Hava Durumu

#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa basınının usta kalemi Yılmaz Akkılıç, belgeselden kitaba taşındı Haber

Bursa basınının usta kalemi Yılmaz Akkılıç, belgeselden kitaba taşındı

Bursa basınının unutulmaz ağabeyi, Atatürkçü bir asker ve bir tarih neferi Yılmaz Akkılıç, vefatının 16. yılında vefa dolu bir eserle bir kez daha anılıyor. Gazeteci-yazar Tayfun Çavuşoğlu’nun uzun soluklu bir emeğin sonucunda hayata geçirdiği belgesel proje, bu kez kapsamlı bir sözlü tarih çalışması olarak kitaplaştı. IQDRAFT tarafından yayımlanan eser, yalnızca bir vefa projesi değil, aynı zamanda Bursa’nın yakın siyasi ve basın tarihine ışık tutan zengin bir arşiv niteliği taşıyor. “MESLEK HAYATIMIN EN ÖZEL VE DUYGUSAL PROJESİ” Kitabın sunuş yazısında, bu çalışmanın kendisi için taşıdığı derin anlamı ve hissettiği huzuru paylaşan Yazar Tayfun Çavuşoğlu, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Bursa’nın basın tarihine, yerel tarih araştırmalarına ve entelektüel birikimine ömrünü adamış olan Yılmaz Akkılıç ağabeyimizi vefatının 16. yılında anarken, meslek hayatımın en özel ve en duygusal projelerinden birini tamamlamış olmanın huzurunu yaşıyorum.” Yolculuğun gazeteci Yüksel Baysal’ın anma önerisiyle başladığını, süreç içinde Nilüfer Belediyesi’nin desteği ile kapsamlı bir belgesele dönüştüğünü belirten Çavuşoğlu, projenin prömiyerinin 28 Nisan 2026 gecesi Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin de katılımıyla gerçekleştirildiğini hatırlattı. “SUSMAK DA BİR EYLEMDİR” SLOGANI YENİDEN GÜNDEMDE Yılmaz Akkılıç’ın sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmasına neden olan ancak bugün adalet ve onurlu duruşun simgesi haline gelen tarihi cümlesi, esere adını verdi: “Susmak da bir eylemdir!” Çavuşoğlu, Akkılıç’ın hayatı boyunca susmayan, aksine kalemiyle, kütüphanesiyle ve kentine olan aşkıyla sürekli üreten bir isim olduğunun altını çizerek, bu eserle onun sesini ve mücadelesini gelecek nesillere aktarmayı amaçladıklarını vurguladı. Kitap; ana belgesel metninin yanı sıra Bursa’nın siyaset, hukuk ve basın dünyasından 20 ayrı konuşmacının anlatımlarından oluşan “Kamera Arkası” bölümlerinin tam metin deşifrelerini ve döneme ait fotoğrafları bir araya getiriyor. Eserde; Ertuğrul Yalçınbayır, Mustafa Bozbey, Yahya Şimşek, Asude Şenol, Ali Arabacı, Erhan Sevimli, Mithat Kırayoğlu, Şahin Gençal, Mümin Ceyhan, Hacı Tonak, Yüksel Baysal, Mehmet Ali İnan, Necati Kartal, Nuri Kolaylı, Kadri Güler, Mutlu Esendemir, Şadi Özdemir, Teoman Alper, Yener Akkılıç ve Tayfun Çavuşoğlu’nun tanıklıkları yer alıyor. 1970’lerin çalkantılı siyasi atmosferinden yerel basının gelişim çizgisine kadar pek çok kritik konunun ele alındığı çalışma, sözlü tarih alanında önemli bir boşluğu dolduruyor.

TYSD Mudanya Şubesi 103. yılda Ata’nın huzurunda Haber

TYSD Mudanya Şubesi 103. yılda Ata’nın huzurunda

Mudanya’da 120 üyesiyle faaliyet gösteren Türkiye Yardım Sevenler Derneği (TYSD) Mudanya Şubesi, Cumhuriyet’in 103’üncü yılı etkinlikleri kapsamında Anıtkabir’i ziyaret etti. Mudanya Mütarekesi’nin tarihi önemi ile Cumhuriyet değerlerine olan sarsılmaz bağlılıklarını yineleyen Mudanyalı üyelerin Ankara programına, TYSD Genel Başkanı Dilek Bayazıt ve dernek yönetimi de eşlik etti. Anıtkabir’deki törende Mudanya Şube Başkanı Nuray Uzer tarafından mozoleye çelenk sunumu ve saygı duruşu ardından üyeler, Misak-ı Milli Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. “CUMHURİYET DEĞERLERİNDEN SAPMAYACAĞIZ” TYSD Genel Başkanı Dilek Bayazıt, özel deftere yazdığı mesajında, derneğin 98 yıldır iyilik, yardımlaşma ve dayanışma ilkeleriyle hareket ettiğini vurguladı. Bayazıt, mesajında; "Bize emanet ettiğiniz Cumhuriyet’i; aklın ve bilimin ışığında, laiklik, eşitlik ve adalet anlayışıyla korumaya devam edeceğiz. TYSD Atatürk Eğitim Burslu öğrencilerimizle birlikte, Cumhuriyetimizi daha ileriye taşımak için her zamankinden daha çok çalışacağımıza söz veriyoruz. İlelebet siz, ilelebet Cumhuriyet!" ifadelerini kullandı. TYSD Mudanya Şube Başkanı Nuray Uzer de Atatürk’ün kadınların toplumda eşit ve güçlü bireyler olarak yer almasına yönelik anlayışına dikkat çekti. Uzer, Cumhuriyet’i sonsuza kadar yaşatma kararlılığını dile getirerek dernek olarak iyiliği çoğaltmaya ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini kaydetti.

Bursa Barosu’nda Yener Poroy dönemi resmen başladı Haber

Bursa Barosu’nda Yener Poroy dönemi resmen başladı

Bursa Barosu’nun yeni başkanı Av. Yener Poroy ve yönetim kurulu üyeleri, Adalet Sarayı Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törenin ardından göreve başladı. Genel kurul divan başkanı Av. Haluk Sivri’nin anıta çelenk sunmasıyla başlayan törende, Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törenin ardından Adalet Sarayı Konferans Salonu’na geçildi. POROY’A CÜBBESİNİ ÖNCEKİ BAŞKAN GİYDİRDİ Haluk Sivri başkanlığındaki divan heyetinde Av. Zekiye Tiryaki, Av. Naci Özçelik ve Av. Didem Koçaker Güler yer aldı. Sivri’nin açış konuşmasının ardından, Bursa Barosu Başkanlığı’na seçilen Yener Poroy’a cübbesini önceki başkan Av. Metin Öztosun giydirdi. Poroy’un mazbatasını ise Haluk Sivri takdim etti. Divan heyetine anı plaketi sunan Poroy, konuşmasında görevi devralmanın taşıdığı sorumluluğa dikkat çekti. Yeni Baro Başkanı Av. Yener Poroy, “Bugün burada, sıradan bir görev değişiminin çok ötesinde; emeğin, onurun, sorumluluğun ve köklü bir hukuk mücadelesinin bayrağını devretmek ve devralmak üzere bir aradayız. Bu bayrak, yalnızca bir makamın değil; hukukun üstünlüğüne, adalete ve savunmanın bağımsızlığına adanmış ortak irademizin simgesidir” dedi. Görevi devredenlere teşekkür eden Av. Poroy, geçmişin birikimini geleceğin umuduyla buluşturacaklarını belirterek, “Görevler el değiştirir, unvanlar değişir; ancak adaletin sesi, savunmanın onuru ve hukuka bağlılık kararlılıkla yaşamaya devam eder” ifadelerini kullandı. Poroy, devir teslimin Bursa Barosu’na, mesleğe ve adalet mücadelesine güç katmasını diledi. ADAYLARDAN YENİ YÖNETİME BAŞARI DİLEĞİ Bu arada seçimde başkan adayı olan Av. Aslı Evke Yetkin, Av. Okan Dursun, Av. Servet Sarıca ve Av. Sibel Özbudak da konuşmalarında seçmen iradesine saygının önemini vurguladı. Adaylar, yeni yönetimin Bursa Barosu ve hukuk camiası için hayırlı olmasını diledi. Törenin devamında yönetim, denetleme ve disiplin kurulları ile Türkiye Barolar Birliği delegeleri ve yönetim kurulu genç temsilcileri arasında görev devir teslimi yapıldı. YENİ KURULLARDA GÖREV ALAN İSİMLER Yönetim Kurulu: Erhan Yaşbey, Yavuz Selim Beycioğlu, Sena Canbek Uçkun, Seda Özdeğirmenci, Tuğba Şentürk Yılmaz, Faik Vatansever, Çağrı Ünal, Fikriye Merve Evin Kayrak, Egemen Avcı ve Aydan Ayhan. Denetleme Kurulu: Emine Tuba Satış, Gülşah Kocacıklı Ünen ve Abdülhamit Batuhan Sarsıcı. Disiplin Kurulu: Ülkü Şimşek, Nisa Ören, İlayda Kara, Alper Pekcan ve Mustafa Tayfun Gündoğdu. TBB Delegeleri: Ayşe Gonca Gülçin, Mücahit Avcu, Gürkan Altun ve Dinçer Cesur. YK Genç Temsilcileri: Alp Yağız Şimşek, Attila Cengiz Yazıcı, Bengisu Akkan, Efe İsmail Toklar, Emine Nur Yüce, Emre Can Kutlubay, Ezgi Tokyürek, Ferdane Karagöz, Görkem Acar, İpek Zeybel, İrem Alp Eğen, Kağan Unan, Kaya Sezgin, Merve Abi Bozan, Miray Nur Akgün Kızılsoy, Muhammet Emin Erol, Muhammet Sait Memiş, Sevinç Nur Çetin, Şeyda Akmeşe ve Tahir Can Özdurak.

Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de Unutulmaz Bir Buluşmaya İmza Attı Haber

Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de Unutulmaz Bir Buluşmaya İmza Attı

Bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle başladı. Festivalin ilk gününde “Ayşe”, ikinci gününde “Sisler Bulvarından Geçtim” izleyiciyle buluştu. Festival kapsamında gerçekleştirilen son gösterimde ise “Mukadderat” sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Gösteriminin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç, öğrencilerle söyleşide bir araya geldi. Öğrenciler, filmle ilgili merak ettikleri soruları oyuncu ve yönetmene yöneltirken, Gürbüz ve Güç soruları samimiyetle yanıtladı. Söyleşide ayrıca Klinik Psikolog Deniz Ağar ve Alperen Ak da filmin verdiği mesajlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bu Ülkeye Ait Olan Mizahla Beraber Keyifli Bir Yolculuğa Çıkıyoruz” Filmin senaryosunun gerçek bir yaşam hikayesinden esinlendiğini ifade eden Mukadderat Filmi Yönetmeni Nadim Güç, “Senaristimiz Erdi, bu hikayenin kendi annesinin hayatından ilham aldığını söylemişti. Filmde kurgusal olarak babasının vefat ettiği bir durum oluşturuldu. Aslında bu konu toplumda hala tabu olarak görülen sert bir mesele. Erkekler açısından aynı durum bu şekilde değerlendirilmezken, kadın söz konusu olduğunda farklı bir bakış açısı ortaya çıkıyor. Biz de hikayeye bu yüzden çarpıcı bir başlangıç yapmak istedik. Başka ülkelerde oldukça normal karşılanabilecek bir durum, bizim toplumumuzda şaşkınlıkla karşılanabiliyor. Ne kadar eğitimli olursak olalım, bir kadının eşini kaybettikten sonra yeniden evlenmek istemesini içimizde sorgulayabiliyoruz. Ancak film ilerledikçe farklı duygular ve gerçeklerle karşılaşıyoruz. Aslında anlatılan, alıştığı hayatı sürdürmek isteyen bir kadının kendini bulma yolculuğu. Tüm bunları da bu ülkeye özgü mizahla harmanlayarak keyifli bir anlatıyla sunuyoruz ” diye konuştu. Aslıhan Gürbüz’den Samimi Karakter Analizi Söyleşide öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtlayarak filmde canlandırdığı Reyhan karakterine dair değerlendirmeler yapan usta oyuncu Aslıhan Gürbüz ise şu açıklamalarda bulundu: “Bence Reyhan’ın en büyük meselesi, güçlü kadın olma travmasıydı. Özellikle küçük yerlerde büyüyen insanlar bunu daha iyi anlayacaktır. Ben de İnegöl’de büyüdüm. Oradan çıkıp başka bir yerde eğitim almak ve sevdiğin işi yapmak gerçekten zor ve travmatik bir süreç olabiliyor. Reyhan karakterinde de bunu görüyoruz. Dışarıdan bakıldığında kaçıyormuş gibi görünse de aslında geride bıraktıklarını kurtarma sorumluluğunu taşıyor. Üstelik bu sorumluluğu kendisi seçmedi, ona verildi. Ailenin en çok yük taşıyan, en çok yorulan evladı olmasına rağmen neden daha az sevildiğini sorguluyor. Kardeşi olanlar bunu iyi bilir, insan zaman zaman anne babasının diğer kardeşi daha çok sevdiğini düşünebilir. Benim de bir erkek kardeşim var ve uzun yıllar onun daha çok sevildiğini düşündüm. Reyhan’ın da benzer kırılmaları ve travmaları var. Filmde anlatılan eşitlik, hak, hukuk ve adalet meselesi aslında önce evde başlıyor. Mirasın paylaşımı da bunun önemli bir parçasıydı. Benim karaktere yaklaşım motivasyonum daha çok bunlardı. Diğer süreçlerde ise yönetmenim ve oyuncu partnerlerimle birlikte karakteri geliştirdik. Filmde en sevdiğim sahnelerden biri, Reyhan’ın erkeklere bağırdığı sahneydi. O sahnede bağırmaktan sesim kısılmıştı. Çünkü bazen hepimizin içinden, avazımız çıktığı kadar bağırmak geliyor.” Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Oyuncu Aslıhan Gürbüz ve Yönetmen Nadim Güç’e günün anısına teşekkür hediyesi takdim etti.

Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması Haber

Nilüfer’de demokrasi ve barış buluşması

Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var! Haber

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var!

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi. İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. OKUL İKLİMİ GÜVEN VE ADALET ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİ Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu. Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu. AİLE VE OKUL EŞGÜDÜMLÜ HAREKET ETMELİ Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” diye konuştu. Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi. Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu. GENÇLERİ YARGILAMAK YERİNE ANLAMAYA ÇALIŞMAK GEREKİYOR Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.