaları öğretilmelidir. Sık dokunulan yüzeylerin ve ortak kullanılan oyuncakların düzenli temizlenmesi de özellikle kreş çağındaki çocukların bulunduğu ortamlarda önem taşır. 5. Hasta çocuğu okula göndermekte acele etmeyin Ateşi olan, belirgin halsizliği bulunan, sık kusan veya ishal olan, günlük aktivitelerine katılamayacak kadar kendini kötü hisseden bir çocuğu yalnızca derslerinden geri kalmaması düşüncesiyle okula göndermek doğru değildir. Çocuğun dinlenmesi hem daha hızlı toparlanmasına yardımcı olur hem de enfeksiyonun diğer çocuklara bulaşma riskini azaltır. Her enfeksiyonun bulaştırıcılık süresi ve okula dönüş zamanı farklı olabilir. Bu nedenle özellikle yüksek veya uzayan ateş, nefes almakta güçlük, belirgin sıvı kaybı, aşırı uyku hali, tekrarlayan kusma ya da genel durumda belirgin bozulma gibi bulgular varsa çocuk hekimi değerlendirmesi geciktirilmemelidir. “Sık hastalanmak her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmez” Özellikle kreşe veya okula yeni başlayan çocukların yıl içerisinde daha sık enfeksiyon geçirmesi ailelerde “Bağışıklığı mı düşük?” endişesine yol açabiliyor. Oysa çocukların çok sayıda farklı virüsle ilk kez karşılaştıkları bu dönemde, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması belirli ölçülerde beklenebilir. Burada önemli olan yalnızca enfeksiyonların sayısı değil; hastalıkların ağırlığı, ne kadar sürdüğü, büyüme ve gelişmenin nasıl ilerlediği ve çocuğun enfeksiyonlar arasında tamamen toparlanıp toparlanmadığıdır. Küçük alışkanlıklar, büyük koruma sağlayabilir Çocukları okul döneminde tüm mikroorganizmalardan tamamen uzak tutmak mümkün değildir. Hedef, enfeksiyon riskini mümkün olduğunca azaltmak ve çocuklara yaşam boyu sürdürebilecekleri sağlıklı alışkanlıklar kazandırmaktır. El yıkama, aşıların güncel tutulması, yeterli uyku ve dengeli beslenme, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve hasta çocukların uygun süre evde dinlenmesi; okul döneminde hem çocuğu hem de çevresindekileri korumaya yardımcı olan temel adımlardır.

SUÇİÇEĞİ: BASİT BİR ÇOCUKLUK HASTALIĞI MI, YOKSA CİDDİ BİR RİSK Mİ? Haber

SUÇİÇEĞİ: BASİT BİR ÇOCUKLUK HASTALIĞI MI, YOKSA CİDDİ BİR RİSK Mİ?

“Suçiçeği, özellikle çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Geçmişte oldukça yaygın olan bu hastalık, günümüzde aşı sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış olsa da, hâlâ dikkat edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Suçiçeği oldukça bulaşıcıdır ve enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya karışan solunum damlacıklarını soluyarak veya açık yaralardan gelen sıvıyla doğrudan temas yoluyla kolayca yayılır. Özellikle hastalığı daha önce geçirmemiş veya aşı olmamış kişiler için risk oldukça yüksektir. Suçiçeği genellikle kaşıntılı küçük sıvı dolu kabarcıklarla kendini gösterir. Virüse maruz kaldıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması 7 ila 21 gün sürebilir. Döküntüler ise çoğunlukla 5 ila 10 gün içinde seyrini tamamlar. Döküntüden önce görülebilen belirtiler arasında ateş, iştahsızlık, baş ağrısı ve genel bir halsizlik hali yer alır. Hastalığın seyri sırasında döküntüler üç aşamadan geçer. İlk olarak papül adı verilen kabarık şişlikler ortaya çıkar. Ardından vezikül olarak adlandırılan, içi sıvı dolu küçük kabarcıklar oluşur. Son aşamada ise kabarcıklar kabuk bağlar ve iyileşme süreci başlar. Virüs, tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bulaşıcı özelliğini sürdürür. Uzmanlar, suçiçeği olan çoğu sağlıklı bireyde semptomatik tedavinin yeterli olduğunu belirtiyor. Çocukların tırnaklarının kısa tutulması, ılık banyo yapılması ve gerekirse ağızdan antihistaminlerin kullanılması önerilir. Ateş ve ağrıyı azaltmak için parasetamol tercih edilirken, aspirin asla verilmemelidir. Ayrıca 12 yaşından büyük bireylerde antiviral ilaç tedavisi gerekebilmektedir. Hastalığın yayılmasını önlemek adına izolasyon büyük önem taşımaktadır. Suçiçeği olan bir kişi, döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale gelir ve tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bu durum devam eder. Bu nedenle çocukların bu süreçte okul ve kreş gibi toplu ortamlardan uzak tutulması gerekmektedir. Sonuç olarak, suçiçeği her ne kadar çoğu zaman hafif seyirli bir hastalık olarak bilinse de, bulaşıcılığı ve yayılma hızı göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınması gereken bir enfeksiyondur. Aşılama, hijyen ve bilinçli yaklaşım, hem bireysel hem de toplumsal sağlığın korunmasında kilit rol oynamaktadır. Sağlıklı günler diliyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.