Hava Durumu

#Ar-Ge

- Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doblò Bursa’ya döndü! Haber

Doblò Bursa’ya döndü!

Tofaş, Koç Holding ile Stellantis ortaklığının yeni dönemindeki yatırımlarından K9 projesini seri üretime aldı. Bursa’daki fabrikada düzenlenen törenle üretim bandından inen ilk araç, üç yıllık aranın ardından yeniden Tofaş’ta üretilmeye başlanan Fiat Doblò oldu. Yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen projenin yıllık üretim kapasitesi 100 bin araç olarak planlanıyor. Beş modelin üretileceği K9 kapsamında araçların yaklaşık yüzde 20’sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. Projenin 2034’ün son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin araçlık üretime ulaşması öngörülüyor. K9’un devreye girmesi ve K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik kapasiteyle sürmesiyle Tofaş’ın yıllık bitmiş araç üretiminin 230-250 bin adede çıkması bekleniyor. Projede yaklaşık 1.000 kişilik istihdam, yüzde 50 civarında yerlilik oranı hedeflenirken, 100’e yakın yerli tedarikçi de üretim sürecinde yer alıyor. Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yatırımın üretim, istihdam ve ihracata katkı sağlayacağını belirtti. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ise son 5 yılda Tofaş’a yapılan yatırımın 1 milyar dolar düzeyine ulaştığını, bunun yarısının Ar-Ge ve inovasyona ayrıldığını söyledi. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu da K9’un şirketin üretim kapasitesini ve Türkiye’nin hafif ticari araç üretimindeki konumunu güçlendireceğini ifade etti.

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi Haber

Tofaş'ın 7,5 milyonuncu aracı banttan indi

Türkiye otomotiv sektörünün en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Tofaş, üretimde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bursa Fabrikası’nda üretim bandından indirilen 7,5 milyonuncu araç Fiat Ulysse oldu. MURAT 124’TEN FİAT ULYSSE’YE UZANAN ÜRETİM YOLCULUĞU Tofaş’ın Bursa’daki üretim yolculuğu, Türkiye otomotiv tarihinin de önemli kilometre taşlarını içinde barındırıyor. Murat 124 ile başlayan bu serüvende binek otomobillerden hafif ticari araçlara, Türkiye pazarı için geliştirilen modellerden farklı kıtalara ihraç edilen global ürünlere kadar geniş bir ürün gamı Bursa’daki üretim bantlarından dünya yollarına çıktı. Tofaş’ın 1 milyonuncu aracı Fiat Tempra, 2 milyonuncu aracı Fiat Palio Go, 3 milyonuncu ve 4 milyonuncu araçları Fiat Fiorino, 5 milyonuncu aracı Fiat Egea Hatchback, 6 milyonuncu aracı Fiat Egea Sedan ve 7 milyonuncu aracı Fiat Egea Cross Wagon olmuştu. 7,5 milyonuncu aracın Fiat Ulysse olması ise Tofaş’ın üretim tarihinde yeni dönemin bir başka simgesi oldu. Bu kilometre taşlarının her biri Tofaş’ın gelişimindeki farklı bir aşamayı temsil etti. Fiorino ile çok markalı üretim kabiliyeti öne çıkarken, Egea ürün ailesi Tofaş’ın global ürün geliştirme ve Ar-Ge gücünün önemli göstergelerinden biri oldu. Bugün ise Tofaş, geçmişten gelen üretim deneyimini Stellantis bünyesinde yürüttüğü yeni nesil ürün projeleri, artan model çeşitliliği, mühendislik kabiliyeti ve ihracat hedefleriyle yeni bir ölçeğe taşıyor. EROLDU: “7,5 MİLYON ARAÇLIK YOLCULUĞUN ARKASINDA ÇOK BÜYÜK BİR EMEK VAR” Konu hakkında değerlendirme yapan Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şunları kaydetti: “Tofaş’ın Bursa’da başlayan üretim yolculuğunda bugün 7,5 milyonuncu aracımıza ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu rakam bizim için yalnızca önemli bir üretim adedini değil; yarım asrı aşan sanayi birikimimizi, sürekli gelişen mühendislik kabiliyetimizi ve kuşaklar boyunca Tofaş’a emek veren çalışma arkadaşlarımızın ortak başarısını ifade ediyor. Murat 124’ten Fiat Ulysse’ye uzanan bu yolculukta Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan çok sayıda projeye imza attık. Farklı dönemlerde geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz modellerle hem iç pazarda hem de dünya pazarlarında önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün Tofaş için yeni bir büyüme dönemindeyiz. Çok markalı üretim yapımızı güçlendiriyor, yeni yatırımlarımızla üretim hacmimizi ve ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. K0 ve K9 projelerimiz Bursa Fabrikamızın Stellantis dünyasındaki rolünü daha da ileri taşıyor. K9 model ailesi için çok markalı üretim törenimizi de ekim ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. K0 projemizle birlikte Kuzey Amerika pazarı için 2027 yılı başında yeniden ihracata başlayacak olmamız da bu yeni dönemin en önemli adımlarından biri. Üretim gücümüzü artırırken kalite ve verimlilikte de Stellantis dünyasının en güçlü fabrikaları arasında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge ve mühendislik yetkinliklerimiz, ihracat kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın deneyimiyle ülkemiz için daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. 7,5 milyonuncu aracımıza uzanan bu yolculukta emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, bayilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Yeni döneme ilişkin de açıklamalar yapan Cengiz Eroldu, “Stellantis Türkiye faaliyetlerinin Tofaş çatısı altında birleşmesiyle şirketimiz için yeni bir dönem, adeta Tofaş 2.0 başladı. Yeni model yatırımlarımız, artan üretim çeşitliliğimiz ve Bursa Fabrikamızın üretim merkezi olarak güçlenen rolüyle bu dönemi önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Tofaş, Türkiye pazarındaki güçlü konumunun yanı sıra Stellantis için giderek daha önemli bir rol üstleniyor” diye konuştu. Tofaş’ın yeni dönemde büyüyen üretim rolünü kalite ve verimlilik göstergeleri de destekliyor. 7,5 milyonuncu aracın üretimi, böylece yalnızca Tofaş tarihindeki yeni bir üretim adedini değil; Murat 124 ile başlayan yarım asrı aşkın sanayi yolculuğunun, çok markalı üretim, yeni nesil hafif ticari araç projeleri, Kuzey Amerika’ya yeniden ihracat ve Bursa’nın Stellantis dünyasında büyüyen rolüyle devam eden yeni dönemini de simgeliyor.

BTÜ’den sanayinin Ar-Ge süreçlerine açık kaynak desteği Haber

BTÜ’den sanayinin Ar-Ge süreçlerine açık kaynak desteği

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) koordinatörlüğünde hazırlanan “Educational Platform for Open Source Software Applications in Fluid Mechanics” (EPOSAM) Projesi, Avrupa Birliği Erasmus+ KA220-VET – Mesleki Eğitim Alanında İş Birliği Ortaklıkları programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. EPOSAM, Türkiye’den en yüksek hibe kategorisinde desteklenen tek üniversite projesi oldu. Proje ile öğrencilerin, genç mühendislerin ve bilim insanlarının Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (Computational Fluid Dynamics – CFD) alanında açık kaynak kodlu yazılımları etkin biçimde kullanabilmelerini sağlayacak uluslararası bir eğitim platformunun oluşturulması hedefleniyor. EPOSAM’ın temel amaçlarından biri, akademi ve sanayide CFD alanında açık kaynak yazılım kullanımını yaygınlaştırmak ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ), yüksek ticari yazılım lisans maliyetlerinin oluşturduğu yükü azaltarak Ar-Ge faaliyetlerini daha erişilebilir ve sürdürülebilir biçimde yürütebilmelerine katkı sağlamak. AVRUPA’DAN ÜNİVERSİTELER VE SANAYİ KURULUŞLARI AYNI PROJEDE 36 ay sürecek proje, BTÜ koordinatörlüğünde uluslararası bir konsorsiyum tarafından yürütülecek. Projede Danimarka’dan Aalborg Üniversitesi, Almanya’dan Esslingen Üniversitesi ve Saarland Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (htw saar), Polonya’dan Krakow Teknoloji Üniversitesi ile Almanya merkezli mühendislik firması HyperSys GmbH yer alıyor. TUSAŞ ise projeye ilişkili ortak olarak katkı sağlayacak. Pilot uygulamada ağırlıklı olarak Türkiye, Almanya, Polonya ve Danimarka’dan 12 genç mühendis ile 12 şirketin yer alması planlanıyor. Eğitim ve uygulama sürecinden elde edilen çıktılar, uluslararası bir çalıştayda akademi ve sanayi temsilcileriyle paylaşılacak. TEORİK EĞİTİMDEN GERÇEK SANAYİ PROBLEMLERİNE Proje kapsamında teorik bilgi ile gerçek mühendislik uygulamalarını bir araya getiren iki aşamalı bir eğitim modeli uygulanacak. İlk aşamada katılımcılara CFD temelleri, Linux, OpenFOAM ve SALOME konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verilecek. İkinci aşamada ise katılımcılar şirketlerle eşleştirilerek akademik ve endüstriyel danışmanların rehberliğinde gerçek mühendislik problemleri üzerinde çalışacak. Bu modelle katılımcıların yalnızca açık kaynak yazılımları kullanma becerilerinin değil, bu araçları gerçek sanayi problemlerine uygulama yetkinliklerinin de geliştirilmesi hedefleniyor. BTÜ’NÜN HESAPLAMA ALTYAPISI AVRUPA’DAKİ KATILIMCILARA AÇILACAK EPOSAM’ın önemli bileşenlerinden birini, BTÜ bünyesinde faaliyet gösteren COSAM (Center of Open-source Software Applications in Fluid Mechanics) Laboratuvarı oluşturuyor. Proje kapsamında katılımcılar ve şirketler, COSAM’ın yüksek başarımlı hesaplama altyapısına uzaktan erişerek yüksek işlem gücü gerektiren karmaşık mühendislik simülasyonlarını gerçekleştirebilecek. Böylece açık kaynak kodlu mühendislik yazılımlarının eğitim ve sanayi uygulamalarında daha etkin kullanılması desteklenecek. HEDEF ULUSLARARASI BİR MÜKEMMELİYET MERKEZİ Projenin BTÜ ekibinde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Cemal Benim, Doç. Dr. Osman Turan, Dr. Öğretim Üyesi Levent Aydınbakar, Arş. Gör. Ramazan Aslan ve Arş. Gör. İsmail Hoş yer alıyor. EPOSAM’ın uzun vadeli hedefleri arasında açık kaynak kodlu hesaplamalı mühendislik alanında uluslararası bir yüksek lisans programının geliştirilmesi ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde COSAM benzeri araştırma ve eğitim merkezlerinin kurulması bulunuyor. Bu merkezler arasında sürdürülebilir bir iş birliği ağı oluşturularak eğitim, araştırma ve sanayi çalışmalarının aynı yapı altında buluşturulması ve COSAM merkezli uluslararası bir Mükemmeliyet Merkezi yapılanmasının temellerinin atılması hedefleniyor. REKTÖR ÇAĞLAR: PROJE ULUSLARARASILAŞMA AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, projenin uluslararası iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, “Üniversitemizin koordinatörlüğünde yürütülecek EPOSAM Projesi, akademik bilgi birikimimizin uluslararası ortaklıklarla somut çıktılara dönüştüğünün önemli bir göstergesi. Avrupa'nın farklı ülkelerinden üniversiteleri ve sektör temsilcilerini aynı hedef etrafında buluşturan bu proje, Bursa Teknik Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonuna da önemli katkı sağlayacak” dedi.

Matlı: “Mevcut Oda Hizmetlerini Vizyon 2040 ile Yeni Bir Ölçeğe Taşıyacağız” Haber

Matlı: “Mevcut Oda Hizmetlerini Vizyon 2040 ile Yeni Bir Ölçeğe Taşıyacağız”

Mevcut BTSO Mobil uygulaması haber, duyuru ve etkinliklerin yanı sıra borç, oda sicil numarası ve kapasite raporu sorgulama işlevleri sunuyor. Ödeme, belge talebi ve diğer çevrim içi işlemler ise farklı ekranlardan yürütülüyor. Özer Matlı'nın BTSO ONE projesi bu kanalları tek hesap ve tek firma dosyasında birleştirecek. Üye ödeme, randevu, başvuru ve danışmanlık işlemlerini aynı uygulamadan başlatacak. Her dosyaya bir sorumlu ve hedef tarih atanacak; üye işlemin hangi aşamada olduğunu görecek ve dosya ancak sonucu doğruladığında kapanacak. Yapay zekâ destekli yönlendirme, karar veren ve sonuç alan dijital komiteler, güvenli oylama, canlı meclis ve şeffaf harcama ekranları da BTSO ONE içinde çalışacak. Teknoloji köprüleri, teknolojiyi ülkeye getirip üretime taşıyacak Odanın teknoloji transferi hizmetleri bugün üniversite-sanayi iş birliği, destek programlarına erişim, akademik girişimcilik, Ar-Ge koordinasyonu ve fikrî mülkiyet başlıklarında yürütülüyor. TechBridge Europe bu hizmete Avrupa'dan doğrudan teknoloji edinme ve bunu Bursa'da üretime alma koordinasyon işlevini ekleyecek. TechBridge Europe ile Avrupa'dan şirket veya teknoloji satın alma, lisanslama, ortak girişim ve ekip transferi işlemleri teknik inceleme, ticari doğrulama, finansman ve entegrasyon planıyla yönetilecek. Dört yılda 20'nin üzerinde teknoloji edinimi, ortaklık ve lisanslama işlemi hedefleniyor. Edinilen teknoloji Bursa'da yeni ürüne, gelire ve nitelikli istihdama dönüştürülecek. BUTEKOM X teknolojiyi ürüne ve pazara bağlayacak BUTEKOM bugün Ar-Ge, test ve analiz, teknik destek, numune üretimi, raporlama, eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyor. Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi, İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi ile BUTEXCOMP prototip altyapısı bu yapı içinde faaliyet gösteriyor. BUTEKOM X ile mevcut hizmetler mobilite, medikal teknolojiler, robotik, sensörler, elektronik, gıda ve biyo-ekonomi, yeşil teknolojiler ile endüstriyel yazılıma genişletilecek. Test, prototip, akredite doğrulama, ortak Ar-Ge ve pilot üretim tek erişim düzeninde birleştirilecek. Merkezin başarısı cihaz veya bina sayısıyla değil; doğrulanan ürün, kısalan pazara çıkış süresi, patent, 2 lisans ve satış geliriyle ölçülecek. BUTEKOM X'te test sonucu rafta kalmayacak. Her çalışma ürün geliştirme ve ticarileştirme dosyasına bağlanacak. KOBİ yeni ürününü Bursa'da geliştirecek, doğrulayacak ve pazara hazırlayacak. Bursa UstaTek, yeni nesil meslek lisesi kampüsü olacak ve diğer meslek liseleri yenilenecek Odanın mevcut mesleki eğitim faaliyetleri BUTGEM ve sektörel eğitim merkezlerinde meslek edindirme, uzmanlaşma ve uygulamalı teknik eğitim programlarıyla yürütülüyor. Matlı, Bursa UstaTek'in bir eğitim kurumu olarak kurulacağını vurguladı. Sanayinin içinde kurulacak yeni nesil meslek lisesi kampüsünün ilk uygulaması Beşevler Küçük Sanayi Sitesi'nde başlayacak. Teknoloji ile donatılacak lisede, öğrenciler usta eğiticilerle uzun süreli eşleştirilecek; modern atölyelerde ve gerçek üretim ortamında eğitim alacak. Girişimcilik ve doğrudan istihdam desteği de okul modelinin parçası olacak. Nitelikli istihdamın tüm sektörler için öncelikli olduğunu söyleyen Matlı, “Bursa’daki meslek liselerinin günümüz şartlarında daha verimli hale gelmesini hedefliyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneğinden yola çıkarak, bunu bütün meslek liselerine yaygınlaştıracağız.” diyerek açıklamalarda bulundu. BUTGEM Next beceriyi istihdam sonucuna bağlayacak BUTGEM bugün otomotiv-metal-makine, tekstil, endüstriyel otomasyon ve mekatronik, bilişim, enerji, inşaat ve hizmet alanlarında meslek edindirme, uzmanlık ve işletmelere yönelik modüler eğitimler veriyor. BUTGEM Next bu programları işverenlerin gerçek yetkinlik ihtiyacına göre yeniden düzenleyecek. Yetkinlikler uygulamalı sınavlar ve dijital kayıtlarla doğrulanacak. Başarı kurs ve sertifika sayısıyla değil; kapanan beceri açığı, işe yerleşme, yeni göreve geçiş ve istihdamın kalıcılığıyla ölçülecek. Mobilite, elektrifikasyon, yeşil üretim, medikal, gıda, ticaret ve hizmet alanlarında yeni programlar açılacak. Bütün projeler tek ekonomik sonuç zincirinde çalışacak Odanın üretim alanı, dijital hizmet, teknoloji, test ve mesleki eğitim çalışmaları bugün farklı birimler ve işlem kanalları üzerinden yürütülüyor. Matlı, Vizyon 2040'ın üstünlüğünün bu hizmetleri tek ekonomik sonuç zincirinde birleştirmesi olduğunu söyledi.

Kış gelmeden kombinizi kontrol ettirin! İşte doğal gazda tasarruf ve güvenlik tedbirleri Haber

Kış gelmeden kombinizi kontrol ettirin! İşte doğal gazda tasarruf ve güvenlik tedbirleri

Isıtma Cihazları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (DOSİDER), havaların soğumaya başlamasıyla birlikte tüketicilere kombi ve merkezi ısıtma sistemlerini kış gelmeden kontrol ettirmeleri çağrısında bulundu. Can ve ürün güvenliği için bakım ve onarımın mutlaka yetkili servisler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan DOSİDER, havalandırma menfezlerinin kapatılmaması ve doğal gaz tesisatına yetkisiz müdahalede bulunulmaması konusunda uyardı. DOSİDER, tüketicilere hava sıcaklıkları iyice düşmeden kombi ve merkezi ısıtma sistemlerini kontrol amacıyla çalıştırmalarını ve sistemin sağlıklı şekilde çalışıp çalışmadığını gözden geçirmelerini tavsiye etti. KORSAN SERVİSLERE KARŞI DİKKAT DOSİDER’in en önemli uyarılarından biri de yetkisiz servisler konusunda oldu. İnternette yapılan aramalarda tüketicilerin yetkili servis izlenimi veren yanıltıcı internet siteleriyle karşılaşabildiğine dikkat çeken dernek, servis hizmeti almadan önce firmanın yetkili olup olmadığının mutlaka kontrol edilmesini önerdi. Açıklamada tüketicilerin mümkün olduğunca cihazın markasına ait resmi internet sitesi veya çağrı merkezi üzerinden yetkili servise ulaşması gerektiği belirtildi. MENFEZLERİ KAPATMAYIN, TESİSATA MÜDAHALE ETMEYİN Güvenli doğal gaz kullanımında havalandırmanın hayati önem taşıdığına işaret eden DOSİDER, ev ve iş yerlerindeki havalandırma menfezlerinin hiçbir şekilde kapatılmaması gerektiğini bildirdi. Açıklamada doğal gaz tesisatında onaylı proje dışında değişiklik yapılmaması ve tesisata yetkisiz kişiler tarafından müdahale edilmemesi gerektiği de vurgulandı. Tesisatla ilgili herhangi bir ihtiyaç durumunda yetkili doğal gaz firmalarına veya ilgili gaz dağıtım şirketine başvurulması önerildi. KOMBİ- BACA BAĞLANTILARINIZI KONTROL EDİN! Kombi bacalarının ve bağlantı noktalarının düzenli olarak kontrol edilmesinin güvenli kullanım açısından büyük önem taşıdığı belirtilen açıklamada ‘’Özellikle kombi üzerindeki dirsek bölgesi ve ev içinde kalan baca bağlantıları gözle ve elle kontrol edilmeli; gevşeme, ayrılma veya yerinden çıkma fark edilmesi halinde mutlaka yetkili servise başvurulmalıdır. Baca sistemlerinde orijinal baca ekipmanları kullanılmalı ve bacalara yetkisiz kişiler tarafından kesinlikle müdahale edilmemelidir. Ayrıca, açık balkonların sonradan kapatılması durumunda baca çıkışı mutlaka kapatılan alanın dışına taşınmalıdır.’’ uyarısında bulunuldu. 1 DERECE DAHA DÜŞÜK SICAKLIK YÜZDE 6 TASARRUF DOSİDER, güvenliğin yanı sıra artan ısınma maliyetlerine karşı alınabilecek tasarruf önlemlerine de dikkat çekti. Oda termostatları ve termostatik radyatör vanaları sayesinde evin gereğinden fazla ısıtılmasının önüne geçilebileceğini belirten dernek, oda sıcaklığındaki her 1°C'lik düşüşün yaklaşık yüzde 6 yakıt tasarrufu sağlayabileceğini bildirdi. Örneğin evini 24°C yerine 22°C'de tutan bir tüketici, konfor koşullarını korurken doğal gaz tüketimini önemli ölçüde azaltabiliyor. YOĞUŞMALI KOMBİLER TÜKETİMİ DÜŞÜRÜYOR Enerji verimliliğinde kullanılan cihazın teknolojisi de önemli rol oynuyor. Türkiye'de 2018 yılında yürürlüğe giren Enerji ile İlişkili Ürünler (ErP) düzenlemeleriyle yüksek verimli yoğuşmalı kombi ve kazanların kullanımı yaygınlaştı. DOSİDER, yoğuşma teknolojisinin sağladığı yüksek verim sayesinde uygun sistem ve kullanım koşullarında doğal gaz tüketimi ve faturalarında yüzde 25-30'a varan düşüş sağlanabildiğini belirterek, eski ve düşük verimli kombilerin yeni nesil yoğuşmalı cihazlarla değiştirilmesini önerdi. ISI EVİN İÇİNDE TUTULMALI Isı kayıplarının azaltılması da doğal gaz tüketimini düşürmenin en etkili yollarından biri. DOSİDER'e göre kapı, pencere, duvar, tavan ve zeminlerdeki yetersiz yalıtım, ısıtma için harcanan enerjinin önemli bölümünün kaybedilmesine yol açıyor. Çatılardaki ısı kaybının yaklaşık yüzde 20 seviyesine ulaşabildiğine dikkat çekiliyor. Binalarında mantolama yaptırma imkânı bulunmayan tüketicilere ise radyatörlerin arkasına düşük maliyetli ısı yansıtıcı paneller yerleştirmeleri tavsiye ediliyor. DOSİDER Başkanı Ekrem Erkut, 1993 yılında kurulan derneğin temel hedeflerinden ısıtma sektöründe enerji verimliliğini artırırken doğal gazın güvenli kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu belirtti. Sektörde teknolojik dönüşümü ve yüksek verimli cihazların geliştirilmesini teşvik ettiklerini ifade eden Erkut, sektörün geleceğinin ar-ge ve yüksek verimli teknolojilerle şekilleneceğini vurguladı. DOSİDER üyelerinin bünyesinde faaliyet gösteren ar-ge merkezlerinde yeni nesil ısıtma teknolojileri üzerine çalışmalar yürütüldüğünü belirten Erkut, “Üyelerimizin ar-ge merkezlerinden elde edilen verileri ve sonuçları değerlendiriyor, sektörümüzün teknolojik gelişimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Modern, çevreci ve tasarruflu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla enerji tüketimini ve karbon salımını azaltırken, güvenli doğal gaz kullanımını toplumun tamamında yerleşik bir kültür haline getirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori Haber

Bitki bazlı ürünler bağımsız bir kategori

Uluslararası araştırmalar, tüketici tercihlerinde sağlık ve beslenmenin öne çıktığını; sürdürülebilirlik ve günlük beslenmeye uyumun da bu tercihleri desteklediğini gösteriyor. BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, tüketici beklentilerindeki bu dönüşümün Türkiye için önemli bir gelişim alanı oluşturduğuna; güçlü bitkisel üretim altyapısının bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla buluşturulmasının sektör için yeni fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte bitki bazlı beslenme, yalnızca belirli bir yaşam tarzını benimseyen tüketicilerin tercihi olmaktan çıkıyor. Bugün farklı tüketici grupları, bitki bazlı ürünleri günlük beslenme alışkanlıklarına dahil edilebilecek, dengeli ve çeşitli beslenme seçenekleri arasında değerlendiriyor. Tüketiciler bu ürünlere “ya hep ya hiç” yaklaşımından ziyade, mevcut beslenme alışkanlıklarına esnek şekilde dahil edilebilecek seçenekler olarak bakıyor. Akdağ, bu değişimin sektör açısından yalnızca yeni bir tüketici kitlesine ulaşmak anlamına gelmediğini; farklı ihtiyaçlara yanıt veren, besleyici ve günlük yaşama uyum sağlayan ürünlerin geliştirilmesi açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Türkiye’nin bakliyat, tahıl ve farklı bitkisel hammaddeler açısından sahip olduğu çeşitlilik ise bu dönüşüm için önemli bir avantaj sunuyor. Akdağ, bu kaynakların bilimsel bilgi, Ar-Ge ve inovasyonla desteklenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazar hem de ihracat açısından önemli fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Küresel veriler tüketici tercihlerindeki dönüşümü ortaya koyuyor Innova Market Insights’ın 2026 trend raporuna göre, tüketicilerin yüzde 55’i bitki bazlı ürünlerin artık kendi başına ayrı bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. BİTKİDEN’in de üyesi olduğu Küresel Bitki Bazlı Gıdalar İttifakı’nın 2023 yılında yayımladığı araştırmaya göre ise Türkiye’de tüketicilerin yüzde 51’i bitki bazlı ürünleri tercih etme nedenleri arasında sağlık faydasını gösteriyor. Bu veriler, bitki bazlı ürünlerin yalnızca alternatif olarak değil, tüketicilerin sağlık, beslenme ve günlük yaşam beklentileri doğrultusunda gelişen bir gıda kategorisi olarak değerlendirildiğine işaret ediyor. Türkiye, bitki bazlı gıdalarda büyüme potansiyeli taşıyor Türkiye, güçlü tarımsal altyapısı, zengin bitkisel üretim çeşitliliği ve gelişen gıda sanayisiyle bitki bazlı gıdalar alanında önemli bir potansiyele sahip. Akdağ, bu potansiyelin değerlendirilmesinde tüketici beklentilerinin doğru okunmasının ve ürün geliştirme çalışmalarının bu beklentiler doğrultusunda şekillendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’nin bitkisel kaynaklarının katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hem iç pazarda ürün çeşitliliğinin artırılması hem de sektörün rekabet gücünün geliştirilmesi açısından fırsatlar sunduğunu belirtiyor. “Bitki bazlı gıdaların geleceğini tüketici beklentileri şekillendiriyor” Sektörün önümüzdeki dönemde tüketici beklentileri, bilimsel gelişmeler ve Türkiye’nin üretim potansiyelini birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Ebru Akdağ “Tüketiciler bugün besleyici, günlük yaşamlarına uyum sağlayan ve farklı ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler bekliyor. Bu nedenle fırsatı yalnızca mevcut ürünlere alternatifler geliştirmekle sınırlı görmemeliyiz. Sahip olduğumuz üretim potansiyelini bilimsel bilgi ve inovasyonla buluşturarak katma değerli ürünlere dönüştürmeliyiz. Sektörler arası iş birliklerini güçlendirerek Türkiye’nin bitki bazlı gıdalarda güçlü ve yenilikçi bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Bursa’da TEKNOSAB KOBİ OSB tanıtıldı... Bursa’nın kalkınma yolculuğunda yeni dönem Haber

Bursa’da TEKNOSAB KOBİ OSB tanıtıldı... Bursa’nın kalkınma yolculuğunda yeni dönem

Bursa’nın sanayi ve ticaret altyapısını güçlendirmesi hedefiyle hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) tanıtım toplantısı, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde Merinos AKKM Osmangazi Salonu'nda gerçekleştirildi. BTSO'nun 2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen Türkiye’nin ilk entegre KOBİ ekosistemi TEKNOSAB KOBİ OSB'nin, yüksek teknoloji üretimi, dijital dönüşüm, sürdürülebilir sanayi ve güçlü lojistik altyapısıyla Bursa’nın üretim kapasitesini artırması ve KOBİ’lerin küresel rekabet gücünü desteklemesi hedeflendi. Toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’nın yaklaşık 700 yıllık üretim ve ticaret kültürünü geleceğin sanayi anlayışıyla buluşturacak stratejik bir yatırım olduğunu söyledi. Projenin yüzde 70’ten fazlasının kamu kaynakları ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleriyle hayata geçirildiğini belirten Burkay, yalnızca teknik değil, finansal açıdan da sürdürülebilir bir model oluşturduklarını ifade etti. Burkay, Uludağ’da kurulan Bursa Business School’un ardından yapay zekâ ve dijital dönüşüm odaklı yeni bir eğitim ve inovasyon merkezi oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, “Bu projeler sadece Bursa’ya değil, ülkemize de hizmet edecek” dedi. “HAYAL DENİLEN PROJELER GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ” TEKNOSAB’ın genişleme alanına ilişkin çalışmaların 2022 yılında başladığını hatırlatan Burkay, yaklaşık üç yıllık hazırlık sürecinin ardından alanın 2026 yılı Şubat ayında resmen ilan edildiğini söyledi. Projelerin ilk açıklandığında birçok kişi tarafından hayal olarak görüldüğünü ifade eden Burkay, birlik ve kararlılıkla çalışılması sayesinde bu hedeflerin gerçeğe dönüştüğünü kaydetti. TEKNOSAB KOBİ OSB’nin yalnızca üretime değil, Bursa’nın trafik, çevre ve hava kirliliği gibi kronik sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacak planlı sanayi alanları oluşturacağını dile getirdi. “BURSA ÖNCÜ ROLÜNÜ SÜRDÜRÜYOR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise Bursa’nın tarih boyunca üretim ve ticarette öncü bir şehir olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi ile ilk yüksek teknoloji odaklı organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB’ın Bursa’da kurulduğunu hatırlattı. KOBİ OSB projesinin de bu öncülük geleneğini sürdüren stratejik bir yatırım olduğunu belirten Biba, projeyi yalnızca bir sanayi alanı değil, planlı kentleşme, doğru arazi kullanımı, ulaşım, lojistik ve çevre politikalarını birlikte ele alan kapsamlı bir şehircilik hamlesi olarak değerlendirdiklerini söyledi. VALİ AYYILDIZ: “KOBİ’LERE YAPILAN YATIRIM GELECEĞE YATIRIMDIR” Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, kentin üretim gücünün temelinde büyük sanayi kuruluşlarının yanı sıra KOBİ’lerin bulunduğunu vurguladı. KOBİ’lerin rekabet gücünü artıracak her yatırımın Bursa ve Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım anlamına geldiğini belirten Vali Ayyıldız, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin yüksek teknoloji odaklı yapısı, akıllı üretim altyapısı ve Ar-Ge imkânlarıyla Bursa’nın sanayi vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

BUÜ, Türkiye’nin en iyi 18 üniversitesi arasında yer aldı Haber

BUÜ, Türkiye’nin en iyi 18 üniversitesi arasında yer aldı

UNIRANKS verilerine göre hazırlanan listede ilk sıralarda yer alan Bursa Uludağ Üniversitesi, özellikle son dönemde nitelikli yayınlar, sanayi iş birlikleri ve Ar-Ge odaklı projeleriyle adından söz ettiriyor. Elde edilen 18.'lik derecesi, üniversitenin bölgedeki lider rolünü pekiştirirken gelecek vizyonu için de güçlü bir zemin hazırlıyor. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kazanılan bu başarıya dair yaptığı açıklamalarda üniversitenin akademik yükseliş ivmesine ve stratejik hedeflerine dikkat çekti. "ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ DÜNYADA İLK 1000" Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, UNIRANKS listesindeki konumun tüm akademik ve idari kadronun ortak emeği olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak yarım asırlık köklü geçmişimizle, ülkemizin 23 Araştırma Üniversitesi'nden biri olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Yakaladığımız müthiş yükseliş ivmesi ve geliştirdiğimiz Büyük Veri Ofisi gibi projelerle artık akademik performansımızı çok daha şeffaf ve ölçülebilir bir şekilde takip ediyoruz. UNIRANKS listesinde Türkiye'nin en iyi 18. üniversitesi olmak bizim için gurur verici bir motivasyon kaynağıdır. Ancak vizyonumuz bununla sınırlı değil; ulusal ligde zirveye oynarken, dünya sıralamasında da öncelikli olarak ilk 1000 içerisine girmeyi arzu ediyoruz. Tüm çalışmalarımızı da bu hedef odağında yürütüyoruz." PROJELER VE GELECEK VİZYONU Üniversitenin gelecek stratejilerinden bahseden Rektör Yılmaz, bilimsel üretkenliği teşvik eden Başarılı Akademisyenlerin Rektör ile Buluşması gibi etkinliklerle araştırmacıları sürekli desteklediklerini belirtti. Yılmaz; “Gelecek döneme yönelik projelerimizi üç temel başlık altında özetleyebiliriz. Bunların ilki nitelikli araştırma vizyonumuzdur. Bu vizyon doğrultusunda bilimsel makale ve yayınlarda Q1 kalitesindeki araştırma sayımızı artırmak istiyoruz. İkinci projemiz kamu-sanayi entegrasyonudur. Burada da Bursa ekonomisine ve sanayisine doğrudan katkı sunan patent ile faydalı model tescillerimizi hızlandırmayı arzuluyoruz. Son projemiz de dijitalleşme ve şeffaflıktır. Bu vizyon doğrultusunda ise SciVal programı destekli yeni nesil akademik izleme sistemleriyle bölümlerin gelişimini anlık verilerle optimize etmeye çalışıyoruz. Kurduğumuz Büyük Veri Ofisi ile bu alanda da önemli mesafeler kat ettik” şeklinde konuştu. Bursa'nın ve Türkiye'nin geleceğini inşa edecek donanımlı gençler yetiştirmeye devam edeceklerini ifade eden Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, bu başarıda emeği geçen tüm akademisyenlere, öğrencilere ve paydaşlara teşekkürlerini iletti. REKTÖRDEN ADAY ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI Aday öğrencilerin üniversite tercihlerini 29 Temmuz - 10 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirebileceğine işaret eden Rektör Yılmaz; "Türkiye'nin en başarılı ilk 20 üniversitesi arasında yer alan bir Araştırma Üniversitesi olarak, evlatlarımıza sadece bir diploma değil; dünya standartlarında bir vizyon, güçlü bir sanayi iş birliği ağı ve nitelikli bir gelecek vaat ediyoruz. Ailelerimizin içi rahat olsun; Bursa Uludağ Üniversitesi, gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürecek akademik donanıma, kampüs olanaklarına ve köklü bir kültüre sahiptir. Geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmek isteyen tüm adaylarımızı üniversitemizin birer ferdi olmaya davet ediyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.