Hava Durumu

#Arkeoloji

- Arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Belediyesi Gölyazı için ortak aklı buluşturdu Haber

Nilüfer Belediyesi Gölyazı için ortak aklı buluşturdu

Nilüfer Belediyesi, tarihi ve turistik özellikleri ile öne çıkan Gölyazı için kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları katıldı. Çalıştay kapsamında kazı çalışmaları süren Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda da inceleme gezisi yapılarak yürütülen faaliyetler yerinde değerlendirildi. Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gölyazı’nın tarihi ve kültürel değerleriyle çok kıymetli olduğunu söyledi. Bu nedenle turizm açısından bakıldığında yeme-içme ve konaklama standardının olması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Ziyaretçilerin daha uzun süre kalmalarını, konaklamalarını amaçlıyoruz. Bölgeyi Fadıllı, Akçalar ve Ayvaköy ile birlikte düşünerek, burasının turizm destinasyonu olması için yatırım yapıyoruz” dedi. HERKESİN GÖRMEK İSTEDİĞİ BİR YER Japon Seyahat Acentalar Birliği’nin dünyada gezilecek 30 yer açıkladığını ve Türkiye’den sadece Gölyazı’nın listede olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Gölyazı ismi hep bir yerlerde geçiyor. Burası herkesin görmek istediği bir yer” diye konuştu. Antik tiyatro kazısının da bittiğinde bölgeye değer katacağını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Bölgenin tanıtımına büyük katkı verecektir. Yeter ki akıllarımızı birleştirelim” diye konuştu. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu ise Gölyazı için geçen yıl da çalıştay yapıldığını ve bu süre zarfında neler yapıldığını gözden geçireceklerini söyledi. Kırayoğlu, bölgeyi fark edilen, değerini bulan bir yaşam alanına çevirmek istediklerini belirtti. Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ise Gölyazı’nın kıyı kenar çizgisi sorununa değindi. Şimşek, “İlgili tüm paydaşlarla, kim olacaksa hiç fark etmeksizin siyaset üstü bir çabayla bu işi toparlamaya çalışıyoruz. Akademik odalarımız ile bu süreci artık doğru noktaya getirmeye kararlıyız. Burasının gerçekten doğal ve kendi kimliğini korumuş bir bölge olmasını hayal ediyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü’nden ve Apollonia ad Rhyndacum Gölyazı Arkeoloji Kazıları’nın başkanlığını yürüten Prof. Dr. Derya Şahin, son durum hakkında bilgilendirme yaptı. Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda ne aşamaya geldiklerini anlatan Şahin, “Amacımız, kısa sürede tiyatronun mevcut durumunu tespit edip, uzun vadede kullanımına yönelik çalışma yapmak” dedi. Derya Şahin, bu yıl tiyatro alanına odaklandıklarını, kazıları bitirip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunmayı planladıklarını söyledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Şahin de “Antik Tiyatro Restorasyonu Örnekleri” başlıklı sunum yaptı. ANTİK TİYATRO SES GETİRECEK Geçmiş dönem Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın da, çalıştayın değerlendirmesini yaptı. Antik tiyatronun tamamlanmasının ulusal ve uluslararası alanda büyük ses getireceğini belirten Karayalçın, Gölyazı’yı ayrı proje olarak ele almak gerektiğini vurguladı. Karayalçın, Gölyazı’nın Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından da insanların gelip uzun süre vakit geçirebilecekleri bir yer olma potansiyeli taşıdığını belirtti.

Bursa’nın kalbi Osmangazi’de yeni kültür hazinesi Haber

Bursa’nın kalbi Osmangazi’de yeni kültür hazinesi

Bursa’nın binlerce yıllık tarihine ışık tutan Hisar Arkeopark’ta hizmete girecek Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi, kültür, tarih ve edebiyatı aynı çatı altında buluşturacak özel bir merkez olarak tasarlandı. Usta yazar Yaşar Kemal’in adını yaşatacak olan kütüphane, medeniyet tarihi ekseninde oluşturulan tematik koleksiyonuyla ziyaretçilerine yalnızca kitapların yer aldığı bir okuma alanı değil, araştırma, öğrenme ve kültürel etkileşim imkanı sunan nitelikli bir yaşam alanı olacak. Medeniyet Tarihine Adanmış Zengin Koleksiyon Yaklaşık bin 500 eserin yer aldığı kütüphane koleksiyonunda; medeniyet tarihi, arkeoloji, tarih ve kültürel miras alanlarında yayımlanmış değerli kaynaklar okuyucularla buluşacak. Özellikle akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler ve tarih meraklıları için önemli bir başvuru merkezi olacak kütüphane, bilgiye erişimi kolaylaştırırken bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak. Kütüphaneden Öte Bir Yaşam Alanı Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi, yalnızca sessiz bir okuma mekanı olarak hizmet vermeyecek. Bünyesinde yer alan konferans salonunda, Hisar Arkeopark’ın ruhuna uygun söyleşiler, konferanslar, paneller ve kültürel etkinlikler düzenlenecek. Osmangazi Belediyesi’nin tarih ve eğitime verdiği önemin somut bir göstergesi olan bu özel proje, bilgiye erişimi destekleyen yapısıyla Bursa’ya kalıcı bir katkı sunacak. Açılışın İlk Konuğu ‘Ersin Tatar’ Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi ve Konferans Salonu, açılış programının ardından ilk önemli etkinliğine ev sahipliği yapacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Ortadoğu, AB ve Ortasında Kıbrıs Sorunu” başlıklı konferansıyla Bursalılarla bir araya gelecek. Konferansta; bölgesel gelişmeler, Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz politikaları ve Kıbrıs meselesinin güncel boyutları ele alınırken, Ersin Tatar da Kıbrıs Türk halkının bakış açısını ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaşacak.

Bursa Nilüfer’de çocuklar bu yaz “Toprağın İzinde” Haber

Bursa Nilüfer’de çocuklar bu yaz “Toprağın İzinde”

Nilüfer Belediyesi, çocukların yaz aylarını verimli ve keyifli aktivitelerle değerlendirmesi amacıyla “Ders Arası Çocuk Öğrenme” programını hayata geçirdi. 6 – 29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen program, Nilüfer’in hem kırsal hem de merkez mahallelerindeki 8 – 10 yaş grubu çocukları bir araya getiriyor. Görsel sanatlar, ekoloji, felsefe, drama, müzik, mimarlık, arkeoloji ve gezi gibi geniş bir yelpazeye yayılan etkinlikler, çocuklara doğayı ve kültürü yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor. Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen programın ilk haftasına Yüzüncüyıl ve Üçevler mahallelerinde yaşayan çocuklar katıldı. Üç gün süren programın ilk gününde öğrenciler, Nilüfer Kent Bostanları’nı ziyaret ederek toprakla ve üretimle buluştu. Kent Bostanları ziyaretinin ardından öğrenciler, Pancar Deposu’ndaki; felsefe-drama, edebiyat-drama, ritim, temel fotoğraf eğitimi, doğal mürekkep üretimi ve mimarlık atölyelerine katıldı. 3 günlük programın son gününde ise çocukların rotası İznik oldu. Düzenlenen arkeoloji gezisi sayesinde bölgenin zengin kültürel mirasını ve tarihi dokusunu yerinde inceleme şansı bulan öğrenciler, geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Çocukların sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlayan “Ders Arası Çocuk Öğrenme Programı”, önümüzdeki haftalarda da Nilüfer’in farklı mahallelerinden gelecek yeni öğrenci gruplarının katılımıyla 29 Temmuz’a kadar sürdürülecek.

Mudanya'nın kentsel hafızasına dijital kayıt Haber

Mudanya'nın kentsel hafızasına dijital kayıt

Bursa'nın Mudanya ilçesinde tarihsel mirası geleceğe taşımak için kapsamlı bir envanter projesi başlatan Mudanya Belediyesi, Osmanlı döneminden kalan mezar taşları ile tarihi çeşmeleri tek tek tespit ederek kültürel mirasa katkı sunmaya hazırlanıyor. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümlerinin akademik desteğiyle Mudanya Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmada, Osmanlı dönemi mezar taşları ve tarihi çeşmeler teknik, görsel ve kültürel yönleriyle belgeleniyor. Çalışmayla hem araştırmacılar için güvenilir bir veri kaynağı oluşturmayı, hem de vatandaşların ve ziyaretçilerin Mudanya’nın tarihsel belleğiyle daha güçlü bağ kurması sağlanması hedeflediklerini belirten Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, ilçenin 2 bin 800 yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve bu kapsamda çalışmanın kent belleği açısından önemli olduğunu söyledi. Tarihe sahip çıkmayı, geleceğe karşı sorumluluğun bir parçası olarak gördüklerini ifade eden Başkan Dalgıç, "Bilim insanlarımızın katkılarıyla oluşturacağımız dijital arşiv ve açık hava müzeleriyle hemşehri bağlarımızı güçlendirecek, gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakacağız" dedi. MEZAR TAŞLARI DİJİTAL ARŞİVE AKTARILIYOR “Mudanya ve Köylerindeki Osmanlı Mezar Taşlarının Belgelenmesi ve Korunması Projesi” kapsamında da ilçenin sessiz tanıkları olan tarihi mezar taşlarının incelendiğini belirten Başkan Dalgıç, taşlar üzerindeki kitabeler, semboller, yazı karakterleri ve bezeme unsurları; sanat tarihi, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat disiplinleri ışığında araştırıldığını kaydederek, Kumyaka Mahalle Mezarlığı’nda başlayan saha çalışmalarının ikinci etabı Hasköy, Mirzaoba, Çağrışan, Yörükali, Mürsel, Dedeköy ve Çekrice mahallelerinde sürdürüleceğini söyledi. Proje sonunda “Mudanya Mezar Taşları Dijital Arşivi” oluşturulacağı, elde edilen tüm verilerin hayata geçirilecek “Mudanya Kültürel Miras Portalı” üzerinden araştırmacıların, vatandaşların ve ziyaretçilerin erişimine açılacağı bildirildi.

Bursa'da Anadolu’nun seramik kültürü konuşuldu Haber

Bursa'da Anadolu’nun seramik kültürü konuşuldu

Osmanlı'nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihsel gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. “SERAMİK SANATI, GEÇMİŞLE GELECE ARASINDA KÜLTÜR KÖPRÜSÜDÜR” Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, “Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır” dedi. Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü'nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, “Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz” diye konuştu. “ÇİNİCİLİK, DÜNYA SANAT TARİHİNDE ÖZGÜN BİR YERE GELDİ” Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, “Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum” dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumda; Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan değerlendirmelerde bulundu. Sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplamda 9 oturum yapılacağı bildirildi.

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı Haber

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel olarak sürdürdüğü “Tematik Buluşmalar” etkinliği, bu ay yazar ve akademisyen Göktuğ Halis’i ağırladı. “Mitlerin Psikolojik Yorumsaması” başlığı altında gerçekleşen buluşmada, tarihin eski anlatılarını olan mitlerin, insanların zihin yapısını nasıl şekillendirdiği Nilüferli sanatseverlerle paylaşıldı. Dünya mitolojileri, semboller ve Anadolu’daki kadim inanışlar üzerine yaptığı çalışmaları paylaşan Göktuğ Halis, mitolojinin antik Yunan’a özgü olmadığını, insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine uzandığını söyledi. Halis, “Gerçek bir mitoloji bilimi için arkeoloji, tarih ve karşılaştırmalı din çalışmalarına bakmak zorundayız. Anadolu’nun kırsalında bir kuşla veya bir ağaçla kurulan ilişki bile hâlâ yaşayan bir mitolojidir” diye konuştu. PSİKOLOJİNİN MİTLERLE İMTİHANI Söyleşide, 19. yüzyılın sonundan itibaren psikolojinin mitoloji sahasına girişini ele alan Halis, Sigmund Freud ve Joseph Campbell gibi isimlerin teorilerini yorumladı. Halis, “Mitlerin büyük bir çoğunluğu sanılanın aksine sadece ruh bilimiyle değil, toplumsal sorunları çözme ve kültürel hafızayı koruma işleviyle var olmuştur” dedi. Mitolojinin en büyük gizemlerinden biri olan “tanrıların insanlığı terk etmesi” konusuna da değinen Halis, psikolojinin bu durumu çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkisinin kopuşuyla açıkladığını belirtti. Göktuğ Halis, kahramanlık mitlerinin dünya genelindeki benzerliğinin ise bireyin toplumda kendi kimliğini kazanma süreciyle ilgili olduğunu ifade etti. Etkinlik, dinleyicilerin soru ve görüşleriyle zenginleşen interaktif bir bölümle sona erdi.

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu Haber

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu

Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Osman’ın yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan konuşmacı olarak katıldılar. STOACILAR NE DİYOR? İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoa felsefesinin doğaya dönük, bilgiye dönük ve ahlaka dönük bir tavır içerdiğini söyledi. Logos kavramının aklı ifade eden bir kavram olarak kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoacıların bunu tercih etmesinin üç katmana da etki etmesinden kaynaklandığını kaydetti. Doç. Dr. Çoraklı, stoacıların yumurta metaforunu kullandığını da belirterek, “Yumurtanın kabuğu, beyazı ve sarısı var. Kabuk mantığı, beyaz doğayı, sarı ise ahlakı ya da etikosu ifade ediyor. Nasıl yaşamalıyız sorusuyla ilgileniyorlar. Bu da bizi mutluluk sorusuna götürüyor. Mutlu olmak istiyoruz. Sokrates’te gördüğümüz en temel yaklaşım insanın içine önem vermesinden kaynaklanıyor. Biz dış dünyanın iyilikleriyle iç dünyamızı besleyemeyiz. Sokrates, iç dünyamızı bilgi ile yapacağımızı ifade ediyor. İyi insan da bilge dediğimiz ve bu dünyada bulma ihtimalimizin az olduğu bir duruma işaret ediyor. Bu bir ideal. Herhangi bir duyguya kapılmamak var. Doğanın temel işleyişini bilmek var. İçimize dönmek var” diye konuştu. GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan ise stoa felsefesinin Roma’ya etkisini aktardı. Dr. Özkan, stoa felsefesinin ne yaşadığın değil onlara nasıl baktığın önemli olduğunu ifade etti. Dr. Özkan, “Bugün insanların siyasi olaylardan ve hayatın getirdiği sıkıntılardan kurtulmak için Hint felsefelerine ve psikoterapik yöntemlere yönelmesi gibi” dedi. Roma’nın stoa felsefesinden bu anlamda faydalandığını kaydeden Dr. Özkan, “Yaşadığın şey ne olursa olsun senin içinde bir dünya var ve senin iç huzurun her şeyden önemli ve o harici olaylar senin iç dünyan birbirinden farklı. Stoa felsefesi dengeye önem verir. Aşırı mutluluk bile stoa felsefesi için yanlış” diye konuştu. “Stoa felsefesinin dağlara çekilerek huzurlu kalmasını değil toplumun içinde huzuru bulmasını önemser. Kişi tek başına, ya da hiçbir şeye ilgi duymadan da mutlu olabilir ama yaşamın içinde mutluluğu savunuyorlar” ifadesini kullanan Dr. Özkan, “Bugün stoa felsefesi bilişsel davranışçı terapinin temellerini oluşturur. Kişinin söz ve eylemlerine bağlıdır ve hayatta ona göre yönlendirilir. Doğru bilgi ve doğru düşünce doğruya dönüşür” diye tamamladı sözlerini. Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk ise stoa felsefesinin politik yaklaşımına değindi. Prof. Dr. Armağan Öztürk, stoacıların politik yaklaşımında üç aksın öne çıktığını kaydederek bunları, “Evrensel kardeşlik fikirleri, dünya vatandaşlığı ve doğa kavramının kullanma biçimleri” olarak sıraladı. Kölelerin de imparatorların da stoacı olabildiklerini de ifade eden prof. Dr. Öztürk, “Birinci sıraya aklı koyuyorlar. Geriye kalanlar her şey. İç özgürlük ve dış özgürlük ayrımı önemsiyorlar. Bir köle bile özgür olabilir, özgür bir insan bile köle olabilir. Eşitsizlikle mücadeleyi önemsizleştiriyorlar. Ancak politik yolla tam bir özgürlüklere kavuşulamayacağını da göstermesi açısından önemli. Ayrıca stoacıların evrensel düşünme biçimini de önemsiyorum.” dedi. Konuşmacılar soruları da yanıtlarken, etkinliğin sonunda konuşmacılara Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından verildi.

İznik Gölü’nün sular altındaki tarihi Nilüfer'de konuşuldu Haber

İznik Gölü’nün sular altındaki tarihi Nilüfer'de konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği Pancar Deposu’ndaki Arkeoloji Gündemi söyleşileri devam ediyor. Bu ayki buluşmada Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, 2014 yılında bir hava fotoğrafıyla tesadüfen keşfedilen İznik Gölü’ndeki tarihi bazilikayı ve kentin tarihsel katmanlarını anlattı. Etkinlikte, su altındaki yapının Hristiyanlık dünyası için bir dönüm noktası sayılan Birinci İznik Konsili ile olan bağı güncel veriler eşliğinde ele alındı. Sunumuna İznik’in antik kökenlerinden ve Roma dönemindeki neokros ile metropolis unvanlarından bahsederek başlayan Şahin, kıyıdan 50 metre açıkta ve iki metre derinlikte yer alan bazilikanın mimari geçmişine dair detaylı bilgiler verdi. 2016 yılında başlayan su altı kazılarının sonuçlarını aktaran Şahin, M.S. 368’deki depremle yıkılan bu küçük kilisenin M.S. 380 civarında günümüze ulaşan ikinci evresiyle yeniden inşa edildiğini saptadıklarını belirtti. Şahin, 1065 yılında yaşanan büyük depremle birlikte yapının tamamen göle gömüldüğünü sözlerine ekledi. Keşfin Hristiyanlık dünyası açısından taşıdığı tarihi değere dikkat çeken Şahin, yapının M.S. 325 yılında toplanan 1. Konsil’in gerçekleştiği yer olma ihtimali hakkında açıklamalarda bulundu. Şahin, buranın toplantıya katılan 318 piskoposun anısına inşa edilen “Kutsal Pederler Kilisesi” olabileceğini söyledi. İznik’in küresel ölçekte bir turizm destinasyonu olarak büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Prof. Dr. Mustafa Şahin, bu su altı keşfinin kenti özellikle inanç turizmi açısından benzersiz bir noktaya taşıdığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.