Hava Durumu

#Antidepresanlar

- Antidepresanlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antidepresanlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir Haber

Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir

Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuz kalmaktan kaynaklanmadığını, diyabetten tiroit hastalıklarına, kullanılan ilaçlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar birçok nedene bağlı gelişebileceğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Yavuz, sürekli su içme ihtiyacının özellikle uzun sürmesi halinde mutlaka altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini vurguladı. “AĞIZ KURULUĞU SADECE SUSUZLUK HİSSİ DEĞİL” Ağız kuruluğunun, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Yavuz, tıbbi adıyla kserostomi olarak bilinen bu durumun geçici susuzluk hissinden farklı olduğuna dikkat çekti. Sıcak hava ve yetersiz sıvı alımının geçici ağız kuruluğu yapabileceğini söyleyen Yavuz, ancak şikâyetin kalıcı hale gelmesi durumunda diyabet, tiroit hastalıkları, Sjögren sendromu, nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve bazı ilaçların yan etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade etti. BAZI İLAÇLAR AĞIZ KURULUĞU YAPABİLİYOR Tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin ağız kuruluğuna yol açabileceğini belirten Yavuz, bu nedenle sürekli su içme isteğinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Tükürüğün sadece ağızı ıslatan bir sıvı olmadığını dile getiren Yavuz, bunun ağız içini temizlediğini, asitleri nötralize ettiğini, diş minesini koruduğunu ve zararlı bakteri ile mantarların çoğalmasını sınırlandırdığını aktardı. Tükürük miktarı azaldığında çürüklerin, diş eti iltihaplarının, ağız kokusunun ve özellikle Candida kaynaklı enfeksiyonların daha sık görülebileceğini söyleyen Yavuz, ağız kuruluğunun ağız sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı. GECE UYANMA, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE ÇATLAYAN DUDAKLARA DİKKAT Ağız kuruluğunun bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Yavuz, özellikle; gece ağız kuruluğu nedeniyle sık uyanma, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma ve çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, sık mantar enfeksiyonu, kısa sürede birden fazla diş çürüğü ve sürekli ağız kokusu durumlarında hekime başvurulması gerektiğini kaydetti. Bu şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirtti. SADECE SU İÇMEK YETMEZ Ağız kuruluğunu yalnızca su içerek gidermeye çalışmanın yanlış olduğunu belirten Dr. Sedanur Yavuz, alkol içeren ağız gargaralarının da şikâyeti artırabileceğini söyledi. Şekersiz, tercihen ksilitol içeren sakızların bazı hastalarda tükürük akışını artırabileceğini ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını aktardı. Yavuz ayrıca, fazla kahve tüketimi, sigara, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin de ağız kuruluğunu artırabileceğini söyledi. Ağız kuruluğunun çoğu zaman tek başına bir hastalık değil, başka bir sağlık sorununun belirtisi olduğunu vurgulayan Yavuz, tedavi sürecinde kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, sistemik hastalıkların değerlendirilmesi ve tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini belirtti. Gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği yapıldığını söyleyen Yavuz, bol sıvı tüketimi, sigara ve alkolden uzak durma, florürlü diş macunu kullanma, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerekirse yapay tükürük ürünlerinden faydalanılmasını önerdi. Yavuz, erken tanı ve doğru tedaviyle diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonlarının önüne geçilebileceğini kaydetti.

Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor! Haber

Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu. Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.” dedi. Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, “Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.” şeklinde konuştu. ANKSİYETE İLAÇLARI KULLANANLARIN ALKOL TÜKETİMİNDEN KAÇINMASI GEREKİR! Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, “Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.” diye konuştu. Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, “Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.