Hava Durumu

#Akademisyenler

- Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar Haber

Osmangazi'de düşünmeye yön veren buluşmalar

Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, alanında uzman akademisyenler Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Albert Camus’nün “Sisyphos Mitosu” üzerinden başkaldırı kavramını ve günümüz politikasındaki yansımalarını masaya yatırdı. Düşünce tarihinin en çarpıcı sorgulamalarından biri olan başkaldırı, hem felsefi boyutlarıyla hem de günümüz politik atmosferindeki yansımalarıyla kapsamlı biçimde tartışıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve felsefeye ilgi duyan çok sayıda vatandaşın yoğun katılım gösterdiği programda, “Günümüz politik ortamında, politik bir tavır olarak doğru anlaşılmış Casmüs’cü anlamda bir başkaldırı anlayışı iş görür mü?” sorusuna cevap arandı. Derin bir sorgulamaya kapı aralayan programın moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen üstlenirken, Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Ogün Ürek, başkaldırı kavramını felsefi temeller çerçevesinde kapsamlı biçimde ele aldı. Başkaldırının insanı en değerli ve önemli yapan özelliği olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek, “Bugün ana kavramımız başkaldırı. Başkaldırı, bir tutum ve tavır olarak bana kalırsa insanı insan yapan en önemli ve en değerli özelliktir. Başkaldırmak; ‘hayır’ demek, ‘artık bu kadar da değil’ diyebilmektir. Bu noktada en önemli mesele, ‘hayır’ demeyi unutmamaktır. Çünkü ‘hayır’ demeyi unutmuş bir toplumun ne kendisine ne de başkalarına faydası olur. Peki ne yapmalıyız? Yapmamız gereken aslında çok açık. Çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak ‘hayır’ demeyi öğretmeliyiz. Ancak bunu bilinçli bir şekilde, neye ve neden ‘hayır’ dediğimizi açıklayabilecek bir dil ile yapmalıyız. Çocuklarımız gerektiğinde ‘hayır, ben bunu yapmam’ ya da ‘hayır, sen bunu bana yapamazsın’ diyebilmelidir. Eğer bunu başaramazsak, toplum olarak ‘hayır’ demeyi unuturuz. ‘Hayır’ demeyi unutan bir toplumdan ise kimseye bir fayda gelmez” şeklinde konuştu. “BAŞKALDIRI YALNIZCA BİR KAVRAM DEĞİLDİR” Günümüz sorunları üzerine başkaldırıyla ilgili konuştuklarını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen ise, “Başkaldırı, yaşadığımız koşullar bakımından bugün ihtiyaç duyduğumuz temel kavramlardan biridir. Ancak başkaldırı yalnızca bir kavram değil; aynı zamanda eylemleri de beraberinde getiren bir zemin sunar. Dolayısıyla biz de bu zeminin ne anlama geldiğini, nasıl kurulabileceğini ve neden önemli olduğunu birlikte düşünmeye çalıştık. Bu çerçevenin önemini özellikle vurgulamak istedik” ifadelerini kullandı. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya, program sonunda akademisyenlere günün anısına plaket ve teşekkür belgeleri takdiminde bulundu.

“Bursa’nın Yedi Yüzü” Sempozyumu Bursa tarihine ışık tuttu Haber

“Bursa’nın Yedi Yüzü” Sempozyumu Bursa tarihine ışık tuttu

Osmangazi Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan vizyoner yaklaşımıyla bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu”, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde tamamlandı. Tarih, kültür ve akademiyi buluşturan sempozyum, Bursa’nın köklü geçmişine ışık tutan önemli bir bilimsel platform olarak dikkat çekti. İki gün süren sempozyumda, alanlarında uzman 28 akademisyen; Bursa’nın fethinden günümüze uzanan tarihsel serüvenini çok yönlü bir bakış açısıyla ele aldı. Kentin geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümler; dönüm noktası niteliğindeki gelişmeler ve tarihsel süreçte öne çıkan çarpıcı detaylar, bilimsel veriler ışığında kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sempozyum boyunca toplam altı oturum düzenlenirken, her oturumda farklı temalar üzerinden Bursa’nın “yedi yüzü” derinlemesine incelendi. Akademik disiplinlerin çeşitliliği, sempozyuma zenginlik katarken; tarih, sanat, sosyoloji ve şehircilik gibi alanlarda yapılan sunumlar, dinleyicilere kapsamlı bir perspektif sundu. BİLDİRİLER DERLENEREK KİTAP HALİNE GETİRİLECEK Tarih bilincini güçlendiren, akademik dünyayı destekleyen ve kentin kültürel hafızasını diri tutan “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu”nun sonunda değerlendirme oturumu gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürer Gülsevin’in başkanlığını yaptığı oturumda Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ziya Karaaslan, Prof. Dr. Hatice Şahin ve Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim, sempozyuma ilişkin geniş kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Sempozyumda sunulan bildirilerin, derlenerek kitap haline getirileceği paylaşılırken, hazırlanacak eser, Bursa’nın tarihine, kültürel zenginliğine ve kent kimliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunacak. “BURSA’NIN BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜNE IŞIK TUTAN PEK ÇOK KONUŞMA DİNLEDİK” Çalışmaları değerlendiren “Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu” Düzenleme Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Karaaslan, “Sempozyumun çerçevesinde Bursa’ya davet ettiğimiz ve burada ağırladığımız Türkiye’nin seçkin üniversitelerinden gelen hocalarımızı dinledik. Bursa’nın fethinden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde Bursa’nın tarihi dönüşümünü ilgilendiren, mimari estetikten dini serüvene, şehirleşme yaşamından hayata ve kuruluşun dinamiklerinden Cumhuriyet’in dinamiklerine uzanan süreç içerisinde büyük dönüşüme ışık tutan pek çok konuşma dinledik. Bursa’nın son derece canlı bir etkinliğini gerçekleştirdik. Bu sempozyumun gerçekleşmesinde desteğini gördüğümüz Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ederiz.” diye konuştu. “SEMPOZYUM MARKA HALİNE GELDİ” Sempozyumun her yıl yapıldığını ve Osmangazi Belediyesi’nin bu etkinliği bir marka haline getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Hatice Şahin, “Tebrik ediyorum ve gurur duyuyorum. Sadece tarih toplantısı olmuyor, araya sanat tarihi, Türk dili, edebiyatı gibi alanlardan bildiriler de yerleştirildi. Aynı gelenek devam etti, bence bu iyi oluyor. Farklı bakış açılarını bize yansıtıyor. Çok güzel, kitaplaşacak çalışmalar var. Bursa ile ilgili çok çalışmalar yapıldığını, bu çalışmaların da daha da artacağını gördük. Bu da bizlere bu toplantıların devam edeceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı. “SEMPOZYUM AMACINA ULAŞTI” Sempozyumda 28 bildirinin sunulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gürer Gülsevin ise, “Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen akademisyenler bildirilerini sundu. Çok güzel geçti, bildirilerden sonraki tartışmalar da katkılar oldu. Sempozyumun amacına ulaştığını düşünüyorum. Bu toplantının, Bursa’nın fethinin 700. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir onur oldu.” açıklamalarında bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim de, sempozyumda Bursa’yı konuştuklarını dile getirerek, “Hocalarımız bu işin ehli, yılların birikimini getirdiler, Bursa’nın bilgi altyapısına kattılar. Bu bilgi altyapısına katmak için Osmangazi Belediyesi öncü oldu. Güzel bir misafirperverlik gösterildi, bu anlamda belediyemize teşekkür ediyorum. Hocalarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bu bilgi altyapısının zenginliği üzerine, Bursa’nın geleceği üzerine planlama yapanlar da bu bilgileri kullanacağı için Bursa’nın geleceği aydınlık olacak.” değerlendirmesini yaptı.

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı… Haber

Parmaklarıyla beynin görme merkezini kullanmayı başardı…

Görme engelli Sosyal Hizmetler Programı öğrencisi 21 yaşındaki Serra Kargaoğlu’nun ipliklerle oluşturduğu eserler, ziyaretçileri yalnızca bakmaya değil, hissetmeye davet ederken katılımcılarca Serra’nın azmi, üretkenliği ve örnek olan sanat yolculuğuna dikkat çekildi. Sergi, duyuların sınırlarını yeniden düşündüren yaklaşımıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke lobi alanındaki sergi düzenlenen törenle açıldı. Törene Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yoğun ilgi gören sergide ziyaretçiler, dokunma ve hissetme temasıyla kurgulanan eserleri dikkatle incelerken, her bir çalışmanın ardındaki emeği ve duyguyu yakından deneyimleme fırsatı buldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış” Açılış töreninin ardından sergiyi ziyaret eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Serra Kargaoğlu ile bizzat sergiyi gezdi. Karaoğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi alan Tarhan, ortaya koyulan bu eserlerin çok yönlü bir başarıyı temsil ettiğini vurguladı. Tarhan; “Görme engelli bir gencin bu kadar harika ve ince işçilik gerektiren eserler ortaya koyması gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi. Müthiş bir emek var ve bu aslında sınırları zorlayan bir şey. Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra’nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte.” dedi. “Anlam katılırsa engeller aşılıyor” Hayata anlam katılması gerektiğine dikkat çeken Tarhan; “Üniversitede sosyal hizmetler programına girmiş ve okul başarısı da yüksek. Zekâsı yüksek ve sanat yönünü kullanarak kendisine, hayatına önemli bir anlam katmış. Anlam katılırsa engeller aşılıyor. Engellere, acılara, zorluklara doğru anlamlar katanlar o acıları yönetebiliyor. O anlamı katmış. Çok güzel, annesi babası müthiş destek olmuş bu da çok büyük bir avantaj. Öğretmeni, küratörü de burada çok sabırlı bir şekilde öğretmiş. Hatta Neşet Ertaş’ın bir sözü var; ‘Aşkla koşan yorulmaz.’ Serra gece gündüz çalışarak büyük bir eserler ortaya çıkarmış. Burada bütün hocalar kapıyı açtılar ve gençlere sahip çıkılıyor. Bu tarzdaki yaklaşımlar aslında insanlığın geleceğine hizmettir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Azim, gayret ve inancın karşılığı…” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka serginin güçlü bir emeğin ürünü olduğunu belirtti. Zelka; “Burada hepimiz bir azmin, gayretin ve inancın karşılığını görüyoruz. Serra’nın ortaya koyduğu eserler, uzun bir emeğin ve sabrın sonucu. Elbette bu süreçte ailesinin ve hocalarının desteği de çok büyük bir önem taşıyor. Maddi ve manevi destekle birlikte böyle güzel çalışmaların ortaya çıkması mümkün oluyor. Bu anlamda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve Serra’nın ilerleyen süreçte çok daha güzel işlere imza atacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak: “Parmak uçlarıyla örülen bir hayal dünyası” ENMER Müdürü, Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Serra Kargaoğlu ile tanışma süreçlerini ve serginin ortaya çıkış hikâyesini aktardı. Çaylak; “Serra ile yolumuz bir fuarda kesişti ve sonrasında kendisini üniversitemize davet ettik. İki yıldır birlikte çok verimli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Bu süreçte onun ne kadar yetenekli ve üretken bir sanatçı olduğunu daha yakından görme fırsatı bulduk. Serra’nın parmak uçlarıyla ilmek ilmek ördüğü bu dünyayı biz gözlerimizle keşfedelim istedik. Bu sergi, görmenin ötesinde hayal gücünün ve hissederek üretmenin ne kadar güçlü olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda üniversitemizin bu tür çalışmalara verdiği destek de bu süreci mümkün kıldı.” şeklinde konuştu. Serra Kargaoğlu: “Görmekten çok hissettirmek istedim” Serginin sahibi Serra Kargoğlu ise çalışmalarının çıkış noktası ve sürecinden bahsetti. Kargaoğlu; “Bu sergide denizaltı temalı bir çalışma yaptım çünkü denizaltının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Çalışmalarımı ipliklerle ve tamamen dokunarak yaptım. Dalgaların sesi benim için bir ritim ve müzik gibi. Bu yüzden bu sergide sadece görmek değil, aynı zamanda hissetmek önemli. Çalışma sürecinde çok farklı duygular yaşadım; zorlandığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmedim. İnsanların bu sergiyi gezerken görmekten çok hissetmelerini istiyorum. Belki göremiyoruz ama denizaltında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu size hissettirmek istedim. Burada görmekten çok hissettikleri anlamalarını istiyorum. Çünkü hissetmek çok çok çok farklı bir şey.” dedi. Gönül Kargaoğlu: “Gözlerinizi kapatın ve hissetmeye odaklanın” Serra Kargaoğlu’nun annesi Gönül Kargaoğlu ile babası Deniz Kargaoğlu ise serginin ziyaretçiler tarafından daha derin bir deneyimle keşfedilmesini istediklerini belirtti. Gönül Kargaoğlu; “Sergiyi gezmeden önce sizlerden ricam, birkaç saniye gözlerinizi kapatmanız ve neler hissedeceğinizi hayal etmeniz. Daha sonra eserleri bu şekilde gezdiğinizde Serra’yı ve onun dünyasını çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Serra küçük yaşlardan itibaren dokunarak üretmeye başladı; oyun hamurlarıyla, iplerle, farklı materyallerle kendini ifade etti. Zamanla bu yeteneği gelişti ve bugün böyle bir sergiye dönüştü. Bu bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi ve bugün gerçekleşmiş olması bizi çok mutlu etti.” şeklinde konuştu. Funda Sevim: “Ziyaretçiler kendilerini Serra’nın yerine koymalı” Ferry’s Concept Art Studio Küratörü ve Sanat Danışmanı Funda Sevim ise serginin deneyimsel yönüne dikkat çekti. Sevim; “Ziyaretçilerden en büyük beklentimiz, sergiyi gezerken kendilerini Serra’nın yerine koymaları ve onun nasıl bir dünyada ürettiğini hayal etmeleri. Gözlerini kapatarak bu deneyimi yaşamaları, eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerini sağlayacaktır. Serra ile çok küçük yaşlarda tanıştık ve onun hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu o zaman fark ettim. Bu süreçte birbirimize çok şey kattık ve onun daha da ilerleyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Toplam 36 eser yer aldı 36 eserin yer aldığı sergide, Serra Kargaoğlu’nun üretim sürecine ışık tutan özel bir bölüm de oluşturuldu. Bu bölümde Serra’nın ilkokul yıllarında ilk kez ortaya koyduğu çalışmalar sergilenerek, sanat yolculuğunun başlangıcından bugüne uzanan gelişimi gözler önüne serildi. Ziyaretçiler bu alan sayesinde sanatçının yıllar içindeki ilerleyişine ve azmine yakından tanıklık etti. Okul arkadaşları da sergiyi ziyaret etti Sergi yalnızca sanatseverlerin değil, Serra Kargaoğlu’nun eğitim hayatını paylaştığı arkadaşlarının da yoğun ilgisiyle karşılaştı. Arkadaşları sergiyi birlikte gezerek hem arkadaşlarının başarısına ortak oldu hem de eserleri büyük bir ilgiyle inceledi. Bu buluşma dayanışma ve paylaşım duygusunun güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Sergi 3 Nisan’a kadar devam edecek… Büyük ilgi gören “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi, açılış gününün ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. 3 Nisan’a kadar ziyaretçilerle buluşacak olan sergi, görmenin ötesine geçen deneyimsel yapısıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Sergi, sanatın engel tanımayan evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Arıcılık Bursa'da Büyükşehir'le canlandı Haber

Arıcılık Bursa'da Büyükşehir'le canlandı

Tarım ve hayvancılık konularında üreticilere birçok destekte bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla ‘Arı Sağlığı ve Arı Ürünleri’ paneli düzenledi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve Bursa Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğiyle Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen panele, bürokratlar, birlik temsilcileri, akademisyenler ve çiftçiler büyük ilgi gösterdi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen programa katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, arıcılığın doğanın dengesini koruyan, tarımsal verimliliği destekleyen, kırsal kalkınmaya güç veren çok önemli ekonomik alan olduğunu söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal üretimin güçlenmesini büyük önem verdiğini anlatan Saldız, tarımı, üreticiyi ve yerel ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. Geliştirdikleri projelerle Bursa’da arıcılığı tekrar canlandırdıklarını anlatan Saldız, bugüne kadar yüzlerce üreticiye binlerce kovan teslim ettiklerini, önümüzdeki süreçte de teslim edeceklerini belirtti. Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Acar, Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan ve Bursa Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Umut Buğra Kavas da arıcılık mesleğinin önemine dikkat çekerek düzenlenen programın değerli olduğunu anlattı. Panel bölümünde TKDK İletişim Uzmanı Ferit Ensar Güner ile BEBKA Program Yönetim Birimi Başkanı Talha Göktaş hibe ve destek programları hakkında bilgi verdi. Bursa Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Aycan Yiğit Çınar, BAYBİR Denetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Hüsnü Serdar ve Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aslı Özkırım ise arı sağlığı ve arı ürünleri konularında üreticileri bilgilendirdi. ARICILARA KOVAN DESTEĞİ Programın sonunda üreticilere 750 adet arı kovanı teslim edildi. Kovan desteğinden duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, arıcılığın sürdürülebilirliği açısından verilen desteğin çok kıymetli olduğunu belirterek, üretim maliyetlerinin arttığı bir dönemde bu tür katkıların kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti. Üreticiler, kırsal kalkınmaya yönelik proje ve desteklerinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

İlber Hoca son yolculuğuna uğurlandı Haber

İlber Hoca son yolculuğuna uğurlandı

78 yaşında vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı için bugün İstanbul’da düzenlenen törenlerin ilki, yıllar boyunca öğretim üyeliği yaptığı Galatasaray Üniversitesi kampüsünde yapıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve sevenleri, Ortaylı’yı burada son kez andı ve hocalarını saygıyla uğurladı. Ardından cenaze namazı için İstanbul’daki tarihi Fatih Camii’ne geçildi. İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazına ailesi, akademik çevreler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törenin ardından Ortaylı’nın Türk bayrağına sarılı naaşı, cami haziresinde bulunan aile kabristanına defnedildi. Tören sırasında Ortaylı’nın yakınları ve öğrencileri duygusal anlar yaşarken, akademik camianın temsilcileri usta tarihçinin Türkiye’nin tarih bilincine ve akademik dünyasına yaptığı katkılardan söz etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, tarih ve fikir dünyamızın müstesna isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazı ardından ebediyete uğurladıklarını belirterek, "Bu hüzünlü günde ailesinin, öğrencilerinin ve sevenlerinin acısına ortak olduk. Engin bilgisi, güçlü fikriyatı ve geride bıraktığı kıymetli mirasıyla daima hürmetle hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ortaylı, Osmanlı ve Türk tarihi alanlarındaki çalışmaları, eserleri ve nesiller boyu yetiştirdiği öğrencileriyle ülke tarih yazımında önemli bir yer edinmişti.

Ruh sağlığına mahalleden dokunuş: Pilot uygulama Bursa’da Haber

Ruh sağlığına mahalleden dokunuş: Pilot uygulama Bursa’da

Bursa Uludağ Üniversitesi Bilim ve Doğa Topluluğu öncülüğünde yürütülen Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Projesi’nin pilot uygulaması Karaman Mahallesi’nde hayata geçirildi. Akademisyenler, öğrenciler ve mahalle sakinlerini bir araya getiren proje, ruh sağlığına yönelik farkındalığı tabana yaymayı hedefliyor. BTÜ ve BUÜ akademisyenlerinden bilimsel katkı Projenin Genel Koordinatörlüğünü ve Bursa Uludağ Üniversitesi Bilim ve Doğa Topluluğu Başkanlığı’nı yürüten Zeynep Göksu İnayet, pilot uygulamanın ilk aşamasında 50 kişilik öğrenci grubuyla kapsamlı bir panel gerçekleştirildiğini belirtti. Panelde; Nilüfer Kent Konseyi Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sosyolog Doç. Dr. Berkay Aydın, Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Dr. Didem Acar ve Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Merve Karaburun konuşmacı olarak yer aldı. Türk Psikologlar Derneği ve Genç Psikologlar Meclisi paydaşlığında gerçekleştirilen panelde, ruh sağlığı okuryazarlığının önemi çok yönlü olarak ele alındı. Mahallede farkındalık için poster atölyesi Projenin ikinci aşaması ise Karaman Mahallesi Muhtarlığı ile Karaman Kadın Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği iş birliğinde gerçekleştirildi. Aralık ayında düzenlenen Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Paneli’nin kazanımları doğrultusunda, Karaman Mahallesi’nde Poster Hazırlama Atölyesi düzenlendi. Atölyede, mahalle sakinleri ile topluluk üyesi üniversite öğrencileri bir araya gelerek ruh sağlığı temalı posterler hazırladı. Hazırlanan posterlerin, pilot çalışma bölgesi olan Karaman Mahallesi’nde ilerleyen süreçte farkındalık oluşturmak amacıyla kullanılacağı ifade edildi. Kadınlardan yoğun ilgi Atölyeye katılan Karaman Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, ruh sağlığına dair merak ettikleri sorulara uzmanlar ve öğrenciler aracılığıyla yanıt buldu. Samimi ve etkileşimli bir ortamda gerçekleşen etkinlikte katılımcılar keyifli ve öğretici anlar yaşadı. Proje ekibi, Karaman Mahallesi’ndeki pilot uygulamanın ardından farklı mahalle muhtarlıklarıyla iş birliği yaparak üçüncü etaba geçmeyi planlıyor. Muhtar Hatice Avcı: “Mahallemiz adına gurur duyuyoruz” Karaman Mahallesi Muhtarı Hatice Avcı, pilot mahalle olarak seçilmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Avcı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Karaman Mahallesi’nin böylesine anlamlı ve toplumsal faydası yüksek bir projede pilot bölge olarak seçilmesi bizler için büyük bir mutluluk. Özellikle kadınlarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığı konusunda bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Bu tür çalışmalar, mahalle kültürünü güçlendirdiği gibi bireylerin kendilerini daha güvende ve değerli hissetmelerini sağlıyor.” Avcı, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan iş birliklerinin mahalleler için önemli bir kazanım olduğuna dikkat çekerek, projede emeği geçen akademisyenlere, öğrencilere ve organizasyon ekibine teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.